
Edebiyat ve coğrafya arasında izdüşüm vardır. Anlatıcı ya da derleyici bu aralıkta rol yapıcıdır. Elbette coğrafya tek başına edebiyatı kuşatmaz. Ancak doğal şartlar, insani eğilim, toplumun yoğunluğu ve psikolojik sıkışma kültürel iklimin havasını besler. Kültürel iklim ve doğanın insana tözsel sirayeti gözlendiğinde Kürt kültürünün yankısından daha zengin bir zemin bulunamaz. Komşularına açılan kapısı, yaydığı coğrafi çekicilik, tanıklık ettiği medeniyet sayısı, bünyesinde yoğurduğu; dil, imge, din ve düşünce farkının beslediği nitelikle kültürlerin kültürüdür. Bu zenginlik Kürdistan’ın dünyaya dair dış kabuğunu oluştururken, Kürt kültür genetiğine de maddenin çekirdeği gibi olgusal hareketlilik verir. Bu hareketlilikten ötürü Kürt kültürü, Kürtlerin maruz kaldığı sayısız asimile ve yıpratılışa rağmen modern zamana ulaşmayı başarmış durumdadır. Bu başarıyı biraz dört iklimin canlılığına biraz da doğal kültürün hâlâ insanın emanetinde oluşuna borçluyuz. Kürtler yazı ve yayım tekniklerini özgürce ve aidiyetleri için en geç kullanabilen ve buna rağmen iç ve dış gelişmeleri, doğal olayları, insansı oldu bittileri ve ruhsal tepkileri hızlıca hafızaya döküp, ordan oraya taşıyabilen nadir toplumlardan biridir.
Bugün Kürtlerle medeniyet sahnesinde olan güçlerin her türlü acımasız imkanına, baskısına ve baskınlığına rağmen Kürtler biraz da bu esrarengiz hafıza ve kültürel zenginlikleri sayesinde direnmektedir. Öyle ki uygarlık batıdan-doğuya, kuzeyden-güneye doğru yazılı kitabe ve kaynaklarla tutunmaya çalışırken, hepsinin ortasında Kürtler sadece sözlü kültür kaynakları sayesinde ayakta durmaktadır. Bu yanıyla sözlü Kürt kültürünün gücü yazıya dökülmemiş haliyle meydan okuyabildiği gibi yazıya ve sanatsal formlara eriştiğinde ise pek çok kültürün endüstriyel hakimiyetini ıskartaya çıkartacak kadar da potansiyel hakkını saklı tutmaktadır.
Sözlü kültürün gelişimi politik, sosyal, ekonomik ve eğitsel nedenlerden olduğu gibi toplumsal bir esinleme, coğrafik bir sürüklenmeden de beslenmektedir. Bu sürüklenmenin içine eğildiğimizde bir kozmosla karşılaşmaktayız. Etki, tepki, tanıklık, ihtişam ve ısrarının betimlenerek bir nevi insan ruhundan hayatlar, hikayeler, vasiyetler, vakalar, vurgular ve vurgunlara şahit oluyoruz. Sözlü Kürt kültürü adeta ozanına, bölgesine, şivesine, cemaatine, cinsiyetine ve cismaniliğine göre dimağ derlemektedir. Bir tür felsefe ve psikoloji sıçraması yaparak, yaptırarak Kürtlük ortamını dinamize etmektedir. Okurdan evvel dinleyicilik, anlatımdan evvel anlatıcının hazırlandığı bu şölende dinlenenle, anlatılanın gerçekliği, yaşanmışlığı ve coşkunluğu zaman ve zemini yok ederek mecrasını bulur.
Bundan olmalı ki Kürt kültüründe mecra ve mekan ana formlar olarak kültürü adlandırmış ve kurgulamıştır. Kuşkusuz şive, ağız, anlatım gibi birincil farklılıkların yanında, doğal ve hasarlı sosyal olaylarda kültürün ikincil farklarını kapsar. Kürtlerde birincil ve ikincil farkın makası siyasal ve tarihsel olaylarda kapanırken doğal, bireysel, sınıfsal ve coğrafik etkileşimlerde açılmaktadır.
