Armutlu Pîr Sultan Abdal Dernekleri şubesine dönük polisin hakaret de içeren bir saldırısı oldu. Hakaret dolu bu faşist saldırı karşısında Alevi örgütlerinin ve kamuoyunun tepkisinin yeterli olduğu söylenemez. Alevi gençlerinin ise sesi çıkmadı denebilir. Armutlu’da yaşananlar bundan sonra gelişeceklerin ön habercisidir. Şayet Aleviler ve demokratik çevreler bu tür saldırılara yeterince tepki vermezlerse çok daha büyük tehlikelere maruz kalacaklarını bilmek gerekir.
Faşist şef Erdoğan, 15 Temmuz askeri darbe girişimini ‘Allah'ın bir lütfu’ olarak gördüğünü çok açık beyan etmişti. Bu başarısız darbeden sonra Erdoğan birleştiği Ergenekoncularla kendi darbesini yaptı. 15 Temmuz darbesi ilk etapta Erdoğan çizgisindeki AKP’lileri hedef almıştı. Muhtemelen sonraki gelişmelere göre Kürtlere ve diğer sol demokratik çevrelere de yönelecekti. Ancak 20 Temmuz 2016 Erdoğan darbesi kendi çizgisi dışındaki herkesi hedef almıştır. En çokta Kürt halkını, demokratları, sol ve sosyalistleri. Erdoğan darbesini, siyasi yüzü MHP olan Ergenekoncularla birlikte yürütüyor. Siyasi ayağını Kılıçdaroğlu CHP’sinin temsil ettiği Ergenekoncularsa Erdoğan darbesine ‘meşruluk sağlama’ temelinde katılmıştır. Ve bu ittifak halen sürüyor.
20 Temmuz darbesinin 24 Haziran seçimlerine kadarki yürütülüş biçimi faşist şefler Erdoğan ve Bahçeli’nin seçim kazanması odaklıydı. Baskılar, tutuklamalar, kapatmalar, kayyumlar vd... tüm saldırıları oy alma hesapları üzerinden yürüttüler. Seçim kazanmak temel amaçları olduğu için özellikle HDP gündemlerindeydi. HDP’ye dönük saldırıların asıl amacıysa oylarını azaltıp baraj altı bırakmaktı. Bu başarılsaydı Kürt halkına dönük sürdürülen soykırım saldırılarını içerde ve dışarıda rahat anlatacak ve daha kapsamlı saldırılar için zemin yapacaklardı. Ve aynı zamanda çok az oyla eli altmış vekil alıp Meclis’te çoğunluk kuracaklardı. Bu nedenle HDP'nin Kürdistan'daki oylarını azaltmak temel stratejik yaklaşımlarıydı. Bu amaç çerçevesinde özellikle koruculara, kimi şeyh ve tarikatlara dönük yoğun çalıştıklarını, paralar harcadıklarını biliyoruz.
Bu kapsamdaki saldırılardan biri de Kürt halkının legal kurumlarını kapatmak oldu. Bu kurumlar içinde en dikkat çekeniyse Kürt din alimlerinin örgütlendiği Din Alimleri Yardımlaşma Ve Dayanışma Derneklerinin kapatılması oldu. Kürt halkının örgütlü kurum ve kuruluşları yanında İslam'i ancak AKP’li olmayan kesimlere dönük de saldırılar oldu. Örneğin Furkan Kur'an Kursu derneği gibi. Ancak 24 Haziran öncesinde Alevilerin örgütlü kurum ve kuruluşlarını kapatma, kayyum atama hatta tutuklama türünde çok ciddi saldırılar gelişmedi. TV-10 ve Yol TV’nin kapatılması ile TV-10 çalışanlarının tutuklanması basın-yayın organlarının seçim sonuçlarını etkileyecek özelliğinden ötürü oldu. 24 Haziran seçimlerinden önce Alevi kurum ve şahsiyetlerine dönük saldırıların diğer kesimlerden daha az olmasının asıl nedeni Alevilerin zaten AKP'ye oy vermeyeceklerini bilmelerinden ötürüdür. Yani Alevilere dönük saldırı ve baskıların AKP oyları üzerinde ciddi bir etkisinin olmadığını bildikleri için bu yaklaşımı esas aldılar. Bir diğer neden ise Alevilere dönük saldırının inançsal boyut taşımasıdır. Şayet Aleviler 24 Haziran öncesi doğrudan ve daha şiddetli hedef alınsaydı bu faşist bloğun teşhir ve tecridini çok daha fazla geliştirebilirdi. Bu da zaten kötü olan dışarıdaki imajlarını daha da kötüleştirecekti
24 Haziran seçimleri oldu. Geçmiş seçimlere göre faşist bloğun oylarında düşüş olduysa da sistemlerini kurumsallaştıracak miktarda oy ve vekil elde ettiler. Bu da 24 Haziran öncesi saldırı ve baskılarının biçim ve hedefini değiştirecekleri anlamına gelir. 24 Haziran öncesinde seçim kazanma odaklı planlarla saldırıyorlardı. 24 Haziran sonrasındaysa sistemlerini kurarken karşı çıkacak muhalifleri bastırma, teslim alma amaçlı bir politika izleyecekler. Yani Alevilere dönük 24 Haziran sonrasında adım adım diğer kesimlere yönelik saldırıların daha şiddetlisini uygulayacaklarını bilmek gerekir.
