- Kobanê Şehit Aileleri Meclisi üyesi Ayşe Efendî, Arîn Mîrkan’ın gerçekleştirdiği fedai eylemin Kobanê direnişinde önemli bir dönüm noktası olduğunu belirterek, Arîn’in direnişinin bugün de özgürlük mücadelesine ilham verdiğini söyledi.
- Eyleminden önce Arîn Mîrkan, kararlılığını şu sözlerle ifade etmişti: "Kobanê direnişindeki Kürt kadınlarının son sözü henüz söylenmedi. Korkmuyoruz! Sonuna kadar savaşacağız; çetelerin eline düşmektense canımızı feda edeceğiz."
Arîn Mîrkan, 5 Ekim 2014'te son sözünü, eylemiyle söyleyerek kadın direnişinin sembolü haline geldi. Arîn’in Kobanê’deki fedai direnişi, yalnızca Kürt kadınları için değil, tüm dünya kadınları için özgürlük ve direnişin simgesi olarak tarihe geçti.
DAİŞ’in 15 Eylül 2014’te Kobanê’ye yönelik başlattığı saldırıya karşı verilen direniş, dört aydan fazla süren çatışmaların ardından 26 Ocak 2015’te kentin özgürleştirilmesiyle sonuçlandı. Direnişin sembol isimlerinden biri haline gelen Yekîneyên Parastina Jin (YPJ) komutanı Arîn Mîrkan’ın Miştenûr Tepesi’nde gerçekleştirdiği fedai eylem ise savaşın seyrinde önemli bir dönüm noktası oldu.
Nujinha’dan Nûrşan Abdi’ye konuşan Kobanê Şehit Aileleri Meclisi üyesi Ayşe Efendî, Arîn Mîrkan’ın gerçekleştirdiği fedai eylemin yalnızca askeri açıdan değil, kadınların mücadeledeki rolü açısından da önemli bir anlam taşıdığını belirtti.
Eylemi savaşın seyrini değiştirdi
Arîn Mîrkan’ın fedai eyleminin Kobanê direnişinde önemli bir direnç yarattığını ifade eden Ayşe Efendî, bir kadın savaşçının böylesi bir eylem gerçekleştirmesinin geniş yankı uyandırdığını söyledi. Ayşe Efendî, Arîn Mîrkan’ın iradesi ve öncülüğünün savaşın seyrinin değişmesine katkı sunduğunu belirterek, Kobanê direnişinin özgürlük ve halkların hakları için mücadele edenler açısından bir sembole dönüştüğünü ifade etti.
Arîn Mîrkan’ın kendisinden önce mücadele içerisinde yer alan Rîvan ve Bêrîtan gibi kadın fedailerin izinden yürüdüğünü kaydeden Ayşe Efendî, onun eyleminin kadınların savaş alanındaki iradesini görünür hale getirdiğini vurguladı.
Yeni kazanımlar yarattı
Ayşe Efendî, Kobanê direnişinin aynı zamanda kadınların toplumsal ve siyasal yaşamda daha güçlü bir rol üstlenmesinin önünü açtığını belirtti. Kuzey ve Doğu Suriye’de kadınların korunmasına yönelik özel güçlerin oluşturulması ve eşbaşkanlık sisteminin uygulanmasının, kadınların yıllar boyunca yürüttüğü mücadele ve direnişin sonucu olduğunu ifade eden Ayşe Efendî, elde edilen kazanımların korunması gerektiğinin altını çizdi.
Ayşe Efendî, kadınların mücadele içerisinde karar sahibi ve öncü bir güç haline gelmesinin, Kobanê direnişinin önemli sonuçlarından biri olduğunu söyledi.
Varlığını savunma iradesi
Kobanê direnişinin yalnızca askeri bir mücadele olmadığını belirten Ayşe Efendî, direnişin Kürt halkının kendi kimliğini ve varlığını savunma iradesini de ortaya koyduğunu dile getirdi.
