“Türkiye’nin Kuzey-Doğu Suriye’ye yönelik tehditlerine hayır, güvenli Suriye’ye evet” şiarıyla yapılan Fırat Bölgesi Aşiretleri Çalıştayı’nda ”Türkiye rejiminin öne sürdüğü bahaneler gerçeklikten uzak olduğu gibi Özerk Yönetim’in kendisine yönelik bir tehdidini bulamadığı için öfkelidir” denildi. Fırat Bölgesi Aşiretleri Çalıştayı’nda, Türk devletinin tehdit, işgal ve kirli oyunları ele alınarak, tüm Suriye halklarına karşı durma çağrısı yapıldı. MSD ve Kanaat Önderleri Komitesi öncülüğünde önceki gün Girê Spî’nin Tenhuze köyünde Fırat Bölgesi Aşiretleri Çalıştayı düzenlendi. Bagera, Egidat, Cabur, Weldê, Evdalê, Emirat, Enzê, Neim, Şemer, Mucedeme ve birçok aşiret temsilcilerinden oluşan bin 500 kişinin katılımıyla yapılan çalıştay, sonuç bildirgesinin okunmasıyla sona erdi. “Türkiye’nin Kuzey-Doğu Suriye’ye yönelik tehditlerine hayır, güvenli Suriye’ye evet” sloganıyla düzenlenen çalıştayda, Türk devletinin tehditleri tartışıldı. Tehditlerin kimseye faydası yok Çalıştayın sonuç bildirgesinde şunları ifade edildi: ”Dünya kamuoyuna, Türk Cumhurbaşkanı Recep T. Erdoğan’ın savurduğu tehditlerin, DAİŞ’in ve diğer çetelerin yeniden canlanmasının yararına olacağını, Suriye’de ve bölgede barış ve huzurun gerçekleşmesi için verilen emekleri bertaraf edeceğini belirtmek için bir araya geldik. Bu tehditler Türkiye’ye de olumsuz etkilerde bulunmaktadır. Söz konusu tehditler, Kuzey-Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin ve Suriye’nin egemenliği yasalarına aykırı olmakla birlikte, uluslararası sözleşmelere, hukuka, komşuluk ilişkilerine ve ülkelerin egemenliklerini savunma hakkına aykırıdır. Bahane bile bulamıyor Türkiye rejiminin öne sürdüğü bahaneler gerçeklikten uzak olduğu gibi Özerk Yönetim’in kendisine yönelik bir tehdidini bulamadığı için öfkelidir. Tüm bunlarla birlikte Erdoğan rejimi, DAİŞ’e önemli bir destek sunarak Girê Spî’yi işgal etmelerine neden olmuştu. Bunun yanında Türk devleti, Fırat bölgesindeki aşiretler ve bölge halklarının; Kuzey-Doğu Suriye genelindeki Kürt, Arap, Süryani, Asuri, Ermeni, Türkmen ve tüm bileşenler arasındaki tarihsel ilişki ve ortak yaşamdaki ısrarın ürünü olan bölgedeki güven ve huzuru bozmak istemektedir. Çözüm için çaba Ne Türkiye halkına ne de Türkiye sınırına bir mermi bile atmadık. Çünkü biz barış istiyoruz. Her zaman Özerk Yönetim projesi yoluyla tüm Suriye topraklarında diyalogun ve çözümün hakim kılınması için çabaladık. Serêkaniyê Direnişi’nden Efrîn’deki Çağın Direnişi’ne ve şimdiye kadar da bu böyle devam etmektedir. Tehditlere karşı çağrı Bu temelde bütün Suriye halklarına, kendisiyle birlikte sadece zarar getirecek olan başta Türk devletinin tehditleri olmak üzere tüm tehditlere karşı durma çağrısı yapıyoruz. ABD, Rusya, BM, BM Güvenlik Konseyi ve Arap Birliği ile tüm uluslararası kurumlara, sorumluluklarını yerine getirmeleri ve Türk devletinin Cerablus, Bab, Ezaz, İdlib ve halkının topraklarına geri dönmesini istediğimiz Efrîn başta olmak üzere Suriye genelindeki tüm işgallerini sonlandırmak için çalışmaya davet ediyoruz. Suriye ile diyalog Şam yönetimine, Suriye krizinin çözümü için MSD temsilcileriyle ciddi bir şekilde diyalog gerçekleştirmeleri için çağrıda bulunuyoruz. Son olarak tüm saldırı ve tehditlere karşı duran Girê Spî Askeri Meclisi ve QSD’nin yanında olacağız, çünkü bu güçlerde yer alanlar bizim kardeşlerimizdir. Onlar sayesinde başımız diktir. Onların emekleri sayesinde huzur, güven içinde yaşıyoruz. Halkların kardeşliği temelinde ortak yaşam sürdüğümüz ve aynı kaderi paylaştığımız Suriye’mizle gurur duyuyoruz.”  ANHA/GİRÊ SPÎ

