‘Artık konuşmak istiyorum’

Dünya Haberleri —

  • Oğlu Vili Viorel Paun’u Hanau’daki ırkçı saldırıda kaybeden baba  Niculescu Paun, yaşadıkları karşısında bir travma yaşadıklarını belirterek “artık konuşmak istiyorum” dedi.

DÎLAN KARACADAĞ / HANAU

Hanau’da ırkçı saldırıda yaşamını yitiren Romanyalı 23 yaşındaki Vili Viorel Paun’un babası Niculescu Paun, katliam günü ve  sonrasında yaşadıklarının kendileri için büyük bir travma olduğunu belirterek, “Artık konuşmak istiyorum” dedi.

Hanau’da 19 Şubat’ta ırkçı Tobias Rathjen tarafından gerçekleştirilen saldırıda aralarında Vili’nin de bulunduğu 9 kişi katledildi. İşinden eve dönerken ırkçı bir Alman tarafından arabasında katledilen Vili, ailenin tek çocuğuydu. 2015’te ailesiyle Romanya’dan Almanya’ya gelen 23 yaşındaki Vili, bir kargo şirketinde kuryelik yaparak geçimini sağlıyordu. 19 Şubat günü işinden çıkıp eve giderken, muhtemelen açık mekandan bir şeyler almak için durduğu büfe önündeki park yerinde arabasının içinde saat 22.00 sıralarında katledilmişti. Vili’nin cenazesi ancak 20 Şubat günü saat 21.00’de arabanın içinden çıkarıldı. Baba Niculescu Paun, katliam gününü ve ardından yaşadıkları ağır psikolojik durumu ilk kez gazetemiz Yeni Özgür Politika’ya anlattı.

Aile polisten şikayetçi

Vili’nin babasıyla Hanau Heumarkt meydanında, katledilen 9 gencin anılarını yaşatmak, katliamı unutturmamak ve yakınlarını kaybedenlerin aileleri arasında köprü olmak için kurulan hafıza merkezinde bir araya geldik. Vili’nin babası Niculescu Paun, “Bugüne kadar hiçbir basına konuşmadım. 5 yıldır Almanya’ya geldiğim için Almancam yetmez, anlatamam endişesiyle uzak durdum basından. Ama artık anlatmak istiyorum. Çünkü benim oğlum öldükten sonra da acı çekmeye devam etti” dedi.

Polisin yaklaşımından rahatsızlığını altını çizerek anlatan baba Paun, “Ne öldüğünü haber verdiler ne de naaşını arabadan çıkardılar; oğluma ne olduğunu öğrenmek için saatlerce ordan oraya koştum” diyerek, tepkisini dile getirdi.

Kuryelik yapıyordu

2015’te oğluyla birlikte Romanya’dan Almanya’ya geldiğini, bir yıl sonra da eşinin geldiğini belirterek, “Sürekli çalışan bir aileyiz. Zaten bu yüzden gelmiştik… Oğlum da kuryelik yapardı. Genelde eve varması gece 22.30-23.00 civarıdır” dedikten sonra, katliam günü yaşananları şöyle anlattı: “Yine o saatlerde gelmesini bekliyorduk. Eşim ve ben sabah 05.00’te işe gideceğimiz için oğlumuzun eve beklenen saatte gelmemesinin, sıradan bir gecikme olduğunu düşündük; aklımıza kötü bir şey gelmeden uyumaya gittim. Sabah 05.00’te uyandığımda her sabah yaptığım gibi oğlumun odasına gittim. Onu orada görmeyince ‘herhalde sevgilisi var ve gece onda kaldı’ diye düşündüm. Hemen oğluma telefon açtım. Beş dakika aralıklarla defalarca aradım. Cevap alamayınca endişem giderek artıyordu.”

‘Gazeteden öğrendim’

Bild gazetesinin katliam sabahı yayınladığı bir fotoğrafta, üç polisin bir arabayı kırmızı şerit ile sardığı görülüyordu. Sabah erken saatlerinde tesadüf eseri bu fotoğrafı gören baba Paun, oğlunun başına bir şeyler geldiğini o an anlıyor: “Oğlumun telefonu polisteydi; tüm ısrarlarıma rağmen saatlerce açmadılar. Kimliğini öğrenmek bu kadar zor olamaz. Üzerinde kimliği var, telefonu sürekli çalıyor; hepsi bir yana arabanın plakasından dahi kimliği çabucak ortaya çıkabilirdi. Ancak polis bunu önemsemedi, ilgilenmedi. Fotoğrafı gördükten sonra eşimle birlikte en yakın polis merkezine gittik. Basında oğlumun arabasını gördüğümüzü ve kendisini aradığımızı belirttik. ‘Burası yanlış merkez, diğerini gidin’ diyerek, bizi gönderdiler.”

Pat diye söylediler: Oğlunuz öldürüldü

Kendi çabaları ve aramaları sonucu polis merkezine vardıklarını belirten baba Paun devamla şunları anlattı: “Bize önce birer bardak su ikram ettiler. Hemen ardından soğukkanlılıkla ‘oğlunuz öldü’ denildi. Bu çok zor bir andı. Psikolojimizin ne hale geleceğini düşünmeden, umursamadan pat diye söylediler… Ardından kahve ikram etmek istediler, lakayt yaklaşımlar… Ne düşündüler acaba!? Böyle bir durumda nasıl bir yaklaşımdır ki bu, duygularımızı yok sayarak böylesi acı bir haberi bu şekilde veriyorlar.” Baba Paun, tüm bu yaşadıklarının kendilerinde ciddi bir travmaya yol açtığını aktardı.

23 saat sonra arabadan çıkarıldı

Polis merkezinde oğlunun Frankfurt’ta hastaneye kaldırıldığı bilgisinin verildiğini belirten baba Paun, Hanau’un Kesselstadt semtinde katledilen oğlu Vili’nin 23 saat katledildiği arabada kaldığını öğreniyor. Baba Paun “19 Şubat saat 22.00 civarı katledilen oğlumun naaşı saat 20.00’den sonra arabanın içinden çıkarıldı. Bakın, Romen veya Türk polisinden söz etmiyorum; Alman polisinden söz ediyorum…” dedi.

Soruşturma paylaşılmıyor!

“Polis isteseydi bir şekilde bize ulaşırdı. Tüm çabalarımıza rağmen oğlumuzun öldürülmesini öğrenmemiz saatler sürdü. Polisin umurunda değil, oğlum ölmüş, duygularımız var…” diyen baba Paun gizlilik kararı bulunan soruşturmayla ilgili de kendileriyle herhangi bir bilgi paylaşılmadığını sözlerine ekledi.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.