Aslında meselenin sayılma ya da yok sayılmadan çok daha öte anlamları var. Lakin Saray bunu anlayacak denli akıllı değil. Onun için 'demokrasi' denilen sihirli kavram, bizleri sayarak var oluyor. Evde zor tutulanlar, tutulmayıp sokağa salınanlar, sokaklarda gerçek mermilerle karşılananlar, gözaltında işkenceye maruz kalanlar sayılıyor. Saray'da oturan bodrumdaki sayılardan memnun kalmadıkça yeniden sayıyor, saydırıyor. Hoşuna gitmezse yok sayıyor. İşte belediyelere atanan kayyumlar, böylesi bir hesabın altından çıktı. Toplayarak yapamadığını çarparak yapmaya çalıştı Saray'ın efendisi...

Biz kadınlar, matematikte en iyi bölmeyi biliriz. Ekmeği ikiye böleriz, kimse aç kalmasın diye. Hayatımızı ikiye, üçe, dörde böleriz, her yerde var olmak için. Başka seçenek olsa belki değerlendirirdik ama toplumsal kimlikler arasında bölünürüz. Anne, çalışan, çalışan ama para kazanmayan -ücretsiz ev işçisi-, kız çocuğu, sendikacı, aktivist, muhalif, muhafazakar, feminist... Bölündükçe yok olmayız. Ama yok sayılırız.

Kayyumlar Kürdistan’ın dört bir yanında halkların iradesinin yok sayılmasıdır. Seçimle yapılan sayımlardan hoşnut kalmayanların atamayla işini halletmesidir. Peki; kayyum atanan belediyelerde halkların kendi kendini yönetme talebi yok olmuş mudur? Hayır ama yok sayılmıştır. Bu yok sayılma haline tarihin başlarından itibaren alışkın olan biz kadınlar, kayyumları yakından tanıyoruz. Gelin kayyumları biz; bilen bilmeyen, bilip de bildiğinin farkında olmayan, OHAL sonrası bildiğini unutan herkese tekrar anlatalım. 


Kayyum nedir?

Kayyum, bir erkeklik meselesidir. Bütün dünyadan tahrik olan bir akıl hastalığının adıdır. İnsanlıktan acil çıkışın yoludur. Bu satırlar yazılırken dahi onlarca kez düşünmemize yol açan tedirginliğin kaynağıdır. 

Onlarca Kürt belediyesine atanan kayyumlar, koltuklarında oturmaya başladılar. Önce kendilerini oraya getiren iradeye (tabii ki halkların değil) saygı gereği yapılması gerekeni yaptılar. Bayraklar, marşlar, polisler, özel harekatlar, beton bloklar, TOMA’lar ve akreplerle donattılar belediyeleri. Sonra ilk iş olarak kadın çalışmalarını durdurdular. Erkekliğin şanındandır kadınların emeğinin üzerine konmak. Kadınların üretimleri üzerinden kendisini var etmek. Kadınların sözlerini, fikirlerini kaba kuvvetle bastırmaya çalışmak. Hayatı devam ettiren, yaratıcılığıyla güzelleştiren kadınları yok saymak. Kayyumlar, erkekliğin korkunç hallerinden biridir, tez zamanda toplumun kurtulması gereken. 


Kadınlar neden hedef oluyor?

Aslına bakarsan kadınların emeği, ideolojisi ve mücadelesi, Kürdistan belediyelerini diğerlerinden farklı kılmakta. Kayyumlar, 'Önce kadınları vurun' anlayışıyla bu farkı ortadan kaldırmayı hedefledi. Ne ayakkabı kutularında toplayıp ne de ceplerden çarpan yerel yönetim anlayışımız, bölüşmeyi esas almaktadır. Kadınların tarih boyunca yaptığı gibi... Biz yerel yönetimler çatısı altında kadınlar olarak yaşadıklarımızı paylaşmakla işe başladık. Eğitim, ekonomi, ekoloji derken erkek şiddetine karşı 'Şiddetle Mücadele Birimleri' kurduk. Burada sadece şiddet mağduru kadınlarla dayanışma sergilemedik, aynı zamanda şiddet kusan erkek sistemi sorguladık. Şiddete maruz kalan kadınlarla iletişime geçip onların talepleri doğrultusunda çalıştık. Kimsenin erkek şiddetine karşı yalnız olmadığını gösterdik. Hem mağdur hem de suçlu görüldüğümüz yargı, polis, aile üçgenine alternatif yarattık.

Kayyumlar şiddet, tecavüz, taciz, istismar mağduru kız çocukları ve kadınların bilgilerine el koydular. Kadınların hayatını riske atacak denli arsızlaştılar. Arkalarında var olan erkek iktidarın son 14 yılda yaptıklarından güç alıyorlar. Kahkahamızdan, hamile gezmemizden, evlenmeden sevmemizden, istedikleri kadar doğurmamamızdan, iş aramamızdan, öğrenci evlerinde kalmamızdan korkuyorlar. Bu yüzden yarattıkları korkunç şiddet sarmalında şimdiye kadar boğamadıkları hayatları yok etmek istiyorlar. Kayyumlar, kadınların hayatını riske atıyor. Kadınların güç bela kurtuldukları şiddet döngüsüne geri dönmeleri için uygun ortam hazırlıyor. 


Duymayan kalmasın!

Kadın kurumları kapatılıyor, kadın çalışanlar işten çıkarılıyor. Kadın Politikaları Müdürlükleri feshediliyor. Kayyum aracılığıyla AKP, OHAL, Saray muhafızları, kadınların yıllardır sürdürdüğü özgürlük mücadelesinden intikam almaya çalışıyor. Belki kayyum adı altında, belki başka şekilde bu saldırılar sürecek. Ancak biz ta en başından beri söyledik. Gel biz sana kayyumu anlatalım. Anlatalım ki, duymayanlar duysun, kulaklarını kapatanlar, arkasına bakmadan kaçanlar utansın. Biz anlattıkça çoğalırız. Sözün ve siyasetin yerini bombalara ve silahlara bırakmasına daha fazla izin veremeyiz. İstediği gibi yaşamak ya da sadece yaşamak isteyen tüm kadınların yaptığı gibi içimize biz bir nefes daha çekip haykırıyoruz: Jin, jiyan, azadî!