• Geçtiğimiz günlerde kızı Gulgeş Tatlı esir düşerek tutuklanan Fatma Tatlı’nın, yaşamı işkence, baskı ve bunlara karşı verdiği direnişiyle dolu. Kardeşi Rojava’da şehit düşen Fatma anne, şimdi hem KDP tarafından kaybedilen gerilla kardeşi Warger Çavreş’in (Ayhan Tatlı) hem de esir düşerek tutuklanan kızının peşinde.

 

ERDAL BAZ

Türk ordusu 26 Temmuz’da Hakkari’nin Kavaklı köyü Meydandere kırsalında SİHA’larla hava saldırıları düzenlemiş, bu saldırılarda YJA-STAR gerillası Gulgeş Tatlı yaralı halde esir düşüp tutuklandı. Yargılama süreci başlayan Tatlı’nın ilk duruşmasını takip etmek için gittiğim adliye binası önünde çocuklarını da yanına alıp Batman’dan Hakkari’ye gelen Fatma Tatlı’yla tanıştım. Fatma anne, Gulgeş Tatlı’nın annesi. Fatma anne, ”Eşim gelemedi. Kızım yanında olduğumuzu bilsin diye bütün çocuklarımı yanıma aldım, geldim” diyerek yaşadığı süreci anlatmaya başladı.

Yaralı haliyle mahkemeye çıkarıldı

Kızı gözaltına alındıktan sonra Hakkari Jandarma Komutanlığı’ndan aradığını söyleyen biri, Fatma anneyi arayıp ”Kızınız Gulgeş Tatlı elimizde. Durumu iyi. Merak etmeyin” deyip telefonu kapatır. Fatma anne, ”Başta inanmadık. Oyun yapıyorlar dedik ama içimize de bir şüphe düştü. Eşim kalkıp Hakkari’ye geldi. Haber doğruymuş. Kızım uçaklarla vurulup yaralı olarak yakalanmış. Bunu öğrendiğimiz an ne yapacağımızı şaşırdık. Avukat tuttuk ama kızımı ne bize ne de avukatlara gösterilmedi” diyor. Aradan biraz zaman geçince avukatın gidip kızını gördüğünü söyleyen Fatma anne, “Ancak yine bizim görmemize izin vermediler. Kızımı itirafçı yapmak istemişler ama kızım kabul etmemiş. Böyle olunca da onu zorlamışlar, yaralı haliyle, tedavi bile etmeden Jandarma Komutanlığı’nda hücreye almışlar. Kızıma söyletmek istediklerini söyletemeyince baskıya devam etmişler. Bizimle de bu yüzden görüştürmediler” diye belirtiyor. “Bugün kızımı yaralı haliyle mahkemeye çıkarıp tutuklayarak cezaevine gönderdiler” diyor.

Arkadaşlarına ihanet etmedi

Kızının yanında bulunan Jîn Roj adındaki arkadaşının şehit düştüğünü söyleyen Fatma anne, “Kızım arkadaşlarına, inandığı yola ihanet etmedi” diyerek konuşmasını sürdürüyor:  “İstediklerini yapsınlar, tutuklasınlar, sürgün etsinler... Ne yaparlarsa yapsınlar, ben kızımla gurur duyuyorum. Her zaman da yanında olacağım”

Eşi 20 sene cezaevinde kaldı

“Yaralı bir insanı tedavi etmeden cezaevine göndermek hangi hukukta var” diye sorarak isyan eden Fatma anne, ”Bu, devletten gördüğüm ilk şey değil” diyor ve kimliklerinden ötürü kendilerine uzun yıllar boyunca uygulanan devlet şiddetinden bahsediyor. Etraflarında neredeyse şehidi veya tutsağı olmayan bir aile bir olmadığını söylüyor. Fatma anne:  ”Bize yapılanları anlatsam günler yetmez. Kendimi bildim bileli başımızdan devlet baskısı hiç eksik olmadı. Eşim Hayrettin Tatlı, yıllarca cezaevinde kaldı. 1994 yılından itibaren üç defa toplam 20 sene içeride kaldı. 1994 yılında 6 yerinden vurulup yaralı halde yakalandı. Haftalarca işkence gördü. İşkence izleri hâlâ var. Çocuklarım babalarını hep cezaevinde gördü. Baba nedir bilmediler.”

Bir hafta işkence gördüm

Kendisinin de birçok kez gözaltına alınıp işkenceye maruz bırakıldığını söyleyen Fatma Tatlı, ”1996 yılında eşim hapisteyken birinin üzerime ifade vermesiyle devlet tarafından alıkonuldum. Bir hafta boyunca elektrik işkencesi gördüm” diyor. Baskılara karşı direndiğini belirten Anne Fatma, ”Bütün çocuklarımı babaları içerdeyken tek başıma, başkalarının işlerinde çalışarak büyüttüm. Çok zorluk yaşadım ama asla boyun eğmedim. Çocuklarım da cezaevi kapılarında büyürken, şahit oldular bu zulme. Açlık, yoksulluk, sefalet, işkence namına ne varsa çocuklarımla, eşimle beraber yaşadık. Hâlâ da yaşıyoruz” diye ifade ediyor.

Üniversiteyi bırakıp gerillaya gitti

Anne Tatlı, yaralı halde yargılanan kızı Gulgeş’in de böyle bir hayatın içinde büyüdüğünün altını çizerek, “Bu şartlarda büyüyen bir kız çocuğu yaşamına diğer insanlar gibi devam edemez. Benim kızım da edemedi. Muş’a üniversite okumaya gitti. Bir yıl okuduktan sonra 2014 yılında Bitlis’te bir şehitliğin açılışına gitmişler. Daha sonra yeğenim Leyla Nas (Zîlan Jîn)  ile beraber gerillaya katılmışlar. Zaten Leyla ile hiç ayrılmazlardı. Beraber büyüdüler, ilkokula, üniversiteye beraber gittiler. Gerillaya da beraber katıldılar. Leyla 2016 yılında Tatvan’da şehit düşünceye kadar da hiç ayrılmadılar. Leyla ve Gulgeş’in bende yerleri çok ayrı. Birbirlerine bağlılıkları beni onlara bağlıyor” diyerek kızının katılım sürecini anlatıyor.

Kardeşi kayıp gerilla grubunda

Yalnızca Türk devleti tarafından değil, KDP tarafından da zulüm gördüklerini ifade eden Fatma anne, 26 Temmuz 2021 tarihinde Güney Kürdistan’ın Xelîfan ilçesine bağlı Bêxme Köyü civarında izi kaybedilen gerilla grubunda bir kardeşi olduğunu da söyledi. KDP güçleri tarafından çembere alındıkları 26 Temmuz tarihinden itibaren kendilerinden haber alınamayan, Serwer Serhad kod adlı gerilla komutanının kontrolündeki gerilla grubunda bulunan Warger Çavreş (Ayhan Tatlı) adlı gerillanın kardeşi olduğunu belirten Fatma anne, ”Ben daha kardeşime ne olduğunun peşine düşmeden kızımın peşine düşmek zorunda kaldım” diyor.

Biri Türkiye’nin biri KDP’nin elinde

“Meğer hem kızım Gulgeş hem de kardeşim Wargeş 26 Temmuz günü yakalanmışlar. Biri Türkiye’nin eline diğeri de KDP’nin eline düşmüş. İkisinden de haberim yoktu. Kardeşime ne olduğunu hâlâ bilmiyoruz. Ölü mü sağ mı belli değil. Ben kardeşime yanarken üstüne kızımın acısı eklendi.  Hangisine yanayım bilmiyorum” diyen Fatma Tatlı, KDP’nin yaptıklarını eleştirerek ”Kendisine Kürt diyen bir partinin kardeşime yaptıklarını bir türlü aklım almıyor” diyor.

KDP’nin 26 Temmuz’dan beri hiçbir bilgi vermediğini sözlerine ekleyen Anne Fatma, “Türk devleti kızımı itirafçı yapamayınca cezaevine gönderdi. Şimdi en azından kızımın nerde olduğunu biliyorum ama kardeşimin nerede olduğunu bilmiyorum. O ve arkadaşları kayıp. Kardeşim bütün Kürtler için oradaydı, kendisi için değil. Kürtlerin KDP’nin yaptıklarını iyi görmesi gerek. Bu KDP için büyük bir ayıptır. Kürt Kürt’e bunu yaparsa düşmanı ne yapmaz? Benim içimi yakan bu. Kızıma üzülemiyorum bile” diye belirtiyor. Kardeşinin haberini duyduklarında Güney Kürdistan’a gitmek için hazırlandıklarını dile getiren Anne Fatma, kızının haberini alınca kendisinin gidemediğinin eşinin Güney Kürdistan’a gittiğini söyledi. “Eşim kardeşimin, ben kızımın peşindeyim” diyen Fatma Tatlı, “Nereye gidelim, hangisinin peşine düşelim bilmiyoruz. Bir araya gelip acımızı da yaşayamıyoruz” diye konuştu.

En ön safta bir aile

”Ailemin Kürdistan’ın tüm parçalarında dökülmüş kanı var” diyen Anne Fatma, ”Şengal işgal edilip, peşmergeler kaçarken kız kardeşim, Narin Tatlı (Roza Botan) Şengal’e savaşmaya gitti. Orada bir gözünü kaybetti. Ayağından yaralandı. Sonra gelip Rojava’nın özgürlüğü için savaştı ve orada şehit düştü. Narin, tüm Kürdistan için her parçada savaştı. Mezarı hala Rojava’da. Kardeşim Wargeş Başûr’da yıllarca görev aldı. DAİŞ’e karşı peşmergeyle beraber savaştı. Ama şimdi peşmerge tarafından kaybettirildi. Kızım Bakur’da savaştı. Devletin eline düştü.

 

Kardeşim Sait şimdi Türk hapishanelerinde birinin üzerine ifade vermesi sonucu haksız bir yere tutsak olarak kalıyor” diyerek aile fertlerinin Kürdistan’ın özgürlüğü için verilen mücadelede en ön saflarda direndiklerini anlattı.

Kürtlüğü haram ediyorlar

Yaşadıkları tüm bu acılardan hiçbirinin KDP’nin yaptıkları kadar güçlerine gitmediğini söyleyen Fatma anne, sözlerini şöyle sonlandırdı: ”Bunlardan hiçbiri Kürt’ün Kürt’e yaptığı kadar zoruma gitmiyor. Bu gençler Kürdistan’ın her yerinde emek veriyor, can veriyor. Kendine Kürt diyen KDP ise gelip gençlerimizi kaybediyor, onlara karşı düşmanla birlikte hareket ediyor. Bizde ‘Kurdê heram’ diye bir söz var. İşte bunların yaptığı budur. Kürtlüğü haram ediyorlar. Bunu kabul etmiyorum! En küçük bir hakkım varsa helal etmiyorum. Kardeşimin nerde olduğu, nasıl olduğu konusunda hemen bilgi verilmeli, içimiz rahatlatılmalı.”