
AKP’nin seçimden önce Rojava’ya yönelik bir saldırı planı bulunduğunu belirterek, şunları söylemişti: “Özellikle de Efrîn Kantonu hedeflenecekti, hatta Kobanê’ye yeniden saldırma ihtimalleri de vardı. 7 Haziran seçimleri aynı zamanda AKP’nin dış politikasında başarısızlığının ilanıdır. Bu açıdan da seçim öncesi yapılan planlama durdurulmuştur. Ancak hala tümden vazgeçilmiş midir belli değildir. Erdoğan hala başarısızlığa uğrayan, başarısızlığı netleşen Suriye başta olmak üzere Ortadoğu politikasından vazgeçmiş değildir. Eğer yeni bir hükümet kurar da ortaklarına kabul ettirirse bu yönlü saldırıları yine gündeme koyacaktır.”
Cemil Bayık, Girê Sipî‘deki işgalin sona erdirilmesi ardından Türk tarafından yükselen tehditlerin gerekçesini de şöyle izah etmişti: “IŞİD üzerinden Suriye ve Ortadoğu siyaseti yürütüyordu. IŞİD’i bir siyasi enstrüman/kart olarak kullanıyordu. Boyunu aşan kirli işlerin içine girdi. Bu kirli bataklığın içinden nasıl çıkacak bunun hesabı içindedir.
Til Abyad-Akçakale IŞİD’in lojistik merkeziydi. Silahı, yiyeceği, cephanesi, elbisesi; her şeyi buradan gidiyordu. Petrolünü buradan satıyor, ticaret yapıyordu. Akçakale sınırı IŞİD’in yolgeçen hanına dönmüş, geri cephesi haline gelmişti. Bunu dünya da biliyordu. Türkiye’nin IŞİD’i, El Nusra’yı, Ahrar El Şam’ı nasıl desteklediğini çok iyi biliyor. Böylelikle Suriye’deki bütün silahlı çeteleri kontrol altında tutarak siyasi bir koz olarak kullanmak istiyordu. Bu nedenle IŞİD darbe yedikçe ah vah sesleri Ankara’dan geliyor. IŞİD’in gerilemesine en fazla üzülen Türk devletidir. Sanki kendisine karşı savaşılıyor. Türk devleti IŞİD ve diğer silahlı çetelerle ilişkisinde Rojava’yı Araplaştırmayı da hedefliyordu. Bu açıdan öfkelidir.”
HABER MERKEZİ