Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye’yle müzakereleri dondurma kararı aldı. AKP hükümeti bu kararı yok hükmünde gördüğünü açıkladı. Avrupa bu kararı neden aldı? AKP kurulduğunda ve hükümet olduğunda AB’ye girmek için uğraş vereceğini açıklamıştı. Bazı yasal düzenlemeler yaptı. Halkta ve Avrupa başkentlerinde iyimser rüzgarlar estirdi. Şimdi geldiği nokta ise bunun tersidir.
Türkiye nasıl AB’ye girecekti? AB’nin üyelik şartları var. Türk hükümetleri üye olmak için başvuru yapıyorlar. Bu doğal olarak üyelik şartlarını kabul etmek anlamına gelir. Bunun için de Türkiye ile görüşmeler yapıldı. Bir yol haritası çizildi. Türkiye’nin uyacağı kurallar belirlendi. Bunu da “Kopenhag Kriterleri” diye isimlendirdiler. Bu koşullar yokmuş gibi Erdoğan şimdi kabadayılık yapıp AB’yi aşağılıyor, hakaret ederek “siz kim oluyorsunuz” diyor. Sanki AB, Ankara birliğine girmek için başvurmuş da Erdoğan şartlarını onlara dayatıyor.
Avrupa, Erdoğan’ın darbe girişimini fırsat bilerek karşı darbe yapmasını ve OHAL’e dayanarak muhalefeti ezmesini eleştirdi. Onlarca gazete ve radyo kapatıldı. Aynı şekilde gazeteler ve dergilerin kapılarına kilit vuruldu. Aydınlar ve akademisyenler aşağılandı, tutuklandı. Belediyelere el konuldu, başkanları tutuklandı. Parti genel başkanları ve milletvekilleri tutuklandı. On binlerce öğretmen ve çalışan görevlerinden uzaklaştırıldı. Mahkemeler AKP ve Erdoğan’ın emrine verildi.
2002’deki AKP şimdi kalmış mı? Bunu politikayla ilgilenenler kendilerine sormalı ve halka dürüstçe cevap vermelidirler. AKP kurucularından şimdi kimse AKP’de kalmadı. AKP ceberut devlete karşı olduğunu propaganda ediyordu. Reform vaatlerinde bulunuyordu. Liberal aydınların vb desteğini almaya çalışıyordu. AB’nin desteğine ihtiyacı vardı ve bu konularda istekliydi.
AKP şimdi demokratik reformlar mı yapıyor? Özgürlük alanlarını mı genişletiyor? Hayır. Bütün bunların tersini yapıyor. Liberallerle çoktan yollarını ayırdı. Şimdi onları hapishanelere gönderiyor. AB’ye rest çekerek hakaretler yağdırıyor. Bana demokratik kurallar ve hukuku hatırlatma, eleştirme, diyor. Erdoğan politik hattını değiştirerek Bahçeli çizgisine geldi. AKP tamamen MHP’lileşti. Ergenekoncularla, ulusalcılarla ırkçı ve savaşçı bir cephe kurdu. Bunun sonucu olarak Türkiye’nin içinde halka ve muhalefete savaş ilan etti. Dışarıda da ordusunu Suriye ve Irak’a soktu. Tam bir mahalle kabadayısı gibi zorbalığı farklı düşünenlere dayattı.
Şimdi AB, Türkiye’den ne istiyor? Türkiye’yi hangi konularda eleştiriyor? Türkiye zayıflasın, ekonomisi kötüye gitsin diye bir talepte mi bulunuyor? Hayır. Türkiye’nin daha iyiye gitmesini istiyor. Bunun için Kopenhag Kriterlerine uy, basına baskı yapma, söz ve düşünce özgürlüğüne saygılı ol, diyor. Ayrıca milletvekillerini, halkın seçtiği politikacıları, belediye başkanlarını hapse atma, diyor. Yani temel demokratik ve insani haklara Türkiye’nin saygı göstermesini istiyor.
Demokrasi istemek, özgürlükler konusunda kaygılarını belirtmek neden Erdoğan’a batıyor? Neden ona ve AKP Hükümetine bu kadar ağır geliyor. Bu talepler kötü müdür ki, AB’ye hakaretler yağdırılıyor? Durum oldukça açıktır. Erdoğan’ın MHP ile faşist bir blok kurup tüm demokratik değerleri çiğnediği ve bu yönlü kazanımları ortadan kaldırdığını artık herkes görüyor. AB eleştirilecekse bu konularda eleştirilmeli. Baştan beri ciddi bir tavır alsalardı Erdoğan bu kadar ileri gitmeyebilirdi. Pragmatik ve tutarsız yaklaşımları Erdoğan ve AKP’ye cesaret verdi. Erdoğan hiç bir ölçü tanımayınca, Avrupa’ya da rest çekip hakaretler yağdırınca tavır almak zorunda kaldılar.
Erdoğan, bir zamanlar İsrail’e rest çekti, “one minute” diyerek efelenmeye çalıştı. Sonra Rusya’ya aynısını yaptı. Ancak Kürt düşmanlığı ve savaşı onu sıkıştırdığı için sonunda gidip hem Rusya’nın hem de İsrail’in ayaklarına kapandı. Sırf Kürt milletvekillerini ve basındaki tutuklamaları vb eleştirdi diye AB’ye bu kadar efelenme ancak faşist zihniyeti ve politikalarının zaafa uğrama korkusundan kaynaklıdır. Ben ne kadar antidemokratik davranırsam ve katliam yaparsam bana ilişme, eleştirme ve yanımda ol, diyor. Böyle davranan bir AB olsa olsa demokratik değil, faşist bir birlik olur. Erdoğan içeride kurduğu faşist bloka AB’yi de dahil etmek istiyor. Ancak AB bunu yapmadı. Erdoğan’a geç ve zayıf da olsa bir tepki gösterdi.
Erdoğan, Kürtleri yenemedi mi, sonunda AB ülkelerinin de ayağına gider. Bunu da bir not olarak düşelim. Çünkü Erdoğan tüm geleceğini Kürtlerle savaşa bağlamış durumda.