Türkiye cezaevlerinde bugüne kadar çok sayıda hasta tutuklu hayatını kaybetmesine, yüzlercesi de ölüm sınırında olmasına rağmen son günlerde tehditleri ile gündeme gelen mafya lideri Alaattin Çakıcı’ya ilişkin verilen yargı kararı, ileriki günlere dair pek çok soru işareti yaratmış durumda.  Türkiye, ciddi şaibeliler taşıyan seçim sonuçları ile yeni bir rejime tam hız yol alıyor. Bugüne kadar binlerce insan, bu yeni rejime itiraz ettiği için tutuklandı. Her zaman tartışmalı bir yerde duran yargının verdiği kararlar ise, siyasi gidişatın göstergesi. 'Gazetecileri ölümle tehdit etti, yargı ödüllendirdi' Bunun son örneği de mafya lideri Alaattin Çakıcı’nın cezaevinden yaptığı tehdit açıklamaları ve sonrasında verilen yargı kararı oldu. Taraftarlarına isim isim hedef gösterdiği gazetecilerin “indirilmesi” talimatı veren Çakıcı hakkında Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcısı Erdoğan Bayrakdar, “süresiz görüşme izni” kararı verdi. Üstelik bu karar Kırıkkale Yüksek İhtisas Hastanesi’nin Çakıcı’nın hasta olduğuna ilişkin akıllara durgunluk veren raporuna dayandırıldı. Oluşan tepkiler üzerine başsavcı görevinden alınıp, Ankara’ya düz savcı olarak atandı. Hükümete küçük eleştiriler yönelten gazetecilerin indirilmesi talimatı veren bir mafya liderine dair verilen karar, diğer hasta tutsakların durumunu da yeniden gündeme getirdi. ‘Bu tür yargı pratikleri çoğalacak’ Yargının ve hasta tutsakların durumunu değerlendiren İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Başkanı ve Hukukçu Öztürk Türkdoğan, yaşananları “hak ve ayrımcılık” başlığı altında değerlendirdi. Türkdoğan, “Biz yargıdan Çakıcıya nasıl muamele yapılıyorsa diğer hasta tutsaklara da öyle muamele yapılmasını bekliyoruz” dedi. Özellikle hasta tutsaklara ilişkin şimdiye kadar Adalet Bakanlığı ile yüzlerce görüşme gerçekleştirdiklerini ve bu konuda çözüm önerilerini sunduklarının altını çizen Türkdoğan, “Sistem Devlet Bahçeli’ye yakın diye bir tutukluya tanıdığı hakları, diğer hasta tutuklulara da sağlamalı. Demek ki bunu sağlamak önünde bir engel yok” diye konuştu. Türkiye’de 401’i ağır hasta olmak üzere binleri bulan hasta tutuklu bulunduğuna dikkat çeken Türkdoğan, “Birine bu hakları tanıyor, diğerlerine tanımıyorsanız burada ayrımcılık var. Süresiz izin, mevzuatta karşılığı olmayan şeyler. Bir mahpusun hangi hallerde görüşme yapacağı belidir. Daimi ziyaretçiler belidir. Onların hangi gün görüşeceği belidir. Bunun dışına çıkılmışsa bir kuralsızlık var” dedi. Her kim olursa olsun hasta tutukluların hastanelerde tedavi olması gerektiğini söyleyen Türkdoğan, “Bu mahpus haklarına girer ve bunun sağlanması gerekir” dedi. Türkdoğan, hasta tutukluların Çakıcı’ya uygulanan yöntem dışında bir uygulamaya tabi tutulduklarını, çok uzun prosedürlerden geçirildiğini ve ardından yanlı kararlar alınarak, bu tutukluların cezaevinde tutulduğunu da ifade etti. ‘MHP yargıda kadrolaşıyor’ Önümüzdeki dönem bu tür yanlı ve tarafgir yargı pratiklerinin çoğalacağına ilişkin işaretler olduğunun altını çizen Türkdoğan, şunları söyledi: “FETÖ’ye mensup 4 bin 500 hakim ve savcı olduğu ileri sürülüyor. Bunlar görevden alındı ve 8 bin yeni hakim ve savcı göreve alındı. Burada ciddi uygulama sorunları ile karşılaşacağımız çok açık. Yargı mensuplarının uygulamada nasıl bir birlik sağlayacakları önemli bir problem. İktidar bloğu tek parça değil, bir koalisyonu andırıyor. MHP fikri ile pratik uygulamalarla iktidarda olduğu görüntüsü sergiliyor. Bu koalisyonun yargıda da bir kadrolaşmasının olduğu görülüyor. Örneğin Çakıcı örneğinin aksine verilen çok sayıda örnek var. Denetimli serbestlik hakkından yararlanması gereken siyasi mahpuslar uzun uğraşlardan yararlanabiliyorlar. Görevdeki savcı ve hakimlerin evrensel hukuk ilkelerine göre karar vermek yerine siyasi iktidara göre pozisyon alıyor. Bölge adliye mahkemelerinin pratikleri çok farklı. Antep Bölge İdaresi mahkemesi Güneydoğuya Erzurum’daki bölge adliye mahkemesi Doğu’ya göre hareket ediyor ve kararları öyle şekilleniyor. Bakın 29 Aralık KESK grevine ilişkin bir Bölge İdare Mahkemesi bunu hukuka uygun buluyor bir başka bölge idare mahkemesi böyle bulmuyor. Çakıcı ile ilgili gelişmeler şunu gösteriyor. Türkiye’de çok ciddi bir yargı reformu artık ihtiyaç. Bu nasıl bir yargı reformu kuvvetler ayrılığına uygun bir yargı reformu. Hukukun üstünlüğüne uygun bir yargı reformu artık şart. İş eninde sonunda mutlaka bir genel af noktasına gelecektir. 4 temel kanunun düzeltilmesi şarttır. TCK, TMK, CMK ve İnfaz Kanunu düzeltilmeden Türkiye’de affı konuşamazsınız. Terör tanımının bu genişliği ne kadar konuşursanız 6 ay sonra tekrar konuşmak zorunda kalırsınız çünkü yeniden cezaevleri dolmuş olacak.” MA/Kenan Kırkaya

Çakıcı'ya rapor veren 2 doktor görevden alındı iddiası

        Organize suç örgütü hükümlüsü Alaattin Çakıcı'ya sınırsız izin sağlayan raporda imzası bulanan başhekim ve il sağlık müdürünün görevden alındığı iddia edildi. Organize suç örgütü hükümlüsü Alaattin Çakıcı'ya haftanın yedi günü sınırsız ziyaretçi izni sağlayan sağlık kurulu raporu ardından başsavcı görevden alınmıştı. Raporda imzası olan Başhekim Dr. Tekin Akça ve İl Sağlık Müdürü Dr. Feramiş Ender Güngümüş'ün de görevden alındığı iddia edildi. Türk Tabipler Birliği (TTB), "Yine de her şeyi Allah bilir. Odasında her türlü açık görüş yapılabilir" ifadesinin yer aldığı raporun tıbbi olmadığını belirterek, Sağlık Bakanlığı'nın konuyu açıklığa kavuşturması çağrısı yapmıştı. Kırıkkale İl Sağlık Müdürü Feramiş Ender Güngüneş ve Yüksek İhtisas Hastanesi Başhekimi Tekin Akça ile 6 uzman doktorun imzaladığı süresiz sağlık kurulu raporunda, Çakıcı’da 16 farklı türde hastalık olduğu, altısının ölümcül risk taşıdığı iddia edilerek, şöyle denilmişti: “Akrabaları ve yakın arkadaşları ile haftanın 7 günü saat 09.00 ile 20.00 arasında hem sağlığı hem morali aynı zamanda helalleşme açısından bu zaman dilimleri arasında, istediği isimlerle, kişi, sayı adeti koymadan, kendisi için bu ziyaretler hastalıklarının kontrol edilebilmesi için ve morali açısından yeniden hayata bağlayabilir. Yine de her şeyi Allah bilir. Odasında her türlü açık görüş yapılabilir.”