Başta Aleviler olmak üzere sol ve demokrat kesimlerin de sürekli dillendirdiği tek adam rejiminden bahsediyoruz. Tek adam rejimi demek faşist diktatörlük demektir. Faşizm her konuda tekliği isteyen ve dayatan bir sistemdir. Erdoğan-Bahçeli’nin kurmaya çalıştığı sistem kara faşizmdir. Bu kara renge uymayanlar ulusal kimlikleriyle Kürtler inançsal kimlikleriyle Alevilerdir. Bunun için 24 Haziran sonrası süreçteki saldırıların biçimi farklı ses ve renkleri ortadan kaldırma amaçlı olacaktır. Bunun Alevileri hedef alan ilk ciddi işareti Armutlu PSAKD şubesinde yaşananlardır. Ancak örgütlü Alevi kurumları ve Aleviler adına söz söyleyenlerin verdiği tepki yaşanan süreci ve Erdoğan-Bahçeli faşizmini yeterince anlamadığını göstermiştir. Daha önce Kürtlerle birlikte Alevilerin yok edici saldırılarla karşılaşacağını kapıdan içeri girmek üzere olan bu saldırganlığa karşı örgütlü her türlü mücadelenin meşru olduğunu bu mücadele verilmezse Kerbela’dan beter sonuçların ortaya çıkabileceği sıkça yazılıp çizilmiştir. Alevilerin üzerlerine gelen bu tehlikeyi çok daha ciddi hissetmelerine ihtiyaç olduğu son Armutlu’daki saldırı bir kez daha gözler önüne sermiştir.
Tarihi bilgisi olanlar Erdoğan'ın Muaviye’ye çok benzer yöntemler kullandığını iyi bilir. Muaviye halife Osman’ın öldürülmesini bahane ederek Hz. Ali’nin halifeliğini kabul etmediğini ileri sürmüştür. Hz. Ali ile çelişkisinin esası ise halife olmak istemesiydi. Bunu açıktan söyleseydi Müslümanlar kabul etmeyecekti. O da bunu bildiği için Halife Osman’ın öldürülmesini dayanak olarak kullanıyordu. Erdoğan’ın Osman’ı da 15 Temmuz darbesidir. Muaviye’nin başarı ile uyguladığı bir diğer taktikse iktidar ve para gücüyle insanları yanına çekmesidir. Örneğin Hz. Hasan’ı, eşini kandırarak zehirlettiği iddia edilir. Hz. Ali’nin kardeşi Akil’i bile para ile yanına çektiği söylenir. Demem o ki Alevilere yönelik çok değişik yol ve yöntemler kullanılarak saldıracaklar. Alevileri bölüp bir kısmını yanına çekmek, teslim olmayanları da ‘terörist’ diyerek hedef yapmayı denemek muhtemel saldırı yöntemi olacağa benziyor. Bu faşist soykırım saldırılarına karşı yegane yol öz savunma da dahil birlik içinde mücadeledir.