Van Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Hatice Çoban, daha önce BDP şimdi ise DBP’li belediyelerin, klasik belediyeciliği aştığını, yetersizliklerine rağmen yeni bir model, yeni bir patent oluşturduğunu belirtiyor.
Hatice Çoban ile çalışmaları ve kentin sorunları üzerine konuştuk.

Önce kendinizi kısaca tanıtır mısınız? Hatice Çoban kimdir?

1990’lardan beri Kürt kurumlarında çalışıyorum, uzun yıllar Mezopotamya Kültür Merkezi’nde yönetim kurulu üyeliği, yönetim kurulu başkanlığı gibi çeşitli görevlerde bulundum.
2000’li yıllar itibariyle HADEP genel merkezinde merkez yürütme kurulu ile genel başkan yardımcılıkları son olarak ise Brüksel BDP Dış İlişkiler Temsilciliği yaptım. Şimdi de Van’dayım. Yaklaşık 20-24 yıllık bir özet bu.

Mesleğiniz…
Ben moda tasarımcısıyım.

Sayın Çoban, deprem öncesi ve sonrası Van kentinin sosyolojik yapısı, yani göç alan bir kent gerçeği ile birlikte düşünerek biraz Van kentini tanıyabilir miyiz? Nüfus yapısı, burada yaşayan halklar vs…
Van, çok acı iki deprem yaşadı. Aslında Kürt siyasi hareketi içinde üçüncü bir deprem yaşadı çünkü ‘KCK operasyonları’ adı altında çok sayıda siyasetçi tutuklandı. Dolayısıyla hem Belediye Başkanı olan arkadaş hem il ve ilçe teşkilatlarımızın tamamını hizmet vermekteyken onların çabalarını sekteye uğratan ve hizmeti engelleme bakımından da üçüncü bir deprem olarak yorumlayacağımız bir süreci yaşadı.
Tabii her kötü olan şeyi iyiye çevirmek durumunda kalıyorsunuz. Bence Vanlılar şunu çok iyi başarmışlar. Ben deprem sırasında burada değildim.
3 yıl boyunca da depremi hep uzaktan izledim ama ben açıkçası hızla yaralarını saran bir kent görüntüsü gördüm ve seçim kampanyası boyunca köy köy mahalle mahalle gezdikten sonra daha da net fark ettim.
Hatta belli katkıları da olmuş, kentimizin yüzü yenilenmiş. Tabii ki çok ciddi tahribatları da oldu. Esnaflarımız, ekonomik olarak ciddi zararlar gördü ve halen kendilerini toparlayabilmiş değil. Ekonomik sorun, tüm Türkiye’nin sorunu ama Kürdistan’daki kentlerimizin en ciddi sorunu. Kentimizde bir diğer sorun işsizliktir. Yüzde 90’lara varan işsizlik sorunu ile karşı karşıyayız. Nüfus bakımından bir yıkıma uğramadık geçici bir nüfus kaybından sonra hemen nüfusunu yenileyen bir Van gördük. Yoğun bir nüfus akışı olduğunu gördük. Vanlılar çok farklı kentlere, farklı ülkelere gitmiyorlar. Deprem sonrası kısa bir gidiş ardından hızla dönüşlerle tekrar nüfusumuz yerine gelmiştir.

2014 yerel seçimlerinde BDP’nin Serhat bölgesinde önemli başarılar kazandığını gördük. Ağrı, Iğdır ile Erzurum’un bazı ilçeleri gibi önemli merkezlerde başarılar elde edildi. Serhat bölgesinde Van Büyükşehir Belediyesi önemli bir misyona sahip.  Van Büyükşehir Belediyesi’nin rolünü nasıl değerlendirebilirsiniz?
Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Yerel Yönetimler Birimi’nin perspektifleri doğrultusunda kendimizi hazır tutuyoruz. Biz genel merkezimizden bağımsız bir işleyişe sahip değiliz. Yani kısaca biz genel merkezimizin oluşturacağı belediyecilik modeline hazır olduğumuzu belirtiyoruz. Ama şunu da ekleyebiliriz uzun bir belediyecilik deneyimimiz oldu. Artık yeni bir model çıkarmak zorundayız.
Hepimiz bunun farkındayız. Artık bir tanım yapmalıyız, her belediyeciliğin bir patenti olmalı. Bizim belediyecilik modelimiz, belediyecilik alanında getirdiğimiz yeniliklerin bir patenti olmalı. Deneyimlerimizle artık bu aşamaya geldik.
Mesela halkımızın 95 yıldır almadığı hizmetleri getirdik, bu doğru yani klasik belediyecilik hizmetleri dediğimiz yol su kanalizasyon gibi hizmetleri sunduk. Ama biz bunun çok üstüne çıkmak durumundayız. Bir model tarifi yapmak durumundayız.

Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) olarak bir değişime gidildi. Bu yeni değişimi nasıl anlamak gerekiyor? Belediyelerin bu değişimdeki rolü ne olacak?
Şimdi biliyorsunuz siyaset merkezimiz bunu çok yoğun tartıştı. Tartışmalar sonrası böyle bir koordinasyona karar kılındı. Asıl olarak DBP’yi Demokratik Özerklik’in inşa partisi diye de tarif etmek mümkün. Şimdi belediyeler, birinci derece rol sahibi artık. Kurullar rol tarifini ayrıştırmak için toplanıyor. Genel merkezimiz bu anlamda tartışmalar yürütüyor. Bizim rol tarifine oturtacağımız esas şeyler halkımızın temel ihtiyaç ve taleplerinin belediyeler üzerindeki şekil tarifini net yapmaktır. Şu ana kadar sosyal meseleler geride siyasi meseleler çok önde oldu. Biz sosyal meseleleri hep öteleyen geri plana atan bir siyasi hareket olduk.
Bugün kentlerimizdeki sosyal sorunlar siyasetimizin bile çok önüne geçmiş durumda dolayısıyla artık ötelenemeyecek kadar önemli sosyal sorunlarla karşı karşıyayız.
Belediyeler bu sorunların çözümünde ciddi bir aktördür. Tüm yaşam alanlarında belediyeler artık önemli aktördür. Bu açıdan yeni partimizin tarifinin yoğunluğu siyaset yaparken de esasen sosyal sorunlarla ilgilenmektir. Sosyal sorunların tarifini yapan değil çözen olmalıdır. Bugüne kadar teorik tariflerde sıkıntı yaşamayan bir hareketiz ama pratik uygulamalarda kısmi de olsa sıkıntı yaşayan bir partiyiz. Bu açıdan bu noktaları gidermeye yönelik bir pratik içindeyiz.

Biraz Van Büyükşehir Belediyesi’ni tanıyalım. Halkla ilişkiler noktasında hangi yöntemleri uyguluyorsunuz? Klasik belediyelerde olmayıp da sizin belediyeniz de var olan farklı çalışmalar ya da farklı yöntemler var mı?

Çok geniş bir hizmet ağına sahibiz. 20 küsur daire başkanlığımız mevcut. Klasik belediyeciliğin dışında dünyada ilk kez uygulanan ve kabul gören ve kampanya süresince ilgi gören eşbaşkanlık sistemi, yine kadın daire başkanlığı ilk kez 3 büyük şehrimizde uygulanacak.

Kadınların kadın muhatap
bulacağı bir masa


Her iki başkanlığın altında oluşturulan birimlerin önemli bir şeması var. Yine kadın masamız var. Kadın sorunlarını dinleyen bir masadır. Belediyeye gelen kadınların sadece kadın muhatap bulabileceği bir masadır. Bu birimler, bizim belediyecilik çizgimize has birimlerdir.
Bunların yanında kültür çalışmaları, halk çalışmaları yapılıyor. Mesela biz eşbaşkanlar düzenli olarak haftada bir kez halk toplantısı yapıyoruz. Burada başkanlık makamında tüm ilgili birim amirlerimizi de yanımıza alarak halkımızın sorunlarını dinliyoruz. Yine çalışmalarımızın yoğunluğu içinde haftada iki günümüzü mahalle ve ilçelerimize ayırarak işleri yerinde denetliyoruz.
Yine muhtarlarımızla düzenli olarak bir araya geliyoruz. Zaten muhtarlarımızı kendi çalışma arkadaşlarımız olarak tanımladık. Yaklaşık bin küsür köyümüz, mahalleye dönüştü. Dolayısı ile hizmet alanımız genişledi. Hemen hemen her şeyden büyük şehir sorumlu oldu.

Peki sivil toplum örgütleri ile bir araya geliyor musunuz?

