• Birleşik Krallık'ta ekonomik krizin gölgesinde göreve hazırlanan Andy Burnham, giderek derinleşen servet eşitsizliğine nasıl müdahale edeceği sorusuyla karşı karşıya. Servet vergisi tartışması, yeni dönemin ilk büyük ekonomi sınavı olacak.

BAHAR AVJÎN

Birleşik Krallık, son yıllarda art arda yaşanan başbakan değişiklikleri, ekonomik durgunluk, yüksek enflasyon ve yaşam maliyeti krizi nedeniyle, siyasi ve ekonomik açıdan zorlu bir dönemden geçiyor. Bu süreçte seçmenlerin geleneksel partilere olan güveni zayıflarken, gelir ve servet eşitsizliği de ülke siyasetinin en önemli gündem maddelerinden biri haline geldi.

Andy Burnham'ın İşçi Partisi'nin başına geçmesi, ekonomik politikalara ilişkin tartışmaları yeniden hızlandırdı. Pazartesi günü ülkenin başına geçmeye hazırlanan Burnham'ın nasıl bir ekonomi programı izleyeceği henüz netleşmemiş olsa da kamuoyunda özellikle vergi politikaları ve servet eşitsizliği üzerine yoğun bir tartışma yürütülüyor.

‘Matematik orta sınıfın aleyhine işliyor’

Bu tartışmanın en görünür isimlerinden biri ise eski borsacı, çok satan “The Trading Game” kitabının yazarı ekonomi yorumcusu Gary Stevenson. Stevenson'ın temel iddiası oldukça basit. Ona göre, günümüz ekonomisinde en zengin kesimin serveti, genel ekonomiden çok daha hızlı büyüyor.

Stevenson, özellikle milyarderlerin ve yüz milyarlarca dolarlık servete sahip kişilerin varlıklarının yıllık yüzde 30 ila 50 arasında artabildiğini, buna karşılık gelişmiş ekonomilerin ancak yüzde 1-2 civarında büyüdüğünü savunuyor. Bu nedenle servetin giderek daha küçük bir grubun elinde toplandığını, bunun ise uzun vadede varlık sahibi orta sınıfın ortadan kalkmasına yol açacağını ileri sürüyor.

Ona göre bu yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda siyasi bir sorun. Servetin birkaç kişinin elinde yoğunlaşması, siyaset, medya ve kamuoyu üzerindeki etkinin de aynı ölçüde yoğunlaşmasına neden oluyor. Stevenson, bunun uzun vadede demokratik kurumları zayıflatarak oligarşik bir yapıya dönüşme riski taşıdığını düşünüyor.

Bu nedenle çözüm olarak 10 milyon sterlin üzerindeki net servete uygulanacak yıllık yüzde 2 oranında bir servet vergisini savunuyor. Böyle bir verginin temel amacı devlet bütçesine kısa vadede yüksek gelir sağlamak değil, servetin sürekli olarak tek elde birikmesini yavaşlatmak ve ekonomik gücün toplum içinde daha dengeli dağılmasını sağlamak.

Channel 4 belgeseli tartışmayı büyüttü

Servet vergisi tartışması, Stevenson'ın Channel 4 televizyonunda yayımlanan belgeselinin ardından ülke gündemine taşındı. Belgeselde Stevenson, iş insanları, ekonomistler, vergi uzmanları ve siyasetçilerle görüşerek servet eşitsizliğini tartışıyor. En çok konuşulan bölüm ise vergi hukuku uzmanı Dan Neidle ile yaptığı karşılaşma oldu.

Neidle, Stevenson'ın önerisini daha ilk dakikalarda "tam anlamıyla popülist safsata" olarak nitelendirdi. Ona göre yıllık servet vergisi hem teknik açıdan uygulanması zor hem de beklenen gelir açısından verimsiz bir politika olacaktı.

Neidle ayrıca 2020 yılında yayımlanan ve İngiltere'de servet vergisine ilişkin en kapsamlı akademik çalışma kabul edilen “Wealth Tax Commission” raporuna atıfta bulunarak, raporun yıllık servet vergisini "uygulanabilir olmayan" bir seçenek olarak değerlendirdiğini söyledi. Bu kısa tartışma sanal medyada milyonlarca kez izlendi. Çok sayıda yorumcu, Stevenson'ın teknik ayrıntılar karşısında hazırlıksız yakalandığını ve tartışmayı kaybettiğini ileri sürdü.

Andy Burnham/foto:AFP

Aynı rapor, iki farklı sonuç

Ancak tartışmanın ayrıntıları incelendiğinde durumun yansıtıldığından daha karmaşık olduğu görülüyor. Neidle'nin dayandığı ifade gerçekten de Wealth Tax Commission raporunun önsözünde yer alıyor. Önsöz, eski Kabine Sekreteri Gus O'Donnell tarafından kaleme alınmıştı ve burada yıllık servet vergisinin Birleşik Krallık açısından uygulanabilir olmadığı yönünde bir değerlendirme bulunuyordu.

Buna karşılık Stevenson, raporun önsözüne değil, komisyonu oluşturan ekonomistler ve hukuk akademisyenlerinin hazırladığı ana metne dikkat çekiyor. Raporun yazarları, yalnızca vergi geliri elde etmek amaçlanıyorsa mevcut servet vergilerinin ve diğer vergilerin düzenlenmesinin daha uygun olacağını belirtiyor.

Ancak aynı raporda önemli bir ayrım yapılıyor. Eğer amaç yalnızca kamu gelirini artırmak değil, aynı zamanda servetin giderek daha az sayıda kişinin elinde toplanmasını önlemekse, yıllık servet vergisinin gerekçelendirilebileceği ifade ediliyor. Dolayısıyla Neidle ile Stevenson aslında aynı raporun farklı bölümlerini temel alıyor.

Neidle, verginin maliye politikası açısından etkinliğine odaklanırken; Stevenson, servet yoğunlaşmasını azaltmayı hedefleyen daha geniş bir siyasi ve ekonomik yaklaşımı savunuyor. Bu nedenle tartışmanın özü, servet vergisinin teknik olarak uygulanıp uygulanamayacağından çok, böyle bir verginin hangi amaçla kullanılacağı sorusunda düğümleniyor.

Tartışmanın merkezinde yalnızca vergi yok

Stevenson'ın son dönemde yaptığı röportajlarda en sık vurguladığı nokta, servet vergisinin tek başına bir gelir politikası olmadığı. Ona göre asıl mesele, ekonomik gücün giderek daha dar bir kesimin elinde toplanmasının önüne geçmek. Stevenson, ultra zenginlerin servetlerinin bileşik şekilde büyüdüğünü, bunun zamanla orta sınıfın sahip olduğu konutlar, tasarruflar ve diğer varlıklar üzerinde de baskı oluşturduğunu savunuyor.

Bu nedenle tartışmayı yalnızca vergi oranları üzerinden yürütmenin eksik olduğunu düşünüyor. Ona göre asıl soru şu: "Demokratik toplumlar, ekonomik gücün sınırsız biçimde birkaç kişinin elinde toplanmasına izin vermeli mi?"

Burnham nasıl bir yol izleyecek?

İşçi Partisi'nin yeni lideri Andy Burnham'ın önündeki en önemli sınavlardan biri de bu tartışma olacak. Parti içinde geleneksel olarak mali disipline öncelik veren merkez kanat ile servet vergisi gibi daha radikal yeniden dağıtım politikalarını savunan isimler arasında uzun süredir görüş ayrılıkları bulunuyor.

Stevenson ise Burnham'ın, selefi Keir Starmer'ın izlediği ihtiyatlı ekonomik çizgiyi sürdürmesi halinde bunun seçmen nezdinde yeterli karşılık bulmayacağını düşünüyor. Ona göre İşçi Partisi yalnızca kamu harcamaları veya bütçe disiplini üzerinden değil, servet eşitsizliğini doğrudan hedef alan politikalar geliştirmek zorunda. Aksi halde ekonomik memnuniyetsizliğin Reform UK gibi sağ popülist partilerin daha da güçlenmesine zemin hazırlayacağını savunuyor.

Bu değerlendirme Stevenson'ın kişisel görüşü olsa da son kamuoyu yoklamaları İngiltere'de seçmenlerin de ekonomik eşitsizlik ve yaşam maliyeti konularını ülkenin en önemli sorunları arasında gördüğünü ortaya koyuyor.

Andy Burnham/foto:AFP

Siyasetin yeni aktörleri

Stevenson'ın dikkat çektiği bir diğer değişim ise siyasal iletişim alanında yaşanıyor. Milyonlarca takipçiye ulaşan YouTube kanalı sayesinde geleneksel medyanın dışına çıkan Stevenson, günümüzde ekonomik tartışmaların önemli bölümünün televizyonlardan çok, dijital platformlarda yürütüldüğünü düşünüyor.

Kendisi de son dönemde yaptığı açıklamalarda bu mücadeleyi tek başına sürdüremeyeceğini belirterek, akademisyenlerin, gazetecilerin, içerik üreticilerinin ve sivil toplumun daha aktif rol üstlenmesi gerektiğini söylüyor. Ona göre ekonomik eşitsizlik üzerine yürütülen tartışma artık yalnızca üniversitelerin ya da ekonomi çevrelerinin konusu olmaktan çıktı; doğrudan seçmen davranışını etkileyen temel siyasi meselelerden biri haline geldi.

Yeni dönemin tartışması

Burnham'ın liderliğiyle birlikte İşçi Partisi'nin ekonomi politikalarının hangi yönde şekilleneceği önümüzdeki aylarda daha net ortaya çıkacak. Ancak şimdiden görünen bir gerçek var: Birleşik Krallık'ta servet vergisi tartışması artık yalnızca teknik bir vergi politikası meselesi değil.

Bu tartışma, ekonomik büyümenin nasıl paylaşılacağı, servet eşitsizliğinin hangi araçlarla azaltılacağı ve demokrasinin büyük servet birikimleri karşısında nasıl korunacağı gibi daha geniş soruların merkezinde yer alıyor. Burnham yönetiminin bu konuda benimseyeceği yaklaşım, yalnızca İşçi Partisi'nin geleceğini değil, Birleşik Krallık'ta ekonomi politikasının önümüzdeki yıllardaki yönünü de belirleyebilecek başlıca sınavlardan biri olarak görülüyor.