
BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, dün partisinin Meclis Grup Toplantısı’nda son gelişmeleri değerlendirdi. Konuşmasının büyük bölümünü Van depremine ayıran Demirtaş, „Hükümet eleştirilerimizi dikkate alsaydı belki bu kadar insanımız hayatını yitirmeyecekti“ dedi. İlk depremin ardından Van’da hasar tespit çalışmalarının yapılmadığını, gözlem raporlarıyla yetinildiğini söyledi. Demirtaş, gönüllü hasar tespiti yapacak 77 teknik elemanın isimlerin Valiliğe bildirdiklerini ancak Valiliğin „sırf bu teklif ve öneri BDP’den geliyor diye“ bunlarla çalıştırmayı reddettiğini söyledi.
Erdoğan bizi düşman görüyor
Türk Başbakan Recep T. Erdoğan’ın Van’da „Burada olup bitenden niye haberim yok“ diye bürokratları „fırçaladığı“ haberlerinin çıktığını ve bunun tekzip edilmediğini ifade eden Demirtaş, „Biz bir aydır neyi anlatıyoruz? İlla Valinin, bürokratın mı söyleyecek? Muhalefet niye var? Niye bizi dinlemediniz? Çünkü bize muhalefet partisi gözüyle değil düşman olarak bakıyor. Bu emrindeki bürokratlarına ve polislerine yansıyor. Hepsi bizi düşman olarak görüyor. Tüm mesele budur“ dedi.
200 milyon para topladın niye konteyner almıyorsun?
Deprem yaralarının halen sarılmadığını, insanların sürgüne tabii tutulduğunu belirten Demirtaş, soğuk nedeniyle çadırda hayatını yitiren 7 yaşındaki Deniz Olgun’un ölümünden Erdoğan’ı sorumlu tuttu ve şöyle devam etti: „Dünyanın en büyük 17. ekonomisiyiz diye sevineceksiniz ama konteyner satın almakta geçici konut inşa etmekte bir aydır gıkınız çıkmayacak. Üstelik gidip orada ’Ağustosa kadar dayanın, Allah büyüktür’ diyeceksiniz. Deniz dayanamadı. Dayanamayacak çok sayıda bebek var, ne olacak? Sen emir buyurmuşsun ama çocuklar dayanamıyor. Senin emrinle Van ısınmıyor, ne yapacağız? Bu düşman bakış açısını terk edeceksin. Biz kardeşlikten söz ederken, Van’da siyaseti bırakalım çağrısına karşı bugün(dün) bile Grup toplantısında BDP ile uğraşıyor. Hadi biz başarısızız, sen ne yaptın? 200 milyon para toplamış fonda. Nereye harcadın? Kasada duruyor. Niye konteyner almıyorsun? Dünyanın her ülkesinden satın al bir hafta içerisinde Van konteynerlerle geçici konutlarla dolsun. Libya’ya bavul içerisinde para getirmeyi biliyorsun. Van’a niye bavullarla para getirmiyorsun? Kimse neden bunun hesabını sormuyor. Kendisine ’milliyetçiyim’ diyenler neden bunun hesabını sormuyor? Irkçılar çünkü.“
Devlete güvenmeyecekmişiz
Demirtaş, bütün çağrılarına rağmen devletin BDP’li belediyelerle ortak çalışılmadığını ve düşmanca davrandığını belirterek, „Tek tek belediyelerimiz ne yapmış onları anlatmayacağım. Kim ne yapmışsa eksik yapmış. Demek ki, hükümete güvenmeyeceksin hazırlığını ona göre yapacaksın. Ortaya çıkan budur“ dedi. Demirtaş, sürekli kendilerini hedefleyen Erdoğan’ı kastederek „Biz yardım etmeye çalıştıkça hazretleri saldırıyor“ dedi.
Afet bölgesi ilanı
Başbakan’ın „Ne olduğunu bilmeden afet bölgesi ilan edilmesini istiyormuşuz. Afet bölgesi ilan edilirse kimse tek çivi bile çakamazmış“ dediğini hatırlatan Demirtaş, „Cümlenin tamamını söyle. Çivi çakamaz doğru, çünkü bütün o çivileri Hükümet çakmak zorundadır. Bunu niye söylemiyorsun? Madem afet bölgesi ilanı bu kadar kötü bundan önce neden bu kadar afet bölgesi ilan ettiniz. Bunların bazıları yalan söyleyecek kadar zeki, doğru söyleyecek kadar dürüst değil. Öyle arafta bir yerde kalmışlar“ dedi.
Toplumu asıl siz bölüyorsunuz
„Vali istifa“ diyen depremzedelere biber gazıyla saldırılmasını eleştiren Demirtaş, „50 kişinin protestosuna tