Aile içi şiddetin muhatabı ve kurbanları, şiddetin hedefinde bulunan kişiden ibaret olmadığı gibi, şiddetin hedefi de her zaman salt kadınlar değildir. Çocuklar da şiddete uğruyor veya aile içi şiddetten etkilenerek duygu ve davranış bozukluğu, korku, depresyon, özgüven eksikliği yaşayabiliyor.

Eda TEDİK

Danışanlarımdan biri, Güney Kürdistanlı Leyla. Eşi ve kızı Havîn’le bir süredir Almanya’da yaşıyor. Yaşadıkları sorunları birlikte ve şiddete başvurmadan çözebilmenin yollarını aramaya yaklaşmayan bir eşi varmış Leyla’nın. Çocuklarına savaş ve şiddet ortamından uzak, daha iyi bir gelecek sunabilmek üzere geldikleri Almanya’da da Leyla’nın eşinden gördüğü fiziksel ve psikolojik şiddet son bulmamış. Sonrasını “Eşim bana en son saldırdığında Havîn korkusundan komşuları çağırarak yardım istemişti. Kızıma bunu daha fazla yaşatmaya hakkım yoktu. Eşime aşık olduğum için evlendim ama evlendikten kısa süre sonra başlayıp son bulmayan şiddetini artık kabul edemezdim.“ diye tarif ediyor eşinden ayrılma kararı aldığı anı. Eşinin de çocukken şiddete maruz kaldığını, bu yüzden şiddete başvurduğunu biliyor, fakat iyileşmeye yaklaşmayan birinin kurbanı olmaya artık gücünün kalmadığını ifade ediyor Leyla.

Leyla yaşadığı şiddetin sadece kendisini değil çocuklarını da incittiğinin farkına varabilmiş. Ama her kadın bunu Leyla gibi idrak edemiyor.

“Beni döver ama çocuklara karşı elini hiç kaldırmadı!” Aile içi şiddet konusunda danışmanlığını üstlendiğimiz birçok kadından en sık duyduğumuz cümlelerden biridir bu. Bir çoğumuz, aile içi şiddet yaşamış bir yakınımızla konuşurken, bunun bir benzeri olan “bizim sorunlarımız var ama çocuklarına çok düşkündür“, söylemiyle karşılaşmışızdır belki de. Oysa annenin bedenini yaralamak için kalkan o el, çocuğun da ruhunda bir o kadar derin yaralar açar.

Çocuklar hisseder

Aile içi şiddetin muhatap ve kurbanları, şiddetin hedefinde bulunan kişiden ibaret olmadığı gibi, şiddetin hedefi de her zaman salt kadınlar değildir. Kadının erkeğe uyguladığı ya da karşılıklı olarak uygulanan şiddet de var olmakla birlikte şiddetin en sık rastlanan hali erkeğin kadına uyguladığı şiddettir ve farklı türleri vardır: ekonomik ya da psikolojik tahakküm kurma çabalarını tanımlayıp idrak etmek nispeten daha zor olsa bile, kuşkusuz şiddetin birer türüdür ve etkisi en az fiziksel ya da cinsel şiddettin sonuçları kadar ağırdır çoğu zaman.

 “Biz tartışırken odalarında uyuyorlardı” cümlesi, çocukların görmedikleri bir eylemi fark etmediklerine dair bir yanılgının ifadesidir. Annenin uğradığı fiziksel saldırıyı görebildikleri gibi, babanın sesindeki tehdidi, annenin ağladığını ve belki artık sustuğunu kulaklarıyla duyar çocuklar. Hissederler. Babanın öfkesini, annenin çaresizliğini, kendi korkularını, kardeşlerinin tedirginliğini hisseder çocuklar ve maruz kaldıkları şiddet ortamı, yetişkinlerin onlar için yarattığı gerçeklikleri olur. Annenin uğradığı fiziksel saldırı sona erse bile bunun çocuk üzerinde yarattığı etki sürmeye devam eder.

Korku, özgüven eksikliği...

Kürdistanlı çocuklar örneğinde, maruz kalınan zorlu yaşam koşulları ve şiddetin boyutları özelikle çok yönlüdür: Çocukların savaş ve şiddet ortamına bire bir tanık olmaları, zorunlu göç ya da işgalci sistemin aile, eğitim ve sosyal yaşantıları üzerindeki tahakkümünü doğrudan yaşamaları verilebilecek birçok örnekten bir kaç tanesi sadece. Bu tür durumların yaratabileceği travma ve davranış bozukluklarını engelleme ya da iyileştirmenin başlıca teminatı anne-baba sevgisinin, şefkatinin ve onun yarattığı güven duygusunun varlığıdır çocukta. Çocukları dışardan gelen tehditlere karşı korumayı içgüdüsel bir sorumluluk haline getirirken onları kendimizden de korumanın gerekliliğini daha iyi anlamak gerekir. Çocukların ilk bağ kurdukları ve özgüven ile kişilik gelişimlerinde kilit role sahip olan ebeveynler, güven ve korunma duygusunun kaynağıdır çocuklar için. Bu bağlamda şiddet uygulayan ve şiddete maruz kalan kişilerin ebeveynler olması halinde, çocukların yaşayabilecekleri sarsıntıyı tahmin etmek zor olmasa gerek. Anne ve babanın şiddetine tanık olmanın yaratacağı tahribat, nerdeyse kendisi şiddete uğramışçasına kadar ağır sonuçlara neden olur çocuk için.

