Avrupa kirli anlaşma yapıyor, Rojava direniyor

Dünya Haberleri —

Avrupa Parlamentosu Genel Kurul

Avrupa Parlamentosu Genel Kurul

  • “Suriye’nin kuzeydoğusu, Şam hükümetinin gerçekten demokratik olup olmayacağının turnusol kâğıdıdır. Yardımların rejimi meşrulaştıran bir araca dönüşmesine izin vermeyeceğiz. Avrupa, hangi kirli anlaşmaları imzalarsa imzalasın, Kürtler mücadele edecek.”

BARIŞ BALSEÇER

Avrupa Parlamentosu (AP) Genel Kurulu, Strasbourg’daki oturumunda Türk devleti-HTŞ-DAİŞ’in Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılarını tartıştı. Oturumda çok sayıda milletvekili Avrupa Birliği’nin (AB) HTŞ rejimine yapacağı finansal desteğin, Demokratik Özerk Yönetim’in de onayı alınarak verilmesi gerektiğini vurguladı.

Öte yandan, Kobanê üzerindeki kuşatmasının kaldırılması, kalıcı ateşkesin sağlanması ve Rojava’ya açık bir siyasi statü tanınması etrafında yoğunlaşan tartışmalarda, çok sayıda milletvekili federasyon benzeri modellerin gerçekçi bir seçenek olduğunu dile getirdi. Bunun yanı sıra siyasi gruplar arasında ortak bir karar tasarısı hazırlanacak ve bugün Genel Kurul’da oylanacak. Siyasetçilerin öne çıkan mesaj ve taleplerinin bazıları şöyle:

Yardımlar, koşullara bağlanmalı

AB Komisyonu adına konuşan Dubravka Šuica, “Esad rejiminin düşüşünden bir yıl sonra Suriye hâlâ son derece kırılgandır. Suriye’nin kuzeydoğusu, Şam hükümetinin gerçekten demokratik olup olmayacağının turnusol kâğıdıdır” dedi.

AB’nin HTŞ’ye yapacağı finansmana değinen Šuica, “Şam’la kurulacak herhangi bir ilişki koşulsuz olamaz. İnsan hakları güvencesi, azınlıkların korunması ve gerçek demokratik denetim mekanizmaları olmadan Suriye’ye tek bir Euro dahi aktarılmayacaktır. Her türlü mali destek sıkı bir siyasi ve hukuki izleme sürecine bağlı olacaktır. Yardımların rejimi meşrulaştıran bir araca dönüşmesine izin vermeyeceğiz” dedi.

AB’ye sert eleştiriler yönelten Macar vekil György Hölvényi (EPP/KDNP)  de yüzlerce çetenin serbest kaldığını belirterek 620 milyon euroluk yardım paketinin koşullara bağlanmasını istedi.

‘Dayanılmaz’ kuşatma

Fransız vekil Nathalie Loiseau (Renew Europe) konuşmasında Kürtleri “Avrupa’nın silah arkadaşları” olarak tanımladı. Kobanê kuşatmasını “dayanılmaz” olarak tanımlayarak HTŞ’ye siviller üzerindeki baskıyı kaldırmaya çağırdı.

‘Kürt kadınları ağır bedeller ödedi’

İsveçli vekil Abir Al-Sahlani (Renew Europe), yerel Kürt kıyafetiyle kürsüye çıkarak konuşmasını Rojava’nın savunusuna adadı. Suriye tartışmasının aşırı sağ tarafından bir “göç” meselesine indirgenmesini sert biçimde eleştiren Al-Sahlani, Colani’nin iktidara gelişinin Avrupa’da “acı bir tat” bıraktığını hatırlattı.

Kürtlerin DAİŞ’e karşı savaşta yalnızca kendi topraklarını değil, “Avrupa’nın özgürlüğünü de savunduğunu” vurgulayan vekil, bugün rollerin tersine döndüğünü ve Kürtlerin Avrupa’dan koruma beklediğini söyledi, AB’ye açık bir sorumluluk çağrısı yaptı.

Abir Al-Sahlani, özellikle Kürt kadınlarının ödediği bedelin altını çizerek, saldırılara maruz kaldıklarını ve “öldüklerinde bile yalnız bırakılmadıklarını, çünkü teröristlerin bedenlerine vahşice saldırdığını” ifade etti. “Kürtler, sizi görüyoruz, sizi duyuyoruz ve bilin ki Avrupa Parlamentosu’nda, dağlardaki mücadele arkadaşlarınız kadar çok dostunuz var” dedi.

Direnişi öğrendik

İtalyan vekil Ilaria Salis (Avrupa Solu/The Left), son haftalarda sahadaki gelişmeler karşısında “en kötüsünden korktuklarını” belirten Ilaria Salis, buna rağmen direnişin ve umudun terk edilmediğini vurguladı. Avrupa’nın 30 Ocak anlaşmasının uygulanma sürecini aktif biçimde takip etmesi gerektiğini söyleyen Salis, ayrıca demokratik konfederalizmin sadece Kürtler için değil, bölge halkları ve dünya için alternatif bir model olarak tanımladı.

Leyen’in ziyareti tesadüf değil

Alman vekil Martin Schirdewan (The Left), Ursula von der Leyen’in Şam ziyaretinin Halep’te Kürtlere yönelik saldırılarla aynı döneme denk gelmesini “tesadüf” olarak görmediğini söyledi. Schirdewan, ABD ve AB’nin Kürtlere ihanet ettiğini belirtti.

Kürtler hep mücadele edecek

Alman vekil Özlem Demirel (Avrupa Solu/The Left), Orta Doğu’nun “büyük güçlerin kinizminin aynası” olduğunu vurguladı. Her şeye rağmen Kürtlerin Rojava’da “umut veren bir model” inşa ettiğini vurgulayan Demirel, Batı’yı sert biçimde eleştirdi: “Ursula von der Leyen, eski bir El-Kaide teröristi olan El-Şara ile iş birliği yapıyor; Alevilere, Kürtlere ve Dürzilere yönelik katliamlara rağmen ona milyarlarca Euro yardım vaat ediyor. Kobanê kuşatma altındayken sessiz kalıyor. Avrupa Komisyonu ne yaparsa yapsın, hangi kirli anlaşmaları imzalarsa imzalasın, Kürtler mücadele edecek. Bijî berxwedana Rojava!”

Şimdi onları savunma zamanı

İsveçli vekil Evin İncir (Sosyalistler ve Demokratlar/S&D), yerel Kürt kıyafeti ve Ala Rengîn ile kürsüye çıkarak konuşmasını tamamen Rojava Devrimi’ne adadı. “Jin, Jiyan, Azadî” sloganının soyut bir ifade değil, sahada DAİŞ’e karşı verilen mücadelenin dili olduğunu vurguladı, Rojava’yı “savaşın ortasında inşa edilmiş nadir bir deneyim” olarak tanımladı.

‘Suriye cihatçı kaosa sürüklenemez’

Alman vekil Thomas Geisel (S&D), 11 binden fazla Kürt savaşçının DAİŞ’e karşı şehit düştüğünü hatırlatarak bugün yaşananları “ihanet” olarak nitelendirirdi. Polonyalı Adam Bielan (ECR) “Suriye cihatçı kaosa sürüklenemez” derken, Tomasz Froelich istikrarın sınır dışı etmeleri kolaylaştıracağını savundu. Fransız Jean-Paul Garraud (ID/RN) da kaçan çeteleri “Avrupa’nın kapısındaki zaman bombası” olarak tanımladı.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.