Sivil toplum örgütlerimizle seçimden sonra bir dizi toplantı yaptık ama bu yeterli değil tabii ki. Toplantı trafiği bundan sonraki çalışmalarımızı süresince çok daha fazla yoğunlaşarak devam edecek.

Kadınlar taviz verecek değil

Az önce eşbaşkanlık sisteminden bahsettiniz. Bazı eşbaşkanlarla yaptığımız görüşmelerde eşbaşkanlık sisteminin il ya da ilçe mülki amirlerince tanınmama durumu yaşanıyor. Bu konuda bir sorun yaşıyor musunuz? Neler söyleyebilirsiniz?

Yer yer bu sıkıntılar var. Valiliklerin, kaymakamlıkların, İçişleri Bakanlığı’nın da bu konuda ortaklaştırdığı bir karar yok. Açıkçası yerellerde çok ciddi bir kabul var. Eşbaşkanlara bir ayrıştırma yok. Hitap da bazı ayrıştırmalar var. Uygulamalarda ayrıştırmalar daha fazla. Hitapta bizim kendi kurum ve kurumlarımızda da zaman zaman bazı ayrıştırmalar var. Ancak şunu belirtmek gerekiyor, Sayın Öcalan’ın eşbaşkanlık üzerine değerlendirmeleri var ve bunlar ciddi oranda kabul görüyor. Bazı sıkıntılar olsa da, kişilere mal olmaktan çıkmış eşbaşkanlık bir sistem olmuştur.
Eşbaşkanlık, Kürt siyasi hareketinin bir stratejisidir. Kadınların vazgeçeceği bir politika değildir. Ama tüm bunlara rağmen hitapta bir direnç görüyorsunuz. Siyasi partimizde de kurumlarımızda da direnç görebiliyorsunuz. Tabii ki 5 bin yıllık bir kültürü bir anda silip atmak elbette kolay değil. Ancak bu noktadan sonra kadınların da taviz vermesi mümkün görünmüyor. Eşbaşkanlık sistemi deneme yanılma yöntemi ile yapılacak bir iş değildir. Artık bir sistem olarak kabul görmüştür. Mesela erkek ya da kadın fark etmiyor bir zihniyet kodu oluşmuş. Sadece kadın eşbaşkanlar değil erkek eşbaşkanlar da ayırımcılığa uğruyorlar.

Mesela…

Örneğin resmi olarak bir erkek başkansa ona dönüp başkan, diğerine eşbaşkan aynı şekilde resmi olarak bir kadın başkansa ona başkan diğerine dönerek eşbaşkan deniyor. Oysa temsiliyet şudur. İki arkadaş da, eşbaşkandır. Resmi ya da gayriresmi diye bir tanım yok. Tabii bu durumun bizim kodlarımıza da yerleşmesi zaman alacak.
Her dönem bir sonraki dönem için ön açıcı çalışmalara vesile oluyor. Ben siyasi partilerde çalışmış biri olarak geçişlerin belediyelerde daha kolay olduğunu düşünüyorum. İnsanlar karakterlerine göre zorlanabiliyor.
Mesela bizim eşbaşkanlık profilimiz Van’da kabul görmüştür. İyi sonuç aldık. Serhat’ta daha önemli kazanımlarımız olabilirdi. Bazı kusurlarımız oldu. Daha iyi çalışıp iyi sonuçlar alabilirdik. Çünkü gerçekte halkımızın ilgisi, coşkusu, teveccühü vardı.

Mesela Van’da 14 de 14 yapmamız hiç de zor değildi. Gevaş ve Tuşba ilçelerimizi kaybettik. İnanıyorum ki bu bizim eksiklerimizden kaynaklandı. Halkımıza bu noktada özeleştiri noktasındayız.