Aile içi şiddete tanık olan çocukların gelişimlerinin olumsuz etkilendiğine dair birçok araştırma mevcuttur. Ortaya çıkabilecek birçok duygu ve davranış bozukluğuna örnek olarak korku, özgüven eksikliği, depresyon ya da agresif olma hali sayılabilir. Bu bozukluklar sadece eğitim hayatında başarısızlık, adapte olamama, odaklanma sorunu, çevresindeki insanlarla iletişim kuramama ya da güven duygusu geliştirmeme durumuyla sınırlı kalmayıp travma sonucu stres bozukluğuna kadar gidebilir.

Bundan da öte, şiddete tanık olan çocuklar yetişkin hayatlarında hem şiddete daha eğilimli olurlar hem de maruz kaldıkları şiddeti çok daha kolay tolere ederler.

Havîn şimdi 9 yaşında

Bu yüzden şiddete maruz kalan ebeveyn, bir eş ya da partner olarak çaresiz hissetse bile sahip olduğu anne ya da baba sorumluluğundan kaynaklı olarak harekete geçmesi gerekir. Şiddet uygulayan tarafın terapi ya da benzer yollara başvurması, sorunlarını şiddet kıskacından çıkartarak çözebilme yönündeki ilk bir adım olabilir. Fakat bu her iki ebeveynin ortak sorumluluğunda gelişebilecek ve birlikte şekillendirilmesi gereken bir süreç olabilir ancak. Duygularının şekillendiği ilk sosyal ortam ailedir çocuklar için. Duygularını nasıl ifade edeceklerini doğrudan anlatılmayacağından ötürü, daha çok ebeveynler arasındaki iletişim tarzı ve duygusal alışveriş bunun için model oluşturur. Çocuklara aile içerisinde hangi davranışların kabul edilemez olduğunu anlatabilmek, anne ve babanın birbirileriyle geliştirdikleri iletişim düzeyinde bunun örneğinin pratiğe dökülebilmesi gereklidir. Çünkü hem şiddet uygulayan baba hem de şiddete maruz kalan ve hatta bu şiddeti kanıksayan anne, birer özdeşim nesnesidirler çocuk için.

Havîn şimdi 9 yaşında ve annesi Leyla sevgi dolu bakan ela gözlerini hiç ayırmıyor üzerinden. Havîn ilkin Kürdistan’ın başbakanı olmak istediğini daha sonra da Merkel gibi Almanya’nın başbakanı olma yönünde kararını değiştirdiğini söylediğinde, annesi onu hayatta dilediği her şeyi başarabileceğine dair inandırmak istemiş. Cephede savaşan, ülke yöneten, üreten, mücadele eden kadınları anlatmış Leyla ona. Kulaklarıyla işittiği sözlere kalbiyle de inandığını biliyorum Havîn’in. Birbirilerine artık iyi birer eş olamadıklarını ama kızlarını çok seven iyi birer anne-baba olabilmek için çabaladıklarını anlatmışlar çünkü Havin’e. Leyla zor da olsa mücadeleyi seçmiş, kendi iradesiyle şiddeti reddederek Havin’e örnek olmuş ve belki yaralarını ufaktan iyileştirmeye başlamıştı bile.

Kurmancî, Türkçe ve Arapça...

Acil durumlarda polisi çağırarak şiddet uygulayan kişiyi ilk etapta 14 güne varabilen bir uzaklaştırma kararı ile  (Wegweisung) çocuklarınızı ve kendinizi koruyabilirsiniz. Kadın sığınma evleri (Frauenhaus), çocuk ve gençlik dairesi (Jugendamt) gibi farklı kurumların sunduğu destek olanaklarından faydalanarak bir süreci başlatmak birçok olanaktan sadece bir tanesi. Şiddete maruz kalan kadınların 7/24 ulaşabilecekleri ücretsiz yardım hattı, Kurmancî, Türkçe ve Arapça da dahil olmak üzere birçok dilde hizmet vermekte. Bu yardım hattında kadına karşı şiddetle ilgili tüm sorularınızda yardımcı olabilecek danışmanları görev yapmakta. Hilfe Telefon- Gewalt gegen Frauen: 08000 116 016, ya da www.hilfetelefon.de web sayfası üzerinden E-Mail/ Chat yoluyla danışmanlarla iletişime geçebilme olanağı var.