Günlerden 11 Eylül 2007…  Zaman, Star, Yeni Şafak ve diğer gazetelere haber ‘bomba’ gibi düşmüştü. Recep Tayyip Erdoğan’a 11 Eylül’ün yıldönümünde yapılacak suikast polis tarafından önlenmişti!

O günlerde Ergenekon, Balyoz, KCK soruşturmaları tüm hızıyla sürüyor, uydurma delil, belge ve gizli tanıklarla sendikacılar, insan hakları savunucuları, öğrenciler hapise atılıyordu.

İstanbul’da, Ankara’da, Rize’de neredeyse her ay Erdoğan’ı bir suikastten kurtaran polis destan yazıyordu.

İşte o komplolardan biri de 11 Eylül 2007’de devreye sokuldu.

Senaryoya göre üniversite öğrencisi İdris Nakcı tarafından 580 kilo TNT yüklü bir minibüs, Van’dan Ankara’ya getirildi. Polisin operasyonu sonucu ele geçirilen patlayıcı ile dönemin Başbakanı Erdoğan’a suikast yapılacağı iddia edildi.

Bu olay, tarihinde hiçbir zaman siyasi liderlere suikast düzenlemeyen PKK’ye mal edildi. İdris Nakcı 20 yıl hapse mahkum oldu. Dava sürerken Nakcı'nın avukatı Filiz Kalaycı gözaltına alındı. 8 ay hapis yatan Kalaycı, sonra Türkiye’yi terk ederek Avrupa’ya sığınmak zorunda kaldı.

Televizyonlara çıkan uzmanlar, PKK’nin taktik değiştirdiğini, KCK operasyonlarının intikamını almak istediğini anlattılar. Zaman Gazetesi, ‘PKK’nin ülkede kaos yaratmak için onlarca minibüs hazırladığını’, Yeni Şafak ise ‘PKK Ankara’yı uçuracaktı’, Star, ‘KCK-Ergenekon ortaklığı’ diye manşet attılar.

İşte geçtiğimiz ayın başında çıkan, eski Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun yazdığı ‘İn’ isimli kitabında, bomba yüklü aracın PKK’ye ait olmadığını, olayın bir Cemaat komplosu olduğunu açıkladı. Uzun’a göre 580 kiloluk bomba yüklü araç, devlete ait…

‘PKK Ankara’yı uçuracaktı’ manşeti atanlar, bu kez ‘Cemaat tezgahı’ dediler.

Ankara’daki yarım tonluk bomba komplosuna Brüksel’de bulunan Avrupa Birliği de çok farklı bir şekilde ortak oldu…

Geçen yılın başında AB, güncellediği ‘terör listesi’nde bomba yüklü araçtan PKK’yi sorumlu tuttu. PKK olayla ilgisi olmadığını açıklamasına ve üstelik daha dava sürerken AB bürokratları hiçbir araştırma yapmadan olayı PKK’ye mal etmeleri ‘terör listesi’nin hukuki, değil şaibeli ve uyduruk olduğunu gösteriyor.

2015’in Mart ve Nisan aylarında AB bir kez daha ‘terör listesi’ni güncelleyecek. Avrupa Adalet Divanı nezdinde listeye karşı hukuki süreç başlatan avukatlardan edindiğimiz bilgilere göre, AKP hükümeti Avrupa İnsan Hakları Gözlem Komisyonu’na sunduğu belgelerde bomba yüklü araç bir kez daha gündeme geldi. Ankara’da bombalı aracın Cemaatin komplosu olduğunu söyleyen AKP, Brüksel’e gönderdiği belgelerde aracın PKK’ye ait olduğunu söylüyor. 

Yine AKP, Avrupa İnsan Hakları Gözlem Komisyonu’na gönderdiği belgelerde 27 Mayıs 2009’da, Çukurca'da 7 askerin ölümüne yol açan mayın patlamasını da PKK'ye mal ediyor. Ancak olay sonrası çıkan ses kayıtları ve askeri mahkemede yapılan yargılamalar, bizzat subayların mayını döşedikleri gerçeğini ortaya çıkarmış ve sanık Tuğgeneral Zeki Es, 6 yıl 8 ay cezaya çarptırılmıştı.

Ancak Türk devletinin yalanlarına Brüksel’deki bürokratlar da seviyesiz bir şekilde ortak olmuş durumda. AB Kürt sorunu ve PKK konusunda her zaman ideolojik davranmış ve çıkarları temelinde sürekli Kürt hareketine karşı negatif bir algı oluşturmayı esas almıştır. 

Askerlerin işlediği cinayetlerden, Gülen Cemaati'nin komplolarından bile Kürt hareketini sorumlu tutan, bu kadar 'ileri demokrasi'ye sahip olduğunu söyleyen AB’nin, Kürt meselesinde uyduruk belgelere göre değil evrensel ölçüleri esas alarak bir politika belirlemesinin zamanı gelmiş bulunuyor.