Türkiye halklarının Özgürlük Mücadelesinde Mahirler, Denizler, İbrahimler bir dönüm noktasıdır. Kurumsallaşmış faşist Türkiye sistemine karşı halkların kardeşliğine dayalı özgür ve demokratik Türkiye’yi hedeflemişlerdir. HDP, bu özlemin pratikleşmesinin adıdır. Kürt Halk Önderi “Mahir’den aldığım bayrağı HDP’ye devrediyorum” diyerek HDP’nin nasıl bir tarihsel role sahip olduğunu ortaya koymuştur.
Türkiye’de sol demokratların, sosyalistlerin mücadelesi az olmamıştır. Türkiye halkı, aydınları demokrasi mücadelesinde az bedel ödememiştir. Bu güçlerin en büyük parçası ve gövdesi olan Kürt Özgürlük Hareketi de büyük bedeller ödemiştir. Tüm bunlar Türkiye’nin demokratikleşmesi içindi. Demokratik Türkiye kuşkusuz özgür Kürdistan’dır. Ancak Türkiye demokrasi güçleri açısından en temel zaaf bir araya gelememeleridir; ortak bir mücadele platformu yaratamamalarıdır. Yine Türkiye demokrasi güçleriyle Kürdistan demokratik güçleri arasında şimdiye kadar istenen birlik ve ortak mücadele de yerine getirilememiştir. Bu da AKP gibi bir iktidarın kendisini uzun yıllar sürdürmesine, CHP gibi bir muhalefetin gerçek demokratik muhalefeti engellemesine fırsat sunmuştur. HDP’nin bu gerçeği kırma gibi bir görevi vardır. Bu konuda bir başlangıç yapılmıştır. Ama bu birliktelik ve ortak mücadelenin daha da geliştirilmesi gerekmektedir. Birlik ve ortak mücadele yürütmek büyük bir devrimci sorumluluk, ciddiyet ve yaratıcılık gerektirmektedir. Böyle bir birlik ve ortak mücadele yaratılmadan mevcut ortamda özgürlük ve demokrasi mücadelesini doğru yürütmek ve geliştirmek mümkün değildir.
Latin Amerika’daki sol güçlerin iktidar olması, sosyalistler ve bir bütün olarak radikal demokratlar tarafından alkışlanmaktadır. Gezi direnişindeki ortak tutum alkışlanmaktadır. Ancak buralardaki anlayış ve ruh Türkiye’de ortak bir hareket ve mücadele haline getirilememektedir. İşte HDP bu yetersizliği aşma adımıdır.
Latin Amerika’da sol güçler, radikal demokratlar, baskı ve zulme uğrayan tüm toplumsal kesimler ortak hareket etmişlerdir. Latin Amerika’daki sol, Hıristiyanlık inancıyla barışık ve Hıristiyanlıktaki hak, adalet ve eşitlik değerlerini de kendi mücadelesinin parçası yapmışlardır. Böylece büyük bir toplumsal hareket haline gelerek oligarşik hegemonik iktidarları alaşağı edip, halkların yönetim gerçeği olabilmişlerdir. Latin Amerika örnekleri birçok önemli derslerle doludur. Kuşkusuz Türkiye’de de zaman zaman birliktelikler ve ortak mücadele dönemleri olmuştur. Ancak bunun sonuç alıcı, istenilen bir düzeye çıkarıldığı söylenemez. Halkların Demokratik Partisi bu yetersizliği aşıp gerçek bir birliktelik ve ortak mücadele ortaya çıkaracaktır.
Kuşkusuz Türkiye’deki demokrasi güçlerinin eksiklikleri vardı. Ancak Kürt demokrasi güçleri de kendi eksikliklerini görmelidir. Kürt Özgürlük Hareketi strateji değiştirmiş, Türkiye’deki demokrasi güçleriyle ortak mücadele içinde Kürt sorununun demokratik çözümünü hedeflemiştir. Eğer strateji değişmişse araçların da değişmesi ve yeni mücadele araçlarının yaratılması gerekmektedir. Strateji ve politika değişikliği ancak böyle amacına ulaşır. Bu açıdan Kürt sorununun çözümünü bu strateji çerçevesinde sadece Kürdistan’daki mücadeleyle gerçekleşeceğini düşünmek yanlıştır. Kuşkusuz Kürtlerin özgürlük ve demokrasi mücadelesi büyük değerler ve kazanımlar yaratmıştır. Bugün hala Türkiye’deki en temel özgürlük ve demokrasi mücadelesidir. Bu bir gerçekliktir. Ancak sonuca ulaşmak istiyorsak daha kısa zamanda ve daha az bedelle sonuca ulaşmayı getirecek araç ve yöntemleri de doğru ve etkili kullanmak gerekmektedir.