İlk kadın çalıştayı

Reqa, Tebqa, Dêrazor ve Minbic kadın yönetimlerinin “Birlik olduk başardık, direnerek koruyacağız” şiarıyla başlattığı hamle kapsamında bölgede ilk kez Arap Aşiretleri Kadın Çalıştayı düzenlendi. Tebqa’daki Caber Kalesi’nde önceki gün yapılan ve Arap aşiretlerinden bin kadın temsilcinin bir araya geldiği çalıştaya, Reqa, Tebqa, Derazor kadın yönetimleri temsilcileri de katıldı. Saygı duruşu ile başlayan çalıştayda konuşan Reqa Kadın Yönetim’inden Meryem Îbrahîm, QSD ve YPG/YPJ güçlerinin DAİŞ çetesine karşı elde ettiği zaferlere dikkat çekti. Çalıştayın Arap kadınları tarihinde bir ilk olduğunu hatırlatan Meryem,  bölgedeki kadınların artık tüm dünyaya örnek olduğunu söyledi. Demokratik ve çok renkli Çalıştayda Türkmen kadınlar adına konuşan Henaa Derde, “Ortak yaşam temellerini güçlendiriyoruz. Tüm dünyaya özgür, adaletli ve demokratik bir toplum yaratmak istediğimizi gösterdik. Kazanımlarımızı yok etmek isteyen herkese karşı şehitlerin direniş çizgisinde direnmeye hazırız. Türkmen aşiretleri olarak demokratik, çok renkli bir toplum yaratımı mücadelesinde yoldaşlarımızın yanında yer alacağız” dedi. Özgürlük iradesi ortaya konuldu  Minbicli Çerkes kadınlar adına konuşan Zehîde İhaq da şunları söyledi: “Yıllarca DAİŞ çetesinin işgali altında çekilen acılardan sonra bölgemiz şimdi artık güvenli. En büyük acıları çeken kadınlar, özgürlükle iradelerini ortaya koydu. Bizlerin bir araya gelişi, birliğimiz, sevgimiz ve devrimdeki başarımızın ispatıdır. Bu süreçte özgür kadın iradesiyle ortaya koyacağımız direnişimiz çok önemli.” Kürt kadınları adına konuşan Hele Hesen ise çalıştayın Kuzey-Doğu Suriyeli kadınların Türkiye’nin saldırı tehditlerine karşı direniş içerisinde olduğunu gösterdiğini belirtti ve “Biz kadınlar Erdoğan’ın bölgeyi işgal girişimlerine karşıyız” dedi. Konuşmaların ardından sonuç bildirgesi açıklandı. Sonuç bildirgesi Dêrazor Sivil Meclisi Eşbaşkanı Leyla El-Hesen tarafından okundu:
  • Uluslararası toplum, Türk devletinin Efrîn, Bab, Ezaz ve Cerablus gibi merkezlerdeki işgali ve insan hakları ihlallerine karşı sessizlikten vazgeçmelidir.
  • Kuzey-Doğu Suriye’de Özerk Yönetim çatısı altındaki askeri güçler, resmi olarak tanınmalıdır.
  • QSD, bölgenin resmi savunma gücü olarak tanınmalıdır.
  • Kuzey-Doğu Suriye’de tutuklu DAİŞ’lilerin yargılanması için bölgede uluslararası bir mahkeme kurulmalıdır.
  • Dünya kadın hareket ve örgütleri, Kuzey-Doğu Suriyeli kadınların mücadelesine destek olmalıdır.
  • Dünyadaki demokratik güçler, Türk devletinin Kuzey-Doğu Suriye’ye dönük işgal girişimlerine karşı net tutum sergilemelidir.
  • Suriye’deki krizin kalıcı çözümü ve geleceğine dönük yol haritasında kadının rolü ön planda tutulmalıdır.
  • Kadınlar, Suriye’nin tamamının özgürleştirildiği güne kadar mücadelesine devam edecektir.”