Van’da çalışmalarınızda ne gibi sorunlar ne gibi sıkıntılar var. Bunlar çalışmalara ne şekilde yansıyor? Deprem sonrası Van Belediyesi’nin bir çok hizmeti oldu. Buna karşılık devletinde yaklaşımı da görüldü. Seçim sonrası Van için neler yaptınız ve bundan sonrasında neler yapacaksınız? Varsa projeleriniz nelerdir?
Bizler seçim kampanyasında projelerini en son açıklayan eşbaşkanlarız. Şöyle bir takvim belirledik: “Öyle bir şey yapalım ki, öyle bir şey söyleyelim ki seçim vaadi olarak kalmasın” dedik.
Söylüyorsak yapabilme şansımız, imkanımız olsun bütçemiz el versin. Biz bu belediyeyi başkasından devralmadık. 5 yıldır biz yönetiyoruz. Şikayetçi olamayız. Doğrudur, İl Genel Meclisi’den bir çok sorunu devraldık.
Büyükşehir olmamızla birlikte coğrafik olarak büyük bir alana hizmet etmek durumunda kaldık.
Bütün bunlara rağmen gerçekçi projeler ortaya atmak zorundaydık. Birinci yılda yapabileceklerimiz, ikinci ve üçüncü yılda yapabileceklerimiz şeklinde bir planlama yaptık. Dolayısıyla biz Newroz’da halkımıza söz verdik. Şu an bütün birimlerimin planlamalarını yapıyoruz, birlikte koordineli çalışarak bütün sorunlarımızı hemen hemen tespit etmiş durumdayız.
Sınırlarımız genişlediği için muhtarlarımızın birimlerimize getirdiği sorunlar bir planlamaya kavuşturuluyor.
Somut olarak şöyle sorunlarımız var. İmar ciddi bir sorun. İmar ve Şehircilik Bakanlığı’nın aldığı belli kararlar, sorunları belli aşamalara kadar getirmiş. Kentimizdeki yoksulluk ve kaçak yapı oluşumu var.
Belediyemizin de yoksul vatandaşımızın yaptığı yapılara ses çıkarmaması bütün bunlara eklenirse imar ciddi bir sorun haline dönüşmüştür.
Yine kentimizde ulaşım ciddi bir sorun teşkil ediyor. Soruna kısmı bir şekilde el atmış durumdayız. Geçmişte dolmuşçuluk, kooperatifçilik gibi yöntemlerle çözülmeye çalışılmış fakat kooperatifçilik kendi içinde ciddi bir ranta dönüşmüş.
Sonuçta bu sorun için şöyle bir kararlaşmaya vardık. Belediye olarak ulaşım sorununa kendimiz bir çare bulacağız. Bunun dışında kentimizin büyük bir yeşil alana ihtiyacı var. Yeşil alana dair hazırlıklarımız var.
Bunun için fidanlık, park gibi projelerimiz mevcut. Önümüzdeki yıl sonuna kadar bu projeleri bitirmeye çalışacağız. Yüzde 22’lik oranı bitmiş durumda yüzde 40’ı bu yıl sonuna kadar bitecek. Belediyemizin 4. yılında ise sürpriz olarak kabul edilebilecek projelerimizi başlatmak ve tamamlamak istiyoruz.

Sürpriz projeler derken….

Kentimizin beklentileri var. Kentimiz bir deniz kentidir. Hem denizimizi temiz tutmak hem de kentimizi, denizimizle buluşturmak istiyoruz. Çünkü bu noktada bir sıkıntı var. Plajın açılması, ortak kullanılmasını sağlayacak projelerimiz olacak. Umarım ki bu projeyle sadece Van değil tüm bölgemiz denizle buluşmuş olur.

Projelerinizle ilgili olacağını düşünerek şunu sormak istiyorum. Bilindiği gibi Van ve çevresinde tarihi alanlar mevcut. Daha fazla iç ve dış turizme açılması için belediyenizin bir çalışması var mı?

Van Belediyesi’nin yetki sınırları içinde olan yerler var. Bir de Kültür Bakanlığı’na bağlı olan alanlar var. Çoğunluğu Kültür Bakanlığı’na bağlıdır. Büyük şehir olmamızdan kaynaklı Bakanlık’la ortak yapmamız gereken şeyler var. Biz belediye olarak kentimizde bir turizm bürosu kuruyoruz. Yine ortak çalışmaların yapılacağı proje birimi kuracağız.

Peki ekonomik sıkıntınız var mı?
Tabii ki var. Kürdistan’da eskiden kalma borçlarla savaşıyoruz. Milli gelirden pay alma oranı batı illerine göre daha düşük. Bu tamamen ayrımcılıktan kaynaklı bir durumdur. Bu da ekonomik ayrımcılığın somut bir göstergesidir. Dolayısıyla eşit bir gelir dağılımına sahip olamıyorsunuz ve hizmete ayıracağınız bütçede sıkıntı yaşıyorsunuz. Bu sıkıntı, DBP’li olsun olmasın tüm belediyelerde yaşanan ortak bir sıkıntıdır.
Maalesef bölge, böyle bir sıkıntıyla karşı karşıyadır. Bu hiç tartışmasız bir devlet politikasıdır.

