Süryanilerin Türkler tarafından soykırıma uğratılmasını hiç unutmadan geleceği için mücadele eden bir kadın Maha Şabo. “Sadece bir şey istiyorum, istiyoruz; bıraksınlar nasıl yaşayacağımıza biz karar verelim” diyen Maha, tarihin yeniden tekerrür etmeyeceği bilinci ile Kuzeydoğu Suriye için mücadele ediyor.
ROJBİN EKİN / HESEKÊ
Maha Şabo, Mêrdîn’in Midyad ilçesinden Hesekê’ye soykırım ardından sürgün edilen bir Süryani. Maha’nın geçmişine dair hatırladığı çok az şey var. Hafızasında hiç unutmaması tembihlenen ise Nisan 1915’te ‘Seyfo’ adı altında Süryanilerin soykırıma uğratıldığı ve dünyanın dört bir yanına sürgün edildiği hakikati. Ailesinden sürgün yıllarını, soykırım günlerini yaşayanların hiçbiri şu an hayatta değil.
8 yıldır devrime emek veriyor
56 yaşında ama daha genç gösteriyor. Dinamik, heyecanlı ve geleceğe dair çok umutlu. Belki de genç kalmasının iksiri, umudunu hep koruyor olmasında gizli. Omuz omuza verdiği ve birlikte özgür bir gelecek hayal ettiği halkların özgürlüğe olan inancı ve son 8 yıldır bunun için göstermiş olduğu azim ve emek, belli ki onu daha da güçlü ve direngen kılıyor.
Aslında Maha ile siyaset ve güncel gelişmeleri konuşmak istemiştim. Ülkesinde 8 yıldır devam eden ve gittikçe çetrefilleşen bu savaş gerçeği içerisinde bir kadın olarak neler yaşadığını, savaşın yaşamı üzerinde yaratmış olduğu etkileri konuşacaktık. Bir de 2019 yılından beklentilerini…
‘Geleceğimize biz karar verelim’
“Bir kadın olarak neler yaşadığımı konuşacağımız günlere daha var. Şunu fark ettim, bizim neler yaşadığımızı pek de önemseyen yok bizim dışımızda. Suriye’de binlerce kadının ve çocuğun öldürülmüş olması, sakat kalması, yurdundan göç etmesi, kadınların esir alınması, tecavüze uğraması genel Suriye ve Kuzeydoğu Suriye ile uğraşan güçlerin umurunda bile değil. Sadece bir şey istiyorum, istiyoruz; bıraksınlar nasıl yaşayacağımıza biz karar verelim.”
Ama Maha da binlerce Kuzeydoğu Suriyeli kadın gibi kendi yaşamına dair hiçbir plan yapmıyor ülkesinin özgür ve demokratik geleceği dışında. Savaşın yaşamı ve bir kadın olarak duyguları üzerinde yarattığı kırılmaları ‘şimdi konuşmanın sırası değil’ der gibi yönelttiğim her soruya siyasi bir üslupla cevap veriyor.
Süryani kadınlar her alanda örgütleniyor
Maha, 2005 yılında kurulan Süryani Kadınlar Birliği’nin bir üyesi. Şimdi de Hesekê Kantonu Eşbaşkan Yardımcısı. Bir yandan Süryani kadınların örgütlenmesiyle uğraşırken bir yandan da Kuzeydoğu Suriye’nin geleceği için mücadele ediyor. Ülke içinde ve dışında sürekli toplantılara katılıyor, eğitim faaliyeti yürütüyor. Bilinçlenmeyi ve örgütlülüğü büyütmeyi, birliği güçlendirmeyi esas aldığını söylüyor.
“Devrim süreciyle birlikte Süryani Kadınlar Birliği örgütlenmemizi genişletmeye başladık. Siyasette, öz savunmada ve toplumsal yaşamda daha aktif ve görünür olmaya başlayan kadınlar, evlerinin duvarlarıyla sınırlı olan hareket alanlarını daha da genişletme fırsatı buldular. Süryani kadınların örgütlülüğünü bu düzeye taşırmasında Kürt kadınların devrim sürecine her alanda yapmış olduğu öncülüğün payı büyüktür. Onlarla dayanışma ve birlik halinde hareket etmemiz bizim de örgütlenme düzeyimizi etkiliyor. Bize her anlamda yol gösterici oluyorlar. Şimdi onlarla omuz omuza toplumumuzu örgütlemeye çalışıyoruz.”