Dünyada Kürtlerin silahlı mücadele ve kendi kimliklerini savunma gücünü kaybettiğine ilişkin değerlendirmeler yapıldığını belirten Ayşe Efendî, Kobanê’de ortaya konulan direnişin bunun tersini gösterdiğini ifade etti.
Ayşe Efendî, Kürtlerin savaş alanından siyaset ve barış sürecine geçebileceklerini gösterdiğini belirterek, “Bugün Kürt halkı, siyasi süreci yürütmek gibi yeni ve hassas bir aşamadan geçiyor. Kürt meselesi artık dünyadaki diyalog masalarında yer alıyor. Bu da Kürt davası açısından önemli bir zaferdir” dedi. KOBANÊ
***
Çiyayê Kurmênc’in cesur kızı
Arîn Mîrkan (Dîlara Kênc), 1992’de Efrîn’in Mabeta ilçesine bağlı Mîrkan köyünde yurtsever bir ailede dünyaya geldi. Kürdistan Özgürlük Hareketi'nin bir komutanından adını alan Arîn, aynı kültür, zihniyet ve yurtsever değerlerle büyüdü.
Arîn Mîrkan, kadınların ve Kürt halkının özgürlüğü hakkındaki gerçeği kavrayarak 2007’de mücadele saflarına katıldı. Rojava Devrimi'nin başlamasıyla birlikte, devrimci faaliyetlere aktif olarak katıldı. Öz savunma güçlerinin kurulması sürecinde üç erkek kardeşiyle birlikte ön saflarda savaştı.
Komutanlık görevini üstlendi
4 Nisan 2013'te YPJ’nin kurulmasında yer aldı. Güçlü iradesiyle kısa sürede komuta görevini üstlenen Arîn Mîrkan, kadın savaşçıların örgütlenmesi, eğitimi ve geliştirilmesinde tarihi bir rol oynadı ve devrimin birçok önemli aşamasında iz bıraktı.
Haziran 2014'te DAİŞ, Musul ve Reqa’yı işgal ettikten sonra Reqa şehrini "halifeliklerinin" başkenti ilan etti. Rojava Devrimi'nin kazanımlarını yok etmeyi ve topraklarını birleştirmeyi amaçlayan DAİŞ, 15 Eylül 2014'te Kobani'ye üç taraftan tüm gücüyle saldırdı.
DAİŞ, 4 bin 350 kilometrekareden fazla bir alanda 360'tan fazla köyü kuşattı. Irak ve Suriye ordularından ele geçirdikleri ağır silahlar, tanklar ve topçu birlikleriyle bölgeye saldırdı. Bu vahşi saldırılar karşısında, YPG ve YPJ savaşçıları, Burkan El Fırat Operasyon Merkezi ile birlikte sadece hafif silahlarla direndi ve bölgedeki 400 bin sivilin katledilmesini önledi.
‘Korkmuyoruz!’
DAİŞ, Kobanê ve Miştenûr’un kapılarına ulaştığında, YPJ güçlerinden inanılmaz bir direnişle karşılaştılar. YPJ komutanı Arîn Mîrkan, 5 Ekim 2014'te Miştenûr’un zirvesinde fedai eylem gerçekleştirdi. Eyleminden önce Arîn Mîrkan, özgür kadınların kararlılığını şu sözlerle ifade etmişti: "Kobanê direnişindeki Kürt kadınlarının son sözü henüz söylenmedi. Çetelerden korkmuyoruz. Sonuna kadar savaşacağız; çetelerin eline düşmektense canımızı feda edeceğiz."
Arîn Mîrkan'ın eylemi savaşın seyrini değiştirdi, çetelerin planlarını bozdu ve dünyanın dikkatini Kobanê direnişine çekti. Arîn'in somutlaştırdığı direniş ruhu, Dilvîn Qamishlo, Nûhal, Zîn ve Savuşkayan'ın şahsında yayıldı ve 26 Ocak 2015'te Kobanê çetelerden tamamen kurtarıldı.