Bir kadın eşbaşkan olarak Van’ın kadın ve gençlik sorununu da sizden dinlemek istiyoruz? Bu konuda ne gibi çalışmalarınız var?
Bu noktada çok yalın çok gerçekçi bir şey söylemek istiyorum, burada bu konuda Partimizin de beni bağışlamasını istiyorum. Tabii ki Kürt kadınları olarak çok büyük projelere imza attık. Bununla birlikte Türkiye geneline model olacak birçok projelere imza attık.
Projelerimizin hem bu kadar ciddi hem de bu kadar uluslararası kamuoyunu etkileyecek projeler olduğunun altını çizerek hakkını vermek gerekir ama bir diğer yönü kentlerimizin çok yereline dokunmakta yeterli olmamışız. Ketimizde de durum böyle. Çok elit kalmışız. Mahallelere inmemişiz dolayısıyla merkezi politikalarımızda inmemiş.
Bu bir bakış açısına dönüşmemiş, ciddi olarak kadında bir değişime yol açmamıştır. Kadın politikalarında bu kadar etkili, bu kadar ciddi politikalar geliştiren bir hareket, bir kadın hareketi olarak yerelde bu kadar etkin değil. Kadına ulaşmada o kadar etkili değil.
Gerçekçi ve yalın olmak zorundayız. Bu anlamda çuvaldızı kendimize batırmak zorundayız. Dolayısıyla kadın bakış açısında bunu yaratmadığımızda halen kadınlarda beklentili ruh hali var. Bu da egemen kültürün oluşturduğu kodlardan kaynaklanıyor. Yani erkek egemen kültürü hakim oluyor. Kadının kadına gelmesi, kadının sorununu kadına getirme isteği çok zayıf. Çok  acıdır ki kadın masamıza daha çok erkekler müracaat ediyor dersek doğru bir tanım olacak. Yaşanan tüm bu sıkıntılarda bende varım pratik olarak bunu yaşayarak görüyorum.

Eşbaşkanlık kod kırma projesidir

Bu sıkıntıları yaratan nedenler nelerdir?

En başta, 5 bin yıldır oluşan erkek egemen kodlarıdır. Biz bunları radikal olarak kırma ve sökme, yeni kodlar oluşturmak hedefinde olan bir kadın hareketiyiz. Ama bu kodları sökmede yeterli değiliz. Mesela eşbaşkanlık çok radikal bir kod kırma projesidir. Doğru radikal uygulamalarımız var bu anlamda. Bu kodları uygulamada ve yerleştirmede doğru çaba sarf etmiyoruz. Biz daha çok merkezi noktalarda kodları kırıyoruz fakat sonra yerleşkesine oturtmakta sıkıntı yaşıyoruz. Ben yerellerde ve merkezde zayıf kaldığımızı düşünüyorum.

Avrupa’daki Kürdistanlı ve Van’lılara çağrınız var mı?

Avrupa’da çok az Van’lı var. Bu sevindirici ama dayanışma ağı kurma açısında şunu söyleyeyim. Onların bizlerden beklentilerinin olduğunu biliyorum. Halkımıza ve Avrupa’da ki halkımıza layık olacağız. Mesela kardeş belediye bulmakta zorlanabiliriz ama her birimiz şehirlerimizin birer neferi olarak şehirlerimizi tanıtabiliriz.
O anlamda turizm akışını sağlayabiliriz. Örneğin Avrupa’da yaşayan Kürdistanlılar Ege, Akdeniz sahillerine gitmek yerine Kürdistan’daki bir kentte yada kendi şehrine gelerek ekonomik yönden katkı sunmalıdır.
Ayrıca özel günlerimiz olan Newroz, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü gibi günlerde kentlerimize gelebilirlerse, yine buradan bir ailemizle kardeşleşebilirse, kentlerimize ve ailelerimize önemli bir ekonomik katkı sunmuş olurlar. Ben halkımızın tatillerini Van’da geçirmelerini istiyorum.
Yarın: Karakoçan ve Tuzluca belediyesi Eşbaşkanlarıyla yapılan söyleşiler.


MURAT MANG/IÐDIR