Süryani Meryem’i unutmuyor
2014 yılıyla birlikte Kuzeydoğu Suriye halklarına yönelen DAİŞ çete örgütü, Süryani halkının da yerleşim yerlerini hedef aldı. Birçoğunu esir aldı, mallarına, mülklerine el koydu, yerleşim yerlerini boşalttı. İbadet yerlerine zarar verdi. İlerleyen süreçte QSD savaşçılarının yaptığı operasyonlarla esir alınanların önemli bir kısmı kurtarılsa da bazılarının akıbeti hâlâ bilinmiyor. Tıpkı Maha’nın yakından tanıdığı Süryani Meryem gibi…
Kuzeydoğu Suriye’de yaşayan tüm halklar YPG ve YPJ savaşçılarının öncülüğünde kendi öz savunma sistemlerini oluşturdu. Süryani halkının da hem genel hem de kadın öz savunma güçleri var. Kendi bölgelerini, QSD çatısı altındaki örgütlenmeleriyle tüm saldırılara karşı koruyorlar.
‘Halkların ortak yaşamı tehdit ediliyor’
Kendini güvende hissetmek, yabancı bir gücün gelip seni savunduğunu göstermesiyle oluşmuyor. Öz güç üzerinden inşa edilirse sarsılmazdır ve huzura kapı aralar. Maha’nın dikkat çekmek istediği de tam da bu…
“Kentimiz güvenli, Suriye içerisinde kendimizi en fazla güvende hissettiğimiz bölgeler QSD güçlerinin denetiminde olan bölgeler. Ancak DAİŞ henüz tam bitmiş değil. Bir de yaşam ve mücadele alanlarımıza yönelik dış tehditler var. Türkiye başta olmak üzere bölge üzerinden çıkar hesapları yapan tüm güçler, tehditlerini sürdürüyor. Halkların ortak yaşam, demokrasi, özgürlük ve eşitlik temelinde oluşturdukları sistem tehdit ediliyor. Bu tehditler sadece Kürt halkının bölgedeki varlığına değil; biz bin yıllardır, Süryani, Ermeni, Arap, Kürt, Çerkez ve Türkmen halkları olarak bu coğrafyada kardeşçe bir arada yaşadık. Şimdi bu ortak ve kardeşçe yaşamı daha fazla güçlendirmeye çalışırken, “bitiririz, yok ederiz” tehdidiyle karşılaşıyoruz. Ama biz bu tehditler karşısında birliğimizi daha fazla güçlendireceğiz, mücadelemizi daha da yükselteceğiz.”
Namus/şerefin yeni tanımı ülke ve özgürlük
Erkek egemenlikli cinsiyetçi toplumun kadını kendi mülkü olarak gören anlayışın, zihniyetin alaşağı edildiği Kuzeydoğu Suriye coğrafyasında ‘namus-şeref’ tanımı da kadın varlığına hapsedilmekten azade olmuş ve gerçek anlamına, tanımına kavuşmuş. Elbette bu, kadınların erkek egemenliğinin tüm gerici yanlarına karşı verdiği mücadeleyle ve kadınların her alanda kendisini görünür kılması, bilinç, örgütlülük kazanması, iradi güce dönüşmesiyle bağlantılı.
“Kadınlar devrim sürecinden önce bir erkeğin şeref ve namusu olarak görülüyordu. Kuzeydoğu Suriye’de artık mevcut zihniyeti kırdığımızı söyleyebilirim. Kuşkusuz erkek egemen zihniyeti hala tam dönüşüme uğrattığımızı söyleyemeyiz. Hâlâ toplum yaşamı ve kadınlar üzerinde etkisi, baskısı var. Ancak artık bizde şöyle bir bilinç oluştu, bunu topluma da aşılıyoruz; kadın ve erkeğin her anlamda eşitliği. Eğitim ve toplantılar yoluyla kadını irade ve güç haline getirmeye çalışıyoruz. Aynı zamanda özgürlük, irade ve eşitlik bilincini aşılamaya çalışıyoruz. Kuzeydoğu Suriye’de çıkarılan kadın yasaları mücadelemize büyük bir destek sunuyor. Biliyoruz, savaşlarda en çok kadınlar mağdur olur, en fazla acıyı onlar çeker. Ancak Kuzeydoğu Suriyeli kadınları savaş sürecinin yaratmış olduğu tahribatlardan korumaya çalıştık. Bunu da halklar olarak ortak oluşturduğumuz savunma ve sistemiyle, örgütlemeyle başardık. Toplumumuz biliyorsunuz, eğitimsiz ve bilinçsiz bir toplumdu. Şimdi her günümüz dolu dolu geçiyor. Yoğun halk toplantıları yapıyoruz, emek harcıyoruz bu yönlü.”
2019 yılına girmişken Maha’ya bir de beklentilerini sordum…
“Merkeziyetçiliğin hakim olduğu bir Suriye istemiyoruz. Kuzeydoğu Suriye’de ortak yaşayan tüm halkların birlikte oluşturduğu projemizin esas alınmasını ve proje ekseninde yeni Suriye’nin şekillenmesini bekliyor ve umut ediyorum.”