Bir yıl sonra Antakya

Toplum/Yaşam Haberleri —

6 Şubat 2023 Depremi / Antakya

6 Şubat 2023 Depremi / Antakya

  • “O gün cehennem gibiydi. Kendimi ve çocuklarımı zor kurtardım. Terlikle sokağa çıkmıştım. Bir hafta o terlik ayağımda kaldı. Mahallenin yok olduğunu gördük. O kadar ölüm olduğunu bilmiyordum. Artık yaşama sevincimiz kalmadı.”

MEDİNE MAMEDOĞLU

En son geçen yıl Mart ayında gittiğimiz Antakya’ya bir yıl sonra yeniden gidiyoruz. Neyle karşılaşacağımızı bildiğimiz kentte yaşanan yıkım bizleri şaşırtmasa da üzüyor. En son üst üste yıkılan evlerde gördüğümüz ve çekim yaptığımız Armutlu, Elektrik, Gazi Mahallesi ve Antakya’nın simgesi Kurtuluş caddesinden geriye dümdüz alanlar kalmış durumda. Daha önce görmeyenin yaşam alanı olduğuna inanmayacağı bu mahallelerde şimdi yaşam neredeyse yok denecek durumda. Tek tük ağaçların ve portakal kokusunun olduğu mahallelerde kepçe sesleri ise bir an olsun dinmiyor.

Depremden sonra büyük bir göç yaşanırken, topraklarını bırakmayan insan sayısı da hayli fazla. “7 kere yıkıldı yine kuruldu. Yine kurarız. Dedemlerin anlattığına göre eskiden Antakya bu dağlar sırasındaymış. Yıkıla yıkıla bu hale gelmiş” diyen Sabah Yiğit kenti yeniden ayağa kaldırmakta ısrarcı yurttaşlardan biri.

Gazi Mahallesi’ndeki tek katlı evlerinde depreme yakalanan Yiğit birçok yakınını kaybetmiş. Sokakta yalın ayak kaldığını anlatan Yiğit, cenazelerini çıkardıktan sonra ailesini alarak şehir dışına çıkıyor. Orada bir ay kalmadan geri dönen Sabah Yiğit, kısa süre barınma sorunu yaşıyor. Kaldığı mahallede neredeyse bütün evler yıkılırken, enkazın ortasındaki evi için ‘az hasarlı’ raporu veriliyor. Her şeye rağmen enkazın içindeki evinde kalmaya başlayan Yiğit, “Ata toprakları bunlar, bırakılır mı hiç” diyor.

 

Sabah Yiğit

 

Bırakıp gidemem

Bize bir Antakya kahvesi vererek hikayesini anlatıyor Sabah Yiğit: “Ben yıllardır buradayım, benim dedem, onun babası hepsi buralı. Burayı nasıl bırakıp gidebilirim, gidemem. Burada tek ev benim kaldı, bütün komşularımı kaybettim. Dışarıya baktığımda koca bir düzlük görüyorum. Bu bana acı veriyor ama yapacak bir şey yok. Biz burada sadece enkaza, kepçe seslerine ya da kayıplara değil her şeye direniyoruz. Ama yine de bırakıp gitmeyeceğiz. Böyle kader olmaz olsun deyip topraklarımızı terk etmeyeceğiz. Benim evim rezerv alanında ama ben buradan çıkmak istemiyorum. Dedelerim beni düşündü gitmedi, ben de onları düşünüyorum.”

Hikayesini dinledikten sonra evinin önünde kuşları ile bir fotoğrafını çekiyoruz Sabah Yiğit’in. Çektikten sonra güvercinleri uçuyor, eskiden damlarda ya da ağaçlarda kendilerine yer edinen güvercinler dümdüz alanın üzerinden uçup tekrar Sabah’ın damına konuyor. Tek kalan evin o olduğunu bilerek evlerine gelen güvercinler de kendilerine bakan Sabah gibi inatçı.