•  Gever’de 16 yaşındaki oğlu katledilen Cengiz Ertaş: Cezaevine girdim, iki çocuğum katledildi. Diğeri lisedeyken iki sefer cezaevine gönderildi. İnsan bireysel düşünürse altından kalkamaz, hiçbir zaman öyle düşünmedim. 
  •  Çocuğumun cansız bedeninin üzerindeki battaniyeyi kaldırdım ve baktım. Aradan 6 yıl geçmiş. O acılar hala aynı. Yüzüstü yere düşen birini gördüğümde hala o anlar canlanıyor gözümde. Unutulmuyor, keşke unutulsa. 
  •  Acıları olanlar, bedel verenler ayaktadır. Bizlere, boyun eğdiremezler. Mesela bana nasıl boyun eğdirtecekler, kaybedecek neyim kaldı? Cezaevine girdim, işimi kaybettim, iki çocuğumu kaybettim, daha ne kaldı? Haklarımı istiyorum.  

Gever’de sokağa çıkma yasağında 16 yaşındaki çocuğunu kaybeden baba Cengiz Ertaş, “Oğlum, sivil itaatsizlik eyleminde şehit düştü. Her taş atan çocuğu öldürecek misiniz? Yargıya taşıdık, ancak dosya kapatıldı. Düşmanın da olsa ahlak olur. Devlet bize zulüm yaptı” dedi.

Hakkari’nin Gever ilçesindeki öz yönetim direnişinin üzerinden 6 yıl geçti. Gever Demokratik Meclisi’nin 13 Ağustos 2015’te öz yönetim ilanının ardından ilçede 2015-2016 yılları arasında toplamda 5 kez sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Kentteki en uzun sokağa çıkma yasağı, 13 Mart-31 Ekim 2016 tarihleri arasında yaşandı. İlçenin Cumhuriyet, Güngör, Orman, Kışla, Mezarlık ve Dize mahallelerinde şiddetli çatışmalar yaşanırken, ilçenin yakın noktalarındaki köyleri de yasaklardan etkilendi. İlçedeki yasak sırasında 90’ı aşkın kişi katledildi. Bazılarının cenazesi uzun yıllar sonra ailelerine verildi, birçok cenaze ise Erzurum’da kimsesizler mezarlığına defnedildi.  

Diyar Ertaş

Sivil itaatsizlikte şehit düştü

Eski Cezaevi Kavşağı’nda 16 Ekim 2015’te zırhlı araçlardan açılan ateş sonucu 16 yaşındaki Diyar Ertaş katledildi. Yasaklar boyunca kentte kalan Ertaş’ın babası Cengiz Ertaş (56), o dönem kentte yaşananları MA’dan Mehmet Şah Oruç’a anlattı. Çok ağır bedellerin verildiğini belirten baba Ertaş, “Şehadetler insanları zorlayan en büyük duygudur. Oğlum, sivil itaatsizlik eyleminde şehit düştü. Çarşı’daki olaylarda gaz bombaları, silahlar kullanıldı. Çocuğum vurulduğunda hastaneydim. Mahalleye gelince haber verildi. Günde iki-üç genç katlediliyordu. Sadece çocuğumun acısı değil, diğer çocukların acısı var yüreğimde. Katledilenler de benim çocuğumdu, onların acısı da benim acımdır. Aynı acıyı yaşıyorduk” diye konuştu.

Hiçbir zaman bireysel bakmadım

90’lı yıllardan itibaren bedel ödediklerini kaydeden baba Ertaş, şunları paylaştı: “Cezaevine girdim, iki çocuğum katledildi. Diğer çocuğum, lisedeyken iki sefer cezaevine gönderildi. Çok zor bir süreç geçirdik. Bireysel düşünürsek psikolojik olarak altından kalkamaz insan. Hiçbir zaman bireysel düşünmedim. Orada canını veren her çocuk benim evladımdır. Her gün o acıyı yaşadık. Devlet bize zulüm yaptı, bu devletin zulmüydü. Benim çocuğum silahlı değildi, sivil itaatsizlik eylemindeydi. Her taş atan çocuğu öldürecek misiniz? Yargıya taşıdık, ancak dosya kapatıldı.” 

Yüzüstü düşeni gördüğümde...

 Çocuğunun katledildiği anı hatırlatan Ertaş, şöyle devam etti: “Şimdi bir insan yüzüstü düştüğünde ben çocuğumun o anını anımsıyorum. Çocuğumun cansız bedenini görmemem için arkadaşlar her türlü engellemeyi yaptı ama ben çocuğumun üzerindeki battaniyeyi kaldırdım ve baktım. Aradan 6 yıl geçmiş. O acılar hala aynı. Yüzüstü yere düşen birini gördüğümde hala o anlar canlanıyor gözümde. Unutulmuyor, keşke unutulsa. O duygu çok zordur ve Allah kimseye o duyguyu yaşatmasın. Cizre’de bodrumlarda insanlar yakıldı, bizim acımız onlarınkine göre hafiftir. Düşmanın da olsa insanda ahlak olur.” 

Devlet muhtaç etmek istiyor

Öz yönetim direnişinin ardından kentteki İran ve Irak ulaşımı sağlayan sınır kapılarının kapatıldığını belirten baba Ertaş, şöyle konuştu: “Bunlar bilinçli kapatıldı. Daha önce insanların geçim kaynakları vardı ve onlar da ortadan kaldırıldı. Devlet, herkesi kendisine mecbur bırakmak istiyor. Acıları olanlar, bedel verenler de ayaktadır. Bizlere, boyun eğdirtemezler. Kimse boyun eğmez. Mesela bana nasıl boyun eğdirtecekler, kaybedecek neyim kaldı? Cezaevine girdim, işimi kaybettim, iki tane çocuğumu kaybettim, daha ne kaldı? Ben baş eğmem ve hiçbir kaygım da yoktur. Kendi haklarımı istiyorum, neden baş eğeyim ki?”  

Devletin özel politikaları

2016’dan sonra kentte özel politikaların devreye konulduğuna dikkat çeken baba Ertaş, şunları ekledi: “İşitiyoruz, torbacılar ve fuhuş türemiş. Değerlerinden uzaklaştırılmak için politikalar yürütülüyor. Devlet bunların hepsini de biliyor. Devlet, benim evden çarşıya gittiğimi biliyor da bunları mı bilmiyor? Halkımızın bu tür durumlara karşı duyarlı olmaları ve yaşadıklarına bağlı kalmaları gerekiyor.” HAKKARİ