- HTŞ’nin kaçırdığı gazeteci Eva Maria Michelmann: “Halep, İdlib ve Şam’da cezaevlerinde tutuldum. Dayak ve elektrik verilerek yapılan işkence, bu rejimin sorgulama yöntemleri. Siviller kaçmaya çalışırken vuruluyor ve sokak ortasında infaz ediliyor.”
- “Almanya'da koruma arayan hiç kimse Suriye'ye geri dönmeye zorlanmamalı. HTŞ rejiminin işkence hapishanelerindeki hiç kimse kaderine terk edilmemeli. Ahmet Polad, gazeteciler ve siyasi tutsaklar, rejimin elinden kurtarılıncaya kadar mücadeleyi sürdürmeliyiz.”
Reqa’da HTŞ tarafından alıkonulan Alman gazeteci Eva Maria Michelmann, özgürlüğüne kavuşmasının ardından yaşadıklarını anlattı. Almanya'nın Köln kentinde düzenlenen basın toplantısına video mesaj gönderen gazeteci Eva, “HTŞ rejiminin herhangi bir şekilde demokratik olduğuna lütfen inanmayın! Bu rejimin uygulamaları insanlık dışıdır” diyor.
Eva, 18 Ocak'ta Özgür Tv programcısı Ahmet Polad ile birlikte kaçırılmış, yürütülen mücadele sonucu 19 Haziran'da özgürlüğüne kavuşmuştu. ETHA Gönüllü Muhabiri Eva'nın mesajı şöyle: "Herkese merhaba. Benim adım Eva Maria Michelmann. Senenin başından itibaren Suriye'de aylar boyunca mutlak tecrit altında tutuldum. Penceresiz bir odada tek başıma hapsedildim.
Bana, sanki bütün dünya beni unutmuş gibi, kimsenin beni arayıp sormayacağı, Alman makamlarının benimle ilgili yapılan hiçbir başvuruya yanıt vermediği söylendi. Aynı zamanda dış dünyayla iletişimim kesildi.
Dayanışma sonuç verdi
18 Ocak'ı 19 Ocak'a bağlayan gece bana ne olduğundan muhtemelen kimsenin haberdar olmadığını düşündüm. Aylar boyunca, beni tanıyan ve seven insanların ölmüş olduğumu sandığını düşünmek zorunda kaldım. Almanya'ya vardığımda ise tüm bunlara rağmen umudun hiçbir zaman kaybedilmediğini ve binlerce, hatta on binlerce insanın akıbetimi sorduğunu ve serbest bırakılmam için çaba gösterdiğini öğrendim.
Böylesi bir durumda, kendini sorumlu hisseden bu kadar çok insanın olduğunu görmek beni çok mutlu ediyor. Yaptığı haberler, iktidardaki bir rejim tarafından tehdit olarak görüldüğü için kaçırılan ve işkence gören gazetecilerin yanında duran Almanya'da binlerce insanın olduğunu bilmek gerçekten çok güzel.
Bu bağlamda, bu süre boyunca özgürlüğüm ve eleştirel gazetecilik hakkı için mücadele eden herkese en içten teşekkürlerimi sunmak istiyorum. Özellikle aileme, çalışma arkadaşlarıma ve dostlarıma teşekkür etmek istiyorum.
Bir hapishaneden diğerine
Hayatta olup olmadığımın bile gizlendiği en umutsuz anlarda bile umudunuzu yitirmediniz ve mücadelenizden vazgeçmediniz! Bu kadar güçlü olduğunuz için teşekkür ederim! Ahmet Polad ve tüm gazeteciler ve siyasi tutsaklar, Suriye'deki HTŞ rejiminin elinden kurtarılıncaya kadar mücadeleyi sürdürmeliyiz! Ben de Suriye'de aylar boyunca bir hapishaneden diğerine, bir sorgudan diğerine götürüldüm. İlk olarak uzun süre Halep'teki sözde ‘İç Güvenlik Komuta Merkezi’nde tutuldum.
Daha sonra Halep'te, sorguların işkence uygulanarak yapıldığı başka bir hapishaneye nakledildim. Oradan da İdlib'deki bir kadın cezaevine götürüldüm. Orada ilk kez diğer tutuklularla temas kurabildim.
Kadınlar işkence koşullarında
İdlib'deki cezaevinde bulunan kadınların çoğu, HTŞ'nin Aralık 2024'te iktidarı ele geçirmesinden önce de yıllarca HTŞ tarafından esir tutulmuş ve işkence görmüştü. İdlib'den sonra Şam'da toplam üç farklı cezaevine götürüldüm. Cezaevlerinden birinde, çoğunluğu Alevi olan 15 kadınla birlikte, küflü duvarları olan küçücük bir odaya hapsedildik. Örneğin kapının önünde, beş kadın sadece iki yatak üzerinde uyuyorduk. Kadınların birçoğu aylardır o koşullarda tutuluyordu.
