• Husiler, Yemen’in güneybatısındaki liman kenti Mocha'nın ardından Bab el-Mandeb Boğazı ve Mayyun Adası'nın kontrolünü ele geçirdi. İran, milislere Suudi Arabistan'a yönelik saldırılarını artırmaları talimatını verdi.
  • Suudiler ise Trump'ı iki kez arayarak Husilere karşı ortak saldırı talep etti.  Trump talebi reddetti ancak Suudilere Husiler hakkında istihbarat ve hedefleme verileri sağladı.

 

Yemen’de çatışmalar yeniden tırmandı; binlerce kişi hayatını kaybetti veya yaralandı, on binlerce kişi ise yerinden edildi. Bu, İran’ın desteklediği Husi milisleri ile Suudi Arabistan’ın desteklediği Yemen hükümet güçleri arasında son yıllarda yaşanan en şiddetli çatışmalar.

Suudi Arabistan ve Husiler, füze ve İHA saldırılarıyla birbirlerini hedef alarak, ABD-İran savaşında yeni bir cephe açılmasını gündeme getirdi. Söz konusu rekabet, Yemen’deki güç dengesi ve küresel deniz taşımacılığı için hayati önem taşıyan bir başka su yolu. Çatışmaların doğrudan tetikleyicisi ABD-İran savaşı olsa da, bu çatışmaların kökeni Yemen’de yıllardır süren iç çatışmalara dayanıyor.

Taraflar ve destekleyenler kimler?

Yemen iç savaşında çatışan iki ana taraf, müttefikleriyle birlikte Yemen hükümet güçleri ve Husilerdir. Yemen hükümeti, ülkenin kuzeydoğusunu ve güneydeki limanını kontrol ediyor. Hükümet, ülkede uluslararası alanda tanınan otorite olmakla birlikte, esas olarak Suudi Arabistan ve Yemen iç savaşı sırasında hükümet adına müdahale eden Arap ülkeleri koalisyonu tarafından destekleniyor.

Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon, Yemen hükümet güçlerini desteklemenin yanı sıra, ağırlıklı olarak hava saldırıları yoluyla ülkede doğrudan askeri müdahale gerçekleştiriyor.

Hükümetin ülke üzerindeki kontrolü, başkent Sana’a da dahil olmak üzere ülkenin batı kesimini elinde tutan Husiler tarafından kabul edilmiyor.  Şii grup Husiler, Hizbullah gibi Ortadoğu’da İran’a yakın silahlı grupların oluşturduğu “Direniş Ekseni” koalisyonunun bir parçası. Anca kendisine bazı silah sevkiyatları sağlayan İran ile ideolojik olarak aynı çizgide olsa da kendi politikaları olan “bağımsız bir grup” olarak kabul ediliyor.

Yemen'de savaş nasıl başladı?

İç savaş, 2014 yılında başkent Sana’da akaryakıt sübvansiyonlarının kesilmesine karşı düzenlenen kitlesel protestolar sırasında Husi destekçilerine ateş açılmasının ardından Husiler ile Yemen ordusu arasında çatışmaların patlak vermesiyle başladı. Husiler kısa sürede başkenti ele geçirdi ve 2015’te hükümeti devirdi.

Ardından, Suudi Arabistan liderliğindeki ve çoğunluğu Arap ülkelerinden oluşan bir koalisyon, devrilen hükümet adına müdahale etti. Bu müdahale, Yemenli siviller üzerinde yol açtığı ölümcül etkiler nedeniyle geniş çapta eleştirilen, ağırlıklı olarak hava saldırılarından oluşan bir operasyon şeklinde gerçekleşti. Yemen hükümeti, güneydeki liman kenti Aden’i geçici başkent ilan ederken, Husi güçleri Sanaa ve Yemen’in kuzeybatısındaki diğer bölgelerin büyük bir kısmı üzerindeki kontrolünü sürdürdü. Yemen hükümetinin iki ana destekçisi olan Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) oldu.

