Taraf gazatesi başyazarı Ahmet Altan, Özgür Gündem’in mahkeme kararıyla kapatılmasına ilişkin bir yazı kaleme almış. Yazısında AKP Hükümetinin PKK’den değil, Kürtlerden korktuğunu bu nedenle Kürtlere dair herşeye karşı tahammülsüz olduğundan bahsetmiştir. Öncelikle şunu söylemeliyim ki; Ahmet Altan ve onun gibi sabahı akşamı belli olmayan yazarlarların yazıp çizdikleri, eleştirileri sözde aydın tripleri artık Kürtler tarafından pek heyecanla karşılanmıyor. Kürtler onların anlamaya çalıştığı noktanın çok daha ötesine geçmiş durumdalar. Devletin Newroz olaylarını eleştirirken bile Newroz’a “Nevruz” diyerek yazıyor. Burada bile ikiyüzlülüğünü hemen belli etmiştir. Aslında devlet zihniyetini ve gizli AKP yandaşlığını içinde nasıl erittiğinin bir göstergesi.
Ahmet Altan’ın tanınmış bir aileden gelmesi ve kaleminin güçlü olması kendisinin vaktiyle toplumda hatırı sayılır bir yer edinmesine sebep olmuştur. Maalesef o Ahmet Altan gazetecilik kimliği altında geçmişin mirasını tüketerek bu günlere kadar gelmiştir ve ne acıdır ki o yazıp çizdikleri artık hiç bir anlam ifade etmiyor. Tespitlerini vitrine çıkaran söz öbekleri her ne kadar edebi olsada artık yaşanılan gerçeklerin farkında olan milyonlarca insan açısından çok da ilgi çekici şeyler olarak algılanmıyor. Ahmet Altan’ın kimi yazdığı şeyler belki hükümeti ve başbakanı kızdırabilir hatta rahatsız edebilir ama bu yazılanlar Kürtlerde en ufak bir heyecan uyandırmamaktadır. Çünkü Ahmet Altan Özgür Gündem’in kapatılmasını basın özgürlüğü üzerine yazdığı yazısında malzeme olarak kullanmıştır yoksa Kürtlerin sesi olan bir gazetenin kapatılması onun çok da umrunda değildir. Eğer gerçekten Kürtlerin temel hak ve özgürlükleriyle ilgilenmiş olsaydı her fırsat bulduğunda Kürtlere, Kürt değerlerine sadırmazdı, Kürt siyasetine yapılan operasyonların fikir babalarını gazetesinde ön plana çıkarmazdı yada onlarla aynı saflarda yer almazdı. Polis, MİT ve Fethullah Gülen teşkilatıyla yakın ilişkide olan ve asparagas haberler yayınlayan yazarlardan bir gazeteci kadrosu oluşturmazdı.
Taraf gazetesinde kimi gazeteciler masa başı haberler ile Kürt siyasetçileri jurnallayıp suçlu gösterek tutuklanmasına ön ayak olmuştur. O ekibin başında Ahmet Altan var ve bunu artık herkes biliyor. Ahmet Altan şimdi kalkmış Özgür Gündem üzerinden nutuk atmaya çalışıyor. Evet söylediklerin kadar söylemediğin ya da çarpıttığın doğrularda var bunları da biliyoruz. Kürt basının yüzden fazla emekçisi şu anda ceza evinde bulunurken sen ya da sizler ne yaptınız, hangi eylemde bulundunuz. Şu anda Türkiye’de ve Avrupa’da 1500 Kürdistanlı sivil vatandaş, vekil, öğrenci, meclis üyesi, avukat, belediye başkanı, insani haklarını elde etmek için bedenini açlık grevine yatırmış durumda bunları da gazete ve televizyonlarınızda işliyormusunuz? Hayır bunları yazamazsınız çünkü başbakandan talimat aldınız. Başbakanın karşısında el pençe durup devletin Kürtlere zulmünü haber yapmayacağınıza dair söz verdiniz. Buna karşı gelenlerin işine son verdiniz. Başbakanın taleplerini kabul ettiğiniz o gün bütün medyanız susturuldu ve beyinlerinize kilitleri vurdunuz. Bağımsızlığı önceden de şüpheli medyanız ve basınınız yok oldu ve sizler gazeteciden çok magazinci oldunuz.
Doğrusunu söylemek gerekirse gazetesi kapatılan sizler oldunuz. Bizler evrensel doğruları haber yapan, gerçekleri yazan Özgür Gündem gibi birçok gazete, televizyon, ve dergiyi yaşatmaya kararlıyız. Kürt halkı ve dostları emeğe ve gerçeğe verdiği değerden dolayı özgür ve sansürsüz medyayı her zaman destekleyecektir. Şunu unutmayın ki sizler suç işliyorsunuz. Gerçeği inkar etmek kadar gerçeği çarpıtmakta hem basın hukuku hemde basın ahlakı açısından suçtur. Tüm dünyada genel kabul gören basın ilke ve prensiplerini çiğniyorsunuz bu nedenledir ki Türk basını dünyada ki saygınlığı yok denecek noktaya gelmiştir ve bu sizin eserinizdir. Sizden Jean Paul Sartre’nini Fransa’nın Cezayiri işgali sırasında göstermiş olduğu duruşu sergilemenizi beklemiyoruz, ama en azından ahlaklı bir tavır gösterebilir gerçekleri çarpıtmadan yazabilirsiniz. Gerçeği görmek istemeyenlere bir tespit yapmak istiyorum;
Cezaevine kapatıklarınız arasında 7’den 70’e kadar her yaşta onlarca hatta yüzlerce Kürt bulabilirsiniz her meslekten onlarca yüzlerce Kürt cezaevinde ya da her değişik inançta ve cinsiyette binlerce Kürt cezaevinde ve hepsi tek bir talepte birleşiyor; Kürt kimliğimi ve buna bağlı temel hak ve özgürlüklerimi istiyorum diyor. Ve eğer siz hala bu gerçeği ve bu talepleri görmeden dikta rejimlerin, sivil darbecilerin yanında doğruları inkar ederek bir gazetecilik yapmaya devam ederseniz bunun bedelini tarih karşısında çok ağır ödeyeceğinize emin olabilirsiniz.
Hukukçu-Sorbone Üniversitesi
Bizi ilgilendiren Altan’ın söylemedikleridir