Seçim atmosferi her gün biraz daha ısınıyor. Isındıkça partiler bohçasında ne varsa ortaya döküyor. Açılan her bohça partilerin zihniyetini, algılarını ve pratiklerini de ortaya koyuyor. Yine hangi partinin varlığını neyin üzerine geliştirdiği daha fazla netleşiyor.
Tabi seçim atmosferinin birebir etkilediği coğrafyalardan biri de Avrupa. Çok sayıda Türkiyeli göçmenin yaşadığı Avrupa ülkelerinde de seçim heyecanı oldukça yüksek. İlk kez Cumhurbaşkanı seçimlerinde oy kullanan Avrupa’daki göçmenler, bu seçime kilitlenmiş durumda. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde HDP ve AKP arasında geçen Avrupa’daki seçim yarışına MHP ve CHP’de katılmış durumda.
Peki Avrupa’da yaşayan seçmen profili nasıl?
Avrupa’da yaşayan Türkiyeli seçmenlerin çok önemli bir kısmını Kürtler oluşturuyor. Bir kısmı ekonomik sebeplerle çıkmış olsa da önemli bir kısmı Kürdistan’da 1990’daki köy boşaltmalar, yakmalar, faili meçhullerden kaçıp gelenler. Önemli bir siyasal birikim ve reflekse sahipler. Yine sol örgütler ve Alevi toplumundan siyasal sebeplerden çıkan kesimlerde azımsanmayacak düzeyde. Bunlar dışında 1960’lardan sonra ekonomik sebeplerle Avrupa’ya göç edenlerde var.
Avrupa’daki seçmenin tercihleri farklılık arz etmektedir. Avrupa’da yaşayan göçmenlerin bulundukları ülkelerin siyasal aktiviteleri karşısında ki tutumları ülkelerinde ki siyasal tercihlere benzememektedir. Mesela; kendi ülkesinde son derece muhafazakar, antidemokratik, hatta milliyetçi olanlar yurt dışında çoğunlukla sol, sosyalist, demokratik siyasal ve sivil organizasyonlara katılır. Örneğin; Avrupa’da yaşayan mülteciler, yabancılar çoğunlukla sosyal demokratları, sol partileri destekler. Az bir kesimin sağ partileri destekledikleri biliniyor. Ancak yurt dışında sol, sosyalist ve demokratik yapıları destekleyenlerin bir kısmı kendi ülkelerinde sağ, muhafazakar ve hatta milliyetçi, dinci yapıları destekledikleri çarpıcı biçimde görülmekte. Kısmi dediğim kesim öyle azımsanacak bir kesim değil. Diasporada bulunan örgütlerin (sağ veya sol) esas tabanları dışında kalan ve oldukça geniş, Türkiye’de ki siyasal iklime ve eğilime göre şekil alan bir kesimden bahsediyorum.
Neden böyle bir davranış? Çünkü 13 yılık AKP iktidarının Türkiye’de yarattığı demokratikleşme umudu Türkiyeli göçmenleri de etkiledi ve beklenti yarattı. Ancak son yıllarda başta çözüm süreci olmak üzere, demokratikleşme adımlarının atılmaması siyasal eğilimi değiştirdi. Özellikle ara kesim olarak belirttiğim geniş toplulukta arayış yarattı. Avrupa’daki Türkiyeli seçmenler kendileri için yeni tercihler oluşturmaktadır. Seçim çalışmalarında şimdiye kadar ortaya çıkan sonuç, yurt dışındaki seçmenin demokrasi arayışındaki yükseliş demek yanlış olmaz. Partilerin örgütlü tabanlarını çıkarırsak; şimdiye kadar siyasal atmosfere göre hareket eden yurt dışı seçmeni bu kez de siyasal atmosfere göre davranacak. Yani demokratik tercihini ortaya koyacak. Seçmeni etkileyen diğer faktör ise; Avrupa’da son yıllarda ayrımcı, ırkçı politikalar nedeni ile Türkiye’ye dönüş arayışı daha fazla gelişmektedir. Geri dönmek istediği ülkenin; sorunlarını çözmüş, demokratik ve adil olmasını istemektedir. Yani geleceğini garantiye de almak istemektedir.
Diğer önemli bir konuda Türk devletinin; DAİŞ’in Irak, Suriye, Şengal ve Kobanê saldırıları karşısında ki tutumu. AKP’nin DAİŞ’i destekleyen politikaları Avrupa kamuoyunda Türkiye imajını oldukça değişmiştir. AKP’nin Sünni-Türk hakimiyeti daha fazla görünür olmuş ve ciddi bir imaj kaybı yaşanmıştır.
İşte o geniş kesimin en çok etkilendiği konulardan biri de budur. Gerek Türkiye halklarında gelişen demokrasi arayışı, gerekse de AKP şahsında yitirilen Türkiye imajı bu ara kesimin HDP’ye yakınlaşmasını sağlamıştır. HDP’nin bütün Türkiye’yi kucaklayan politikaları Avrupalı göçmenlerin HDP’ye kayışını seçim çalışmalarından da görmekteyiz. Neredeyse ülke ülke, il il çalışmalar yürütülmekte ve bunların tümü gönüllülerden oluşmaktadır.
Galiba siyasal eğilimler de bulaşıcıdır. Bünyeleri çabuk etkiliyor. Özellikle bünyenin buna ihtiyacı ve arayışı varsa hemen yer ediniyor. Yaşan böyle bir şey galiba.