‘Mahkeme’ olarak adlandırılan başka bir cezaevinde ise yirmiden fazla kadın, tamamen beyaz seramikle kaplı küçük bir odada, yataksız şekilde tutuluyorduk. Son olarak annelerin, çocukların ve henüz yürümeyi bile öğrenmemiş bebeklerin bulunduğu bir cezaevinde kaldım. Kuşkusuz bana nasıl olduğumu sormak isteyen birçok insan vardır.
Onlarca kayıp ve tutsak var
Şu anda bütün duygu ve düşüncelerim, öncelikle hâlâ kayıp olan veya tutsak bulunanlarla birlikte. Son aylarda yaşadıklarımı ve tanık olduklarımı sindirebilmem için biraz daha zamana ihtiyacım var. Bu nedenle bu basın toplantısına yalnızca bir video mesajıyla katılmamı anlayışla karşılamanızı rica ediyorum.
Suriye güvenli değil
Ama şimdiden son derece açık bir şekilde şunu belirtmek istiyorum; HTŞ rejiminin herhangi bir şekilde demokratik olduğuna lütfen inanmayın! Bu rejimin uygulamaları insanlık dışıdır. Dayak ve elektrik verilerek yapılan işkence, bu rejimin hapishanelerinde sıradan sorgulama yöntemleri olarak uygulanmaktadır. Siviller kaçmaya çalışırken vurularak öldürülmekte ve sokak ortasında infaz edilmektedir. Hayır, Suriye güvenli değildir! Almanya'da koruma arayan hiç kimse sınır dışı edilerek Suriye'ye geri dönmeye zorlanmamalıdır! Ve HTŞ rejiminin işkence hapishanelerindeki hiç kimse kaderine terk edilmemelidir.
Direnen herkese çağrı
Fakat farklı bir çağrı ise bunlara rağmen Suriye'de direnmeye devam edecek cesareti ve gücü kendinde bulabilen herkese yapılan çağrıdır. Bu, yaşam ve sağlık açısından bütün tehlikelere rağmen Suriye'de yaşamayı seçme çağrısıdır. İnsanların bir gün eşit haklara sahip olarak, dayanışma ve barış içinde birlikte yaşayabilecekleri bir Suriye için mücadele etme çağrısıdır. Bu, insanların sınır dışı edilerek yapmaya zorlanabilecekleri bir şey değildir. Bu, insanların ancak gönüllüce, özveriyle, ülkelerine ve halkına duydukları derin bir bağlılıkla yapabilecekleri bir şeydir. Suriye, Rojavayê Kurdistan'ın yurdudur. Suriye; Ermeni, Arap, Pomak, Çerkes, Asuri, Süryani, Alevi ve daha birçok halkın ve inancın yaşam alanıdır; aynı zamanda kadim Aramice dilinin ayakta kaldığı son yurtlardan biridir.
Rojava, tüm dünyaya örnektir
Ve Suriye, eşit temsiliyet ilkesini esas alan eşbaşkanlık sisteminin, geniş bölgelerde siyasal bir prensip olarak uygulandığı tek ülkedir; bu uygulama ülkenin Kürt nüfusunun yoğun olduğu kuzeyinde, Rojava'da hayata geçirilmiş ve kadın hakları mücadelesinde tüm dünyaya örnek olmuştur. Tüm faşist İslamcı karanlığa rağmen Suriye, insanlık tarihidir; Suriye, umuttur. İnsanların mutlu ve güven içinde yaşayabileceği bir Suriye umudumuzdan vazgeçmeyelim! Suriye'yi yalnız bırakmayalım!
İfade özgürlüğünü ve eleştirel gazetecilik hakkını birlikte savunmaya devam edelim! Ahmet Polad'a özgürlük, tüm politik tutsaklara özgürlük!" HABER MERKEZİ
***
Ahmet Polad’ı bırakın
Eva ve Ahmet için Özgürlük İnisiyatifi, 5 ayı aşkın süredir esir olan ETHA muhabiri ve Özgür TV çalışanı gazeteci Ahmet Polad için açıklama yaptı. Brüksel’deki Gare Centrale’de yapılan açıklamada Polad’ın durumuna dikkat çekildi: “Eski hücre arkadaşlarından edinilen bilgilere göre yaralı olduğu ve Halep’te tutulduğu tahmin edilen Polad’ın sağlık durumu, suçlamaları ve tam tutulma yeri hakkında hiçbir resmi bilgi verilmiyor. Hukuki temsilden, ailesinden ve bağımsız doktorlardan tamamen koparılan gazetecinin Türkiye’ye transfer edilmesi durumunda, Kürt halkının mücadelesini belgelediği için ağır hapis cezalarıyla karşı karşıya kalacağı belirtiliyor. Polad’ın serbest bırakılması için Gazetecileri Koruma Komitesi, People's Bridge, Rights Monitor Syria, Civaka Azad ve Almanya’daki Kürt İnsan Hakları Merkezi Konseyi gibi çok sayıda uluslararası kuruluş da destek veriyor. Şimdi sıra gazeteci arkadaşımız Ahmet Polad’ın özgürlüğünde.”