Bu açıdan Halkların Demokratik Partisine güç vermek; bu hareketin en temel ve dinamik gücü haline gelmek çok önemlidir. Böyle bir sorumluluk ve rolle hareket edilirse Kürt sorununun çözümü de yakınlaşacaktır. Kürt sorununu çözümsüz bırakmak isteyenlerin oyunları da böylece boşa çıkarılacaktır. Bilinmelidir ki, HDP BDP’yi daha da güçlendirecektir.
HDP Türkiye’de sadece Kürtlerin ve Türklerin değil, Alevilerin, Süryanilerin, Êzidilerin, Hıristiyanların; Arap, Çerkez, Laz tüm etnik toplulukların da özgür ve demokratik yaşam mücadelesini verecektir. HDP, Anadolu ve Kürdistan gibi etnik ve dinsel topluluk zenginliği olan coğrafyanın doğasına, kimliğine denk bir partidir. Türkiye tarihinin belki de ilk defa bu düzeyde kucaklayıcı partisidir. Kuşkusuz TİP gibi legal yasal bir parti de bu niteliklere sahipti. Ancak HDP’nin kapsayıcılığı daha da fazladır, daha da fazla olmak zorundadır. Eğer tabandan toplumsal örgütlenme yapılırsa çok geniş bir toplumsal kesimi kucaklama imkanına kavuşacaktır.
Bu parti sadece bir çatı olmamalı, tabandan güçlü örgütlenen bir karaktere sahip olmalıdır. Hemen hiç vakit geçirmeden sokak ve mahallelerde çalışan ve örgütlenen bir parti haline gelmelidir. Köy köy, sokak sokak, mahalle mahalle dolaşarak tüm Türkiye ve Kürdistan’da örgütlenmesi yaygınlaştırılmalıdır. Sol siyasi güçlerin geleneğinde olan sokak sokak, işyeri işyeri yaşamın her alanını örgütleme alanı haline getirilmelidir. Her türlü demokratik eylemlilik de, özgürlük ve demokrasi mücadelesi de ancak böyle bir yaygın örgütlenme üzerinden gelişebilir.
HDP, mevcut bileşenleriyle yetinmemelidir. Şu anda içinde olmayan diğer sol güçleri, aydınları, yazarları, Müslüman demokratları, mevcut düzen karşıtı tüm kesimleri de çatısı altında toplamalıdır. Zaten demokratik ve özgürlükçü karakterini böyle bir geniş yelpazede örgütlenme yaratmasıyla daha da güçlendirecektir.
Bir özlemi ve umudu gerçekleştirmek
Halkların Demokratik Kongresi toplandı. Bunu çok önemli bir adım olarak görüyoruz. Türkiye halkları on yıllardır Kürt’üyle, Türk’üyle, Çerkez’iyle, Laz’ıyla, Alevi’siyle, Êzidi’siyle, Hıristiyan’ıyla demokrasi ve özgürlük mücadelesi verdi. Dünyada özgürlük ve demokrasi mücadelesinde en ağır bedeller veren bir ülkelerin başında geldi. Ancak ne acıdır ki, bu bedellerin ortaya çıkardığı demokrasi ve özgürlük birikimini AKP gibi yeni bir hegemon güç olmak isteyenler kullanarak kendilerini iktidar yapmıştır. Bu hegemonik iktidar devrimci ve demokratik güçlere saldırarak iktidarını sürdürmektedir. AKP, iktidarını demokrasi güçlerini bastırma ve geriletme üzerine kurmuştur. AKP-CHP kıskacında Türkiye halklarını bu iki seçeneği tercih etme zorunda bırakan bir siyasal düzen kurulmuştur. CHP AKP’yi iktidar yapmakta, AKP de CHP’yi var etmektedir. CHP muhalefeti AKP gibi bir iktidarı ortaya çıkarmakta, AKP iktidarı da CHP gibi bir muhalefetin kendini iktidar yaptığını görerek CHP’nin tek muhalefet olarak kalmasını sağlamaya çalışmaktadır. İşte HDP bu kısırdöngüyü kırma hamlesidir.