Bu yüzden Kürt kültüründe bölgeler arası sözlü kültürün imge ve içerik olarak farklılık taşıması materyal bir süreç olarak algınlanmalıdır. Bu algılamanın tipik özelliklerini sözlü Kürt kültür icrasında irdelemek mümkündür. Dengbêjlik ve onun materyalleri buna açıktır. Zira sözlü kültürde tarih, şahsiyet, duygu, ekonomi, sosyal imkan ve dış baskınların derlediği inanılmaz bir imge, içerik ve anlatım yoğunluğu varsıllaşmaktadır.
Dengbêjliğin kendi başına Kürt kültürünü sırtladığı ve sözlü kültüre ses, söz bağışladığı ortamda geçmiş ve şimdi arasında kurulan duygusal zindelik ve sosyal benzerlik bir tür insan zekasının sanatsal zinciri yakalamasındaki saadete benzer.
Nihayetinde klasik ve modern sanat dilimleri arasında özdeşlik ya da uyarlama yapılılırken dengbêjliğin referans ve repertuar olarak anılması ve alınması bu zincirin toplumsal faydasıdır.
Dengbêjliğin ilk referansı ve repertuarı olan Evdalê Zeynikê ve onun quling (turna) simgesi, işte bütün bu duygusal zindelik ve sosyal tepkimelerin kanıtıdır. Zira ne Evdal sıradan bir anlatıcı ve söylevcidir ne de quling tesadüfi bir imgedir. Evdal istisna bir ozan, şairdir. Quling seçkin, bilinçli, yerel ve dingin bir metafordur.
Bu istisna ozan ve metaforu sözlü kültürün içinde erirken, esinleme ve uyarlama tarihine de ivme kazandırmaktadır. Pek çok kültürel temadan biliyoruz ki insanın doğayı tarif ve taklidi onun teknik, psikolojik ve ekonomik öykünmelerinin eseridir. Bu minvalde modern zamana yaklaştıkça doğadan alınan imge ve betimlerin çoğundaki çekişme, şiddet, hakimiyet ve sömürü taşkınlığı edebi imgelerdeki yerel ve ulusal koşullanmayı da ortaya seriyor.
Medeniyetin aslan, kaplan, tilki, çakal, kurt, keçi, koyun, öküz, balık, kedi, köpek, arı, çekirge, koç gibi güç ve düş gücünü yarıştırmasına karşı Evdalê Zeynikê, sadece quling (turna) imgesiyle meydana çıkmaktadır. Biliyoruz ki klasik edebiyatın ana motifi imge ve ona kullandırılan içeriktir. Bu açıdan Evda’lın quling imgesi hem coğrafik bir simbiyoz hem de ordaki kültürün özgünlüğüdür. Zira Evdal’ın yaşadığı Serhat bölgesi aynı zamanda qulingın coğrafyasıdır. Coğrafya ve sanatın dönemsel şartları Evdal’in kişisel efsunu ile buluştuğunda, ortaya hem bir halkın hem de bir bölgenin kültürel kalkınma dimağı çıkıyor.
Evdal sonrası Kürt tarihine baktığımızda göç, isyan, başkaldırı, sürgün, talan, mülksüzleştirme ve kitlesel katliamların peyderpey Kürdistan coğrafyasına gelişi de hızlanmıştır. Zira bu gelişmelerle paralel quling metaforu da Kürtlerin iç dünyasına, öykü ve duygularına aracılık eden doğal bir sırdaş olarak kabul görmektedir.
Bu kabul Kürtçenin yorumlama ölçüsüne de yansımıştır. Anlam haritasında baş imgedir. Quling kimi zaman uyarı, kimi zaman hayıflanma, kimi zaman da acıyı taşıyan bir merciye/makama indirgenmiştir. Bilhassa kılamların icrasında sadece duygusal ya da aşkın bir işaretle kalmayıp hasret, özlem, yalnızlık, yolculuk, dillendirilmeyen, kavuşamayan nice manayı da yürekten yaşama götürüp getirmiştir. Quling bu minvalde eş, dost, sevgili, aşk, isyan, cesaret, hasret, sılaya gidiş, vatana dönüş ve vesilesi olarak da kadın, erkek ve cümle cemaatin mesaisini ören bir sırdaştır.
“Quling mala te mîrat be
Bese êdî fexrê bi ciwaniya xwe neke
Perê xwe nevêj, xwe li ba neke
Ne tu bi xu dizanî
Her çar rojê dinyayê ye
Mirin faniye”
Dengbêj Reşo
Herem: Serhed