Cizîr’in tarımı tartışıldı

Cizîr Bölgesi Tarım ve Hayvancılık Birliği, 200 delegenin katılımı ile ilk kongresini gerçekleştirdi. Hesekê’de önceki gün “Tarım devrimin temelidir” şiarıyla gerçekleştirilen kongreye, Cizîr Bölgesi’ndeki çiftçilerin yanı sıra TEV-DEM Eşbaşkanı Xerîb Hiso, Hesekê Kanton Meclisi Eşbaşkanı Ebdulxenî Oso ile siyasi parti ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri katıldı. Saygı duruşuyla başlayan kongrede konuşan Xerîb Hiso, Özerk Yönetim’in Kuzey-Doğu Suriye’deki devrimin başından bu yana tarım ve hayvancılığa büyük önem verdiğini söyledi. Konuşmaların ardından tüzük ve faaliyet raporu okunup tartışıldı. Bölgede tarım ve hayvancılığın geliştirilmesi amacıyla şu öneriler sıralandı:
  • Çiftçi kooperatifleri kurulmalı
  • Koyun yetiştiricileri için kooperatifler kurulmalı
  • Tarımsal üretim için tohum, gübre, ilaç ve yakıt uygun fiyata temin edilmeli
  • Hayvan yemi üretimi için girişimler sürdürülmeli
  • Hayvan aşılamaları ücretsiz olmalı ve diğer tüm ilaçlar uygun fiyata temin edilmeli
  • Yabani bitkiler ve kurak topraklar korunmalı
  • Hayvancılıkla uğraşanlar için kırsal alanlarda kuyular kazılmalı
Kongrede yapılan önerilerin ardından seçime gidildi. Seçimde 7 kişilik birlik yönetimi oluşturulurken eşbaşkanlar ise ilk toplantıda seçilecek.

Askeri Meclis sistemine geçiliyor

DAİŞ’in toprak hakimiyetinin sona erdirilmesinin ardından Demokratik Suriye Güçleri (QSD), Kuzey-Doğu Suriye genelinde savunma sistemini askeri meclisler temelinde örgütlüyor. Kuzey-Doğu Suriye Özerk Yönetim Genel Meclisi’nin 22 Haziran’daki toplantısında konuşan QSD Genel Komutanı Mazlum Ebdî, Kuzey-Doğu Suriye Öz Savunma Yasası’nın meclis tarafından onaylanması için QSD’nin yeniden örgütlendiğini belirtti. Ebdî, toplantıda şu ifadeleri kullanmıştı: “70 bin savaşçıdan oluşan QSD’nin yeniden yapılanması kapsamında 30 bin savaşçı sınır korumada, 5 bin savaşçı özel kuvvetlerde, geri kalan savaşçılar da QSD’nin tugaylarında konuşlandırılacaktır.” Genel Komutanlığın açıklamalarının ardından QSD, mevcut sürecin ihtiyaçlarına göre fikri, siyasi ve askeri olarak yeniden yapılanma amacıyla Mayıs’ın başından itibaren Kuzey-Doğu Suriye kentleri ve ilçelerinde örgütlenmeye gitti. Her bölgenin koşul ve özelliklerine göre askeri meclis oluşturma sürecine başlandı. Bu bölge meclisleri, bölge savunmasını QSD, YPG ve YPJ güçlerinden alıyor. Bu karar, 24 Ağustos’ta Hesekê’de düzenlenen QSD Askeri Meclisi’nin yıllık toplantısında alındı. Toplam 12 meclis kuruldu QSD komutanlarından Hesen Qamişlo, DAİŞ’e karşı verilen mücadelede edinilen deneyimlerin ardından yeniden yapılanma için bir zemin oluştuğunu söyledi. Qamişlo, fikrî, siyasi, askeri ve örgütsel olarak geçmiş dönemde ortaya çıkan eksikliklerin giderileceğini dile getirdi. Qamişlo, askeri meclislerin kurulması kararının, sürecin gerekliliklerine ve her bölgenin koşullarına göre askeri sistemin geliştirilmesi amacıyla söz konusu kararın alındığını söyledi. Şimdiye kadar Kuzey-Doğu Suriye’de Kobanê, Girê Spî, Tebqa, Reqa, Dêrazor, Şedadê, Hesekê, Til Birak, Til Temir, Serêkaniyê, Amûdê ve Qamişlo askeri meclisleri olmak üzere toplam 12 meclis ilan edildi. Her meclisin genel komutanı meclis üyeleri tarafından seçilirken, her meclisin kendine ait bir flaması bulunuyor. Askeri meclis sistemlerinin Kuzey-Doğu Suriye bölgelerinin özgün koşul ve özelliklerine göre oluşturulduğunu söyleyen QSD komutanlarından Hesen Qamişlo, şu ifadeleri kullandı: “Şimdi her bölge, meclis ilanı için hazırlıklarını yapıyor. QSD Genel Askeri Meclisi ve Genel Komutanlığı’na katılmaları için askeri sorumlu ve temsilcilerini belirliyor.” QSD, Kuzey-Doğu Suriye’de yaşayan tüm halk bileşenlerinin yer aldığı 13 tabur ile birlikte 15 Ekim 2015’te basın açıklamasıyla kuruluşunu ilan etti. Kurulduğu günden itibaren DAİŞ karşısında büyük başarılar kazanan QS, Cizîr ve Fırat bölgeleri, ardından sırasıyla Tebqa, Reqa ve Dêrazor’da çeteleri hezimete uğratarak 23 Mart 2019’da Kuze-Doğu Suriye’nin DAİŞ’in işgalinden tamamen kurtarıldığını ilan etti.

