
Almanya’da 22 Eylül’de yapılan genel seçimlerden sonra beklendiği gibi Angela Merkel, Hristiyan Birlik Partileri (CDU/CSU) ve Sosyal Demokrat Parti’den (SPD) oluşan “Büyük Koalisyon” hükümetinde başbakanlık görevini sürdürecek. Federal Meclis’te dün yapılan oylamada Merkel, 621 oydan 462’sini alarak üçüncü kez “Şansölye” seçildi. Oylama sonrası Cumhurbaşkanı Jaochim Gauck’tan atama belgesini alan 59 yaşındaki Merkel ardından Federal Meclis’te yemin ederek yeni dönemine başladı. Büyük Koalisyon Hükümeti, Meclis’teki yemin töreninin tamamlanmasının ardından ilk Bakanlar Kurulu toplantısını da yaptı. Böylelikle yaklaşık üç ay süren hükümet kurma süreci tamamlanmış oldu.
Kabine görevine başladı
Yeni hükümet kabinesi beşi Hristiyan Demokrat Birlik (CDU), üçü Hristiyan Sosyal Birlik (CSU) ve altısı Sosyal Demokrat Parti (SPD) milletvekili olan bakanlardan oluşuyor. SPD lideri Sigmar Gabriel, iktisat ve enerjiden sorumlu ‘Süper Bakan’ olarak Başbakan Yardımcılığı’nı da üstlenecek. SPD’nin Meclis Grup Başkanı Frank-Walter Steinmeier 4 yıl aradan sonra Dışişleri Bakanlığı‘na geri döndü. Merkel hükümetinin şahinlerinden sayılan ve NSA dinleme skandalındaki kriz yönetimi tavrından dolayı büyük eleştiriye maruz kalan CSU’lu Hans-Peter Friedrich ise İçişleri Bakanlığı’ndan alınarak Gıda ve Tarım Bakanı yapıldı. Ordunun dönüşümünü hızlandıran ve ‘Prusya militarizmi’ geleneğini yaşatan CDU’lu Thomas de Maizière ise 2009 ile 2010 yılları arasında üstlendiği İçişleri Bakanlığı görevine yeniden döndü. Merkel’in sağ kolu olarak görülen CDU’lu Wolfgang Schaeuble ise beklendiği gibi Maliye Bakanlığı görevine devam edecek. Suikaste uğradığı 1990’dan beri tekerlikli sandalyeye bağımlı yaşayan 71 yaşındaki Schaeuble en yaşlı bakan olmasının yanında en eski hükümet üyesi de. SPD’nin “şanssız prensi” olarak adlandırılan Saarland’ın Ekonomi Bakanı Heiko Maas’ın Adalet Bakanı seçilmesi ise sürpriz olarak nitelendirildi. SPD’li Barbara Hendricks Çevre Bakanlığı’na getirilirken; eski Çevre Bakanı CDU’lu Peter Altmaier ise Başbakanlık Müsteşarı olarak Merkel’in en yakınında olacak. Bu görevle Altmaier, Almanya’nın gizli istihbarat teşkilatının yönetiminden de sorumlu olacak. SPD içerisinde çok çabuk kariyer yapan ve Mecklenburg-Vorpommern’de Çalışma, Eşitlik ve Sosyal Güvenlik Eyalet Bakanı olarak görev alan 39 yaşındaki Manuela Schwesig ise kabinenin en genç üyesi olarak Aile, Yaşlı, Kadın ve Gençlik Bakanlığı’nı üstlendi. Genç sosyalistlerin eski lideri ve SPD Genel Sekreteri Andrea Nahles de klasik bir sosyal demokrat bakanlığı olan Çalışma ve Sosyal İşler Bakanlığı’na getirildi. Aşağı Saksonya Eyaleti eski başbakanının kızı olan ve şimdiye kadar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı olarak görev yapan “asilzade” Ursula von der Leyen ise Almanya’nın ilk kadın Savunma Bakanı oldu. Merkel’e yakınlığıyla bilinen 7 çocuklu Von der Leyen yaptığı ilk açıklamada, “Federal orduda mesleğin aile yaşamı ile uyumlu olması için uğraşacağını” söyleyerek, 255 bin kişilik personele sahip Alman ordusunu nasıl yöneteceğinin sinyalini verdi. CDU’lu Eğitim ve Araştırma Bakanı Johanna Walka ise bu görevine devam edecek. 2013’ün Şubat ayında görevi, hakkındaki intihal suçlamalarından sonra Annette Schavan’dan devralan Wanka, Merseburg Yüksekokulu rektörüydü. CSU Genel Sekreteri Alexander Dobrint Ulaşım Bakanlığı’na getirilecek ve aynı zamanda Almanya’nın dijital alt yapısından sorumlu olacak. Şimdiye kadar Ziraat Bakanlığı’nda Müsteşar olan CSU’lu Gerd Müller ise Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Bakanlığı’nın başına getirilen sürpriz isim oldu. Merkel’in seçim kampanyasını yöneten CDU Genel Sekreteri Hermann Gröhe ise Sağlık Bakanlığı’na atandı. SPD Başkan Yardımcısı Aydan Özoğuz ise devlet müsteşarı seviyesinde sayılan ve kendine ait bakanlığı olmayan Göç, Mülteci ve Uyumdan Sorumlu Devlet Bakanı olarak görev yapacak. Özoğuz doğrudan Merkel’e bağlı olarak çalışacak. CDU’lu Monika Grütters de aynı Özoğuz gibi Merkel’e bağlı Devlet Bakanı olarak kültürden sorumlu olacak.
Yeni bir şey yok!
Gazetemizin yazarlarından ve Rosa Luxemburg Vakfı Hessen Temsilcisi Murat Çakır, Almanya’nın yeni hükümetine ilişkin şu yorumu yaptı: “Almanya’daki yaygın basın ‘Büyük Koalisyon’ işe başlamadan hükümete övgüler düzmeye başladı bile. Bonn Temel Yasası’nın öngörmediği “koalisyon tutanağı” okunduğunda, Merkel başkanlığındaki yeni hükümetin eskisinin devamı olacağı görülebilir. Dün Şansölye Merkel’in üçüncü kez seçildiğini bildiren ajans haberlerinin geldiği saatlerde, Hessen’de de ilk kez bir CDU-Yeşiller hükümetinin kurulacağı haberleri gelmekteydi. Ajanslarda alt sıralara düşen bu haber aslında bir gerçeğin altını tekrar çiziyor: Alman sosyal demokratları ve Yeşilleri bu şekilde devlet partileri olarak neoliberal cephede yer alışlarını koalisyon sözleşmelerini imzalayarak resmen teyit etmiş oluyorlar. SPD, Yeşiller ve Sol Parti’nin hükümet kurma olasılığının böylelikle aritmetik bir hesap olmaktan öte gidemeyeceği de kanıtlanmış oluyor. Sonuç olarak Almanya’da yeni bir şey olmayacağı tespit edilebilir.”
HABER MERKEZİ