- Saksonya-Anhalt'ta AfD, anketlerde açık ara önde. Uzmanlar, aşırı sağın yükselişini “faşist bir hareketin güçlenmesi” olarak değerlendiriyor.
Almanya’da Eylül ayında ülkenin dört eyaletinde sandık kurulacak. 6 Eylül'de doğu eyaleti Saksonya-Anhalt'da düzenlenecek eyalet parlamentosu seçimleri ise ülkenin siyasi geleceği açısından önemli bir eşik olarak görülüyor.
Aşırı sağcı Almanya için Alternatif'in (AfD) açık ara önde götürdüğü bu yarışın ardından iki eyalette daha seçmenler sandık başına gidecek.
20 Eylül'de başkent ve aynı zamanda eyalet olan Berlin'de ve ülkenin kuzeydoğu eyaleti Mecklenburg-Vorpommern'de seçmenler eş zamanlı olarak seçimler düzenlenecek. Aşağı Saksonya da 13 Eylül'de sandık başına gidecek.
Oy oranı güncel anketlere göre yüzde 42'ye çıkan AfD'nin bu sonuçlarla ilk kez bir eyaletin yönetimini üstlenebilme ihtimali bulunuyor. Saksonya-Anhalt'ta AfD'nin sandıktan birinci parti olarak çıkması halinde, ülke tarihinde bir ilk yaşanacak. İlk kez iç istihbarat teşkilatı tarafından "kesin olarak aşırı sağcı" olarak sınıflandırılan bir parti bir eyalet seçiminde zaferini ilan etmiş olacak. Ancak parti mutlak çoğunluğu sağlayamazsa seçimlerden birinci çıksa bile muhalefette kalabilir. Bunun temel nedeni, Almanya'daki diğer siyasi partilerin şimdiye kadar AfD ile koalisyon ya da işbirliği yapmayı reddetmiş olmaları.
Saksonya-Anhalt neden önemli?
Nüfusu yaklaşık 2 milyon 100 bin olan Saksonya-Anhalt'ta genç nüfusun oranı oldukça düşük. Eyaletteki yaş ortalaması 2024 yılında 48,3 olarak kaydedildi. Almanya genelinde ise aynı yıl için ortalama yaş 44,9 olarak kayıtlara geçmişti.
Düşük doğum oranları ve eyaletin yoğun biçimde göç vermesi Saksonya-Anhalt'ta kaydedilen yüksek ortalama yaşın başlıca nedenleri olarak öne çıkıyor. Azalan ve yaşlanan nüfus, eyalette birçok sorunu da beraberinde getiriyor. Örneğin bazı hastaneler doğum servislerini kapatmak zorunda kalıyor, bazı tren hatları kaldırılıyor, ekonomik büyüme de zayıf seyrediyor. Yaklaşık 25 milyar euro kamu borcu bulunan Saksonya Anhalt, kişi başına düşen kamu borcu açısından Almanya'nın geniş yüzölçümlü eyaletleri arasında üst sıralarda yer alıyor.
Eyalette eğitim alanında da iyileştirme ihtiyacı göze çarpıyor. 2025 Eğitim Monitörü'nde13'üncü sırada yer alan Saksonya-Anhalt'ta öğrencilerin yaklaşık yüzde 10'u resmi olarak tanınan bir temel eğitim diploması (Hauptschulabschluss) almadan okuldan ayrılıyor.
Buna karşılık eyalet, enerji dönüşümü alanında görece başarılı kabul ediliyor ve Almanya'nın öncü bölgelerinden biri olarak görülüyor. 2023 yılında brüt elektrik tüketiminin yüzde 40'tan fazlası yenilenebilir enerji kaynaklarıyla karşılandı. Ayrıca yüzde 65,5'lik istihdam oranı, Almanya ortalamasının üzerinde bulunuyor.
‘Faşist bir hareketin güçlenmesi’
Öte yandan, AfD’nin anketlerde birinci parti hâline gelmesi, ülkede otoriterleşme endişelerini artırıyor. ARD-Deutschlandtrend’e göre AfD yüzde 28 ile zirvede; hükümete yönelik memnuniyetsizlik ve “köklü değişim” talebi büyüyor. Bu atmosferde tarihçi Ilko-SaschaKowalczuk, AfD’nin yükselişini “faşist bir hareketin güçlenmesi” olarak değerlendiriyor.
Radyo Kassel’de yer alan haberde Kowalczuk, AfD’nin yalnızca sağ radikal bir parti olmadığını, açıkça faşist bir hareket olduğunu belirtiyor. Ona göre AfD seçmenleri ne yaptıklarının farkında ve partinin iktidara gelmesi hâlinde yaşanacak sonuçlardan sorumlu olacaklar.
Korku ve karamsarlık siyaseti
Tarihçiye göre AfD, tıpkı Trump ve Meloni gibi, seçmenlere “güvenlik” vaat eden bir siyaset yürütüyor. Bu güvenlik vaadi çoğu zaman geçmişi idealize eden bir anlatıya dayanıyor. AfD’nin Doğu Almanya’yı “düşük suç, yüksek güvenlik, sosyal istikrar” dönemi olarak sunması da bu stratejinin parçası.
‘Yeni bir otoriter çağın eşiğindeyiz’
Dijitalleşme ve küreselleşmenin yarattığı belirsizlik, insanlarda güvenlik arayışını artırıyor. Kowalczuk, bu ortamın dünya genelinde otoriter hareketleri güçlendirdiğini ve Almanya’nın da bu dalganın bir parçası olduğunu düşünüyor.
Kowalczuk, demokrasinin ancak yurttaşların aktif katılımıyla korunabileceğini vurguluyor. Sivil toplumda yer almak, siyasi partilere katılmak ve seçimlerde oy kullanmak gerektiğini belirtiyor. BERLİN