Kirli savaştan vazgeçmiyor

İşgalci Türk devletinin Kuzey-Doğu Suriye bölgelerine dönük kirli saldırılarına sınır konulması için uluslararası kurumlara çağrı yapan Girê Spî Kanton Meclisi Eşbaşkanı Hêvîn İsmail, “Türk devleti halka karşı düşmanlığını sonlandırmalı. Daha önce çiftçilere karşı yaptıkları yetmedi şimdi de 4 bin hektarlık tarım arazisi sular altında bırakıyor” dedi. İşgalci Türk devleti Kuzey-Doğu Suriye bölgelerine dönük tehditleriyle birlikte sınır hattına askeri yığınaklar yaptı. Eş zamanlı olarak, Türkiye tarafındaki baraj kapakları açıldı ve bölgeye ulaşan nehirlerdeki su seviyesi yükseldi. Girê Spî’den geçen nehirlerde su seviyesinin artmasıyla birlikte bölgedeki 4 bin hektarlık tarım arazisi su altında kaldı. Konuya ilişkin ANHA’ya konuşan Girê Spî Kanton Meclisi Eşbaşkanı Hêvîn İsmail, “Celab ve Siloleh nehirleri ile Sosek ve Qere Mox köylerindeki nehirlerde su seviyesi yükseldi. Yaklaşık 4 bin hektar tarım arazisi sular altında kaldı. Su seviyesinin en çok arttığı yer ise kentin doğusundaki Celab Nehri” dedi. Girê Spî Kantonu’da 600 bin hektar tarım arazisi bulunduğunu hatırlatan Eşbaşkan Hêvîn İsmail, şunları söyledi: ”Bunlardan 2 bin hektarı Celab nehri yakınlarında bulunuyor. 14 km boyunca Celab Nehri’ne kıyısı bulunan bölgeler en çok zarar gören tarım arazileri oldu.” Hêvîn İsmail, işgalci Türk askerlerinin tarlalarda çalışan çiftçilere ateş açtığını da anımsatarak, ihlallerine sınır konulması için uluslararası hukuk kurumları ve insan hakları örgütlerine çağrıda bulundu. Girê Spî Kanton Meclisi Eşbaşkanı Hêvîn İsmail, “Türk devleti halka karşı düşmanlığını sonlandırmalı. Bu siyaset bölgedeki tüm halka zarar veriyor” diye seslendi.