Ülke ayrıca parçalandı; El Kaide, Yemen’in doğusunda toprakları ele geçirdi ve STC gibi ayrılıkçı gruplar ülkenin bölünmesi için baskı yaptı. Suudi liderliğindeki koalisyon da çatışmaya yabancı paralı askerler dahil etti. Cephe hatları sertleşti ve savaş bir çıkmaza girdi. Suudi liderliğindeki koalisyonun müdahalesi uluslararası alanda giderek daha fazla tepki görmeye başladı ve Husiler yenilmedi. Taraflar, 2022’de BM arabuluculuğunda geçici bir ateşkese vardu. Ateşkes iki kez uzatıldı ve bu yılın Eylül ayına kadar ülke genelinde büyük ölçüde sükunet hakim oldu.

Barış planı çöktü

7 Ekim 2023’te Gazze’de savaşın başlamasından bu yana barış planı zorlu bir dönemden geçiyor. Savaş, İran destekli Direniş Ekseni’ni de çatışmanın içine çekti. Husiler, “Gazze halkıyla dayanışma” adı altında Kızıldeniz’deki gemileri hedef almaya başladı. Yemen’in batı kıyıları, Kızıldeniz ile Hint Okyanusu’nu birbirine bağlayan Bab el-Mendab Boğazı’na hakim olması nedeniyle küresel deniz taşımacılığı açısından stratejik bir konuma sahip. Dolayısıyla Husi saldırıları, ABD’nin müdahalesine yol açtı ve Yemen’deki ateşkesi zorladı. Aynı zamanda, bu müdahale Husilere hem bölgesel düzeyde hem de kontrol ettikleri topraklarda destek sağladı.

Husilerin konumu güçlenince, grup müzakerelere katılmayı reddetti ve bu durum Suudi Arabistan'ı zorlamaya başladı. Temmuz ayında, Yemen hükümetinin itirazlarına rağmen İran'a ait bir uçak Sana üzerinden Suudi Arabistan havaalanına saldırdı. Husiler daha sonra, İran'ın Mart ayında Hürmüz Boğazı'nı kapatmasından bu yana Suudi petrolü için kilit bir güzergâh olan Kızıldeniz'de Suudi Arabistan'a karşı deniz ablukası ilan etti.

Son bir haftada neler oldu?

Geçtiğimiz hafta içi Husi milisleri, Yemen’in batı kıyılarının bazı bölgelerini ele geçirmek ve Bab el-Mandeb üzerinde daha stratejik bir konum elde etmek amacıyla geniş çaplı bir saldırı başlattı. Suudi Arabistan destekli hükümet güçlerinin konumlarını yeniden sağlamlaştırmaya çalışmasıyla Yemen’de birçok cephede çatışmalar patlak verdi; çatışmalar El-Cevf, El-Bayda, Teiz ve Hudeyde’ye sıçradı.

Bunun üzerine Yemen hükümeti, Sana’yı Husilerden almak için operasyona başladı. Husiler ise Salı günü Suudi Arabistan’a füze saldırıları düzenledi; bu saldırılarda 73 kişi yaralandı ve Suudi petrol tesislerinde büyük yangınlar çıktı. Suudi Arabistan, Çarşamba günü 12 saatlik bir süre içinde Yemen’e 50’den fazla hava saldırısı düzenledi. Bu, 2022’de BM’nin arabuluculuğunda imzalanan barış planından bu yana ülkede yaşanan en şiddetli çatışmalardı. Yeniden alevlenen çatışmalar, insani durumu daha da kötüleştirdi. Dünya Sağlık Örgütü, son çatışmalarda binden fazla kişinin öldüğünü veya yaralandığını ve on binlerce kişinin yerinden edildiğini açıkladı. 

İran tam destek verdi

Husiler, 10 Eylül’de güneybatıdaki liman kenti Mocha'yı, 11 Eylül’de ise Bab el-Mandeb Boğazı ile Mayyun Adası'nın kontrolünü ele geçirdi. Reuters’a konuşan iki kaynağa göre, İran Husi milislerine Suudi Arabistan'a yönelik saldırılarını artırmaları talimatını verdi, para, ilah ve üst düzey subay desteği sağlayacağını belirtti. Kaynaklar, haftalar süren askeri strateji görüşmelerinin ardından, İran Devrim Muhafızları'nın üst düzey komutanlarından birkaçının, Husi saldırılarını denetlemek ve komuta etmek üzere Yemen'e gittiğini söyledi. Ayrıca Mocha'nın ele geçirilmesine Husilerin karar verdiğini ekledi. Yemenli kaynaklar ise Devrim Muhafızları’nın Kızıldeniz kıyısı boyunca, Tihama olarak bilinen düz ve dar bir ova bölgesinde, yoğun bir roket saldırısıyla başlayan yeni Husi saldırılarını yönettiğini belirtti.

Uluslararası Kriz Grubu’nun Yemen analisti Ahmed Nagi, Mocha’nın ele geçirilmesini savaşta önemli bir dönüm noktası olduğunu söyledi. Reuters’a konuşan Nagi, “Husi milislerinin güçlenmesinin temel nedeni, ya İranlılardan doğrudan ya da güvendikleri çeşitli kaçakçılık ağları aracılığıyla elde ettikleri yeni silahlardı” diyerek, özellikle son saldırıda İHA’ların kullanılmasına dikkat çekti.

Öte yandan, Husi milislerin Mocha’ya doğru ilerlemeye başlaması üzerine Yemen hükümeti Suudilerden Sana dahil, Husi'lerin kalesi sayılan bölgelerdeki hedeflerine ve petrol depoları gibi önemli stratejik varlıklarına yönelik hava desteği istediği belirtildi. Ancak Suudilerin sadece Jawf ve Marib illerindeki kuzey cephelerine odaklanan sınırlı hava desteği verdiği kaydedildi. Suudi Arabistan 11 Eylül’de Mocha’da bulunan havaalanına dönük iki ayrı hava saldırısı düzenledi.

Bab el-Mandeb yeni gerilim noktası

Bab el-Mandab ise deniz taşımacılığı açısından hayati öneme sahip bir su yoludur ve küresel deniz ticaretinin yaklaşık yüzde 10’u bu boğazdan geçiyor. ABD-İran savaşıyla birlikte bu boğazın önemi daha da arttı. Dolayısıyla Kızıldeniz, Bab el-Mandeb Boğazı üzerinden Suudi Arabistan’ın petrol ihracatında hayati bir can damarı haline geldi. Husilerin, boğazı ele geçirmesiyle deniz taşımacılığını fiilen durdurması veya geçiş ücreti talep etmesi bekleniyor. Bu da İran ve müttefiklerine bölgedeki iki önemli deniz ticaret koridorunun kontrolünü sağlaması demek.

Prens Selman Trump'ı iki kez aradı

Husilerin ilerleyişi üzerine, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, ABD Başkanı Donald Trump’tan destek istedi. Axios'un haberine göre Selman, Husilerin Bab el-Mandeb’e yaklaşmasının ardından Perşembe günü Trump'ı iki kez arayarak Husilere yönelik saldırı düzenlemesini istedi. Trump talebi reddetti. Ancak ABD'li bir yetkili, yönetimin Suudilere Husiler hakkında istihbarat ve hedefleme verileri sağlayacağını söyledi. Yetkili, yaklaşık 200 ABD askerinin halihazırda Suudi Arabistan'da askeri olmayan destek sağladığını belirtti. Ancak ABD Merkez Kuvvetler Komutanı (CENTCOM) Orgeneral Brad Cooper, acil koordinasyon toplantıları için aynı gün Suudi Arabistan'a gitti. HABER MERKEZİ