ZABEL MİRKAN

“Ben yalnızca erkeklerin hakları olduğ̆unu düşünürdüm. Yalnızca kendi iş̧imi yapardım ve tamamen manipüle edilirdim. Hiçbir şey bilmiyordum. Evdeydim ve evde çalış̧manın kadınlar için tek iyi ş̧ey olduğ̆unu düş̧ünürdüm. Örgüt geldiğ̆inde (EZLN), uyanmaya başladık. Fark ettim ki hayat benim yaş̧adığım gibi olmak zorunda değ̆ildi. Duyduk ki kadınlar da katılabilirmiş̧...”

Celina adındaki bir Zapatista

Yirminci yüzyılın ikinci yarısında Chiapas’ta yaşayan yerli kadınlar, 13-14 yaşlarına geldiklerinde çoğunlukla ebeveyn zoruyla evlendirilirlerdi. Çocuk yetiştirme, ev işleri ve tarımla alakalı işlerde çalıştırılan kadınlar, evde de eşleri tarafından şiddete maruz kalırdı ve maalesef kendilerini savunamazdı. Tarımla ilgili işlerde de kadınlar çalıştırıldı. Evli kadınlar bu ağır çalışma koşullarının yanı sıra kocaları tarafından da kötü muameleye maruz kalırlardı. Ve belki de en önemlilerinden biri, bu kadınların kocaları ve babaları gibi İspanyolca konuşamamasıydı. Bu kadınlar, ebeveynleri tarafından okula gitmekten alıkonulmuşlardı, çoğu okuma-yazma bilmiyordu, İspanyolcaları iyi değildi ve bu durum, onların iş hayatına katılımını da etkiliyordu.

Ancak kadınlar, zamanla, bölgenin turistik bir yer olmasını avantaja çevirerek turistlere el işi ürünlerini satmaya başladılar. Bir araya gelen kadınlar kendi aralarında küçük topluluklar kurmaya başladı. Bunların hepsi, EZLN’nin 1994 isyanından önce gerçekleşen toplumsal dönüşümlerdi. Keza, bu dönüşümler Zapatistaların içindeki kadın savaşçıların önemli oranda varlığının nedenini anlamamıza yardımcı olabilir.

Kadınların bazıları evlere temizliğe giderek para kazanmaya başladı. El işlerini satan kadınlar daha sonra kolektif olarak örgütlendi. Köylerde yaşayan kadınlar ise ekmek yapımı, kahve öğütme, sebze yetiştiriciliği gibi diğer iş kollarında örgütlendi. Bu örgütlenmeler küçük gruplar halinde gerçekleşse de nihayetinde kadınların EZLN’ye katılımını sağladı.

1 Ocak 1994’ün ilk saatlerinde Güney Meksika’da yeni bir siyasi dönem başladı. 1993 senesinin geride kaldığı bu yeni yılın ilk saatlerinde Zapatista Kurtuluş Ordusu (EZLN) Meksika’nın en fazla baskıya maruz kalan ve en yoksul köşelerinden biri olan Chiapas eyaletinde 7 kentin kontrölünü ele geçirdi. Savaşçıların ele geçirdiği kentlerin en önemlisi San Cristobal’dı. Hâlâ koloni dönemi siyasetinin karakterize ettiği bir koloni dönemi kenti olan San Cristobal, Chiapas’ın yerli halkının başkentiydi. San Cristobal’ın ele geçirildiği operasyonu Binbaşı Ana Maria yönetti. Siyasetin yalnızca erkekler tarafından ve erkekler için yapılmayacağını tüm Meksika’ya ve dünyaya gösteren Ana Maria telsizde sadece şunları dedi: “Bayrağı ele geçirdik.”

Anneler Günü’nde eylem

Zapatista isyanının temel nedenlerinden biri Chiapas’taki yerli çoğunluğun içinde yaşadığı ekonomik eşitsizlik ve siyasi baskı koşullarının yarattığı hayal kırıklığıydı. Toprağın ve eyaletteki diğer temel malların son derece eşitsiz bir şekilde bölüştürülmesiyle toplumsal gerilimler ortaya çıktı. İsyanın kökenlerini anlamak için maddi değişimler kritik bir değer taşıyor. Fakat bu koşulları tam anlamıyla anlayabilmek için, ekonomik değişimin kadın ve erkekler tarafından farklı biçimlerde deneyimlendiğini de unutmamak gerekir. Zapatista savaşçılarının neden yüzde 30’unun kadın olduğunu anlayabilmemiz için, isyanın hemen öncesindeki yıllarda gerçekleşen yapısal değişimlerin toplumsal cinsiyete ilişkin etkisini kavramak elzemdir.

Federal Meksika hükümeti, 1950’lerden itibaren toprak reformu taleplerine karşılık olarak Chiapas eyaletinin üçte birini kaplayan ormanın yerleşime açılmasını teşvik etti. Kabaca bir hesaba göre, 1980’lere gelindiğinde Lacandon adındaki ormanda 150 bin göçmen yaşıyordu. Farklı kasabalardan, farklı dil topluluklarından, farklı dinlerden gelen kadın ve erkekler bu ormanda bir araya geldi. Ve nihayetinde bu orman, Zapatista isyanının doğduğu yer olacaktı.

Ormana taşınmanın öncesinde kadınlar dil açısından erkeklerden daha yalıtılmış oldukları için, bu taşınmanın kadınların diğer insanlarla iletişim kurabilmeleri yönünde olumlu bir etkisi oldu… 1990’lı yılların geniş tabanlı kadın hareketlerinin derinden gelen ayak sesleri, 1989 yılında gerçekleşenler için bir zemin hazırladı. 1989 yılı ormandaki kadın örgütlenmeleri açısından kritik bir yıldı. Çünkü o yıl San Cristobal’da yaşanan bir tecavüz dalgasının hemen ardından ilk kadın koalisyonu kuruldu. Tecavüz oranının yüksekliğiyle ilgili nedenler sorgulana dururken (Chiapas’ın ağırlıklı olarak yerlilerin yaşadığı dağlık bölgelerinden gelen göçmenlerin yanı sıra Meksika’nın diğer yerlerinden ve yabancı ülkelerden gelen turistler) kadınlar öz örgütlenmelerini kurdu. Buna tepki olarak Anneler Gününde (10 Mayıs) kent meydanında bir eylem düzenlediler. Bu eylem, sayıları yüz ile üç yüz arasında değişen ve daha önce hiç birlikte çalışmamış olan -kiliseye bağlı, çalışmayan, öğrenci, yerli- kadınları bir araya getirdi. Bu eylemin sonucunda ise San Cristobal Kadın Topluluğu ortaya çıktı. Ve kadınlar nihayetinde vali ile görüşerek valiyi, şehirdeki güvenlik önlemlerinin eksikliği gibi sorunlarla valiyi yüz yüze getirdiler.

EZLN’nin ilk başkaldırısı

1984’te kurulan EZLN’nin özellikle 1994 isyanının hemen öncesinden başlayarak hemen sonrasındaki yıllarda elde ettikleri kazanımlardan bazıları şöyle: Kiminle evleneceklerine karar verebilme, çocuk yapıp yapmama hakkı, ev içi şiddet oranında azalma, eğitim ve sağlık hizmetlerine daha kolay ulaşabilme. İsyanın ilk gününde Zapatistalar bir dizi feminist talep dile getirdiler. Bu talepler önceki Latin Amerika gerilla hareketlerinin taleplerine benzemiyordu. O gün “Meksika’nın Çalar Saati” (El despertador Mexicano) başlıklı yirmi sayfalık bir kitapçık dağıttılar. Kitapçığın 17. ve 18. sayfası kadınların Devrimci Kadın Kanunu olarak bilinen talep listesine ayrılmıştı. Devrimci Kadın Kanunu okunduğunda, Marcos’a göre “EZLN’nin ilk başkaldırısı” gerçekleşmişti. Çünkü durum şöyle gelişmişti:

“Köylüler savaşçılara, anneler devrimci liderlere dönüşmüştü. İncecik, koyu tenli, kırmızı bandanalarla yüzleri ve kimlikleri saklı, uzun siyah saçları omuzlarından aşağı inen, yumrukları havada onlarca, yüzlerce, binlerce Zapatista kadını bir aradaydı. Yürüdüler, örgütlendiler, tohumlar ektiler hem gerçek hem sembolik anlamıyla. Meksika ordusuna ve eşlerine karşı ayağa kalktılar. Kendi hayatlarını ve onları çevreleyen dünyayı değiştirdiler...” (Compeneras:14)

Size verdiğimiz küçük ateş nerede?

Compeneras, Zapatista kadınlarının kendilerine verdikleri isim. Dünyanın diğer ülkelerindeki kadınlara da böyle sesleniyorlar. Geçen sene Zapatista topraklarında Birinci Uluslararası Mücadele Eden Kadınlar Buluşması’nı gerçekleştirdiler. Bu sene gerçekleştiremeyeceklerini bir mektupla dünyanın her yanında mücadele eden kadınlara bildirdiler. Buluşmayı gerçekleştiremeseler de biliyoruz ki, o topraklarda herkes için direniyorlar. Sözü onlara bırakarak bitirelim: “Eğer kendi dünyanızda bu buluşmayı yaparsanız ve size Zapatistaların nerede olduğunu, neden gelmediğini sorarlarsa, onlara gerçeği söyleyin. Zapatistaların kadınlar olarak, kendi özgürlükleri için, kendi köşelerinde savaştıklarını söyleyin. Hepsi bu kadar, yoldaşlarınıza ve kız kardeşlerinize iyi bakın. Size Zapatistalar hakkında düşünmemenizi, çünkü artık bittiklerini, artık Zapatista diye bir şey olmadığını söyleyebilirler. Fakat bizi halihazırda mağlup ettiklerini düşündüğünüz zaman, size baktığımızı göreceksiniz ve içimizden biri habersizce yaklaşıp sadece siz duyun diye kulağınıza fısıldayacak: ‘Size verdiğimiz küçük ateş nerede?’ Güneydoğu Meksika dağlarından. Zapatista Kadınları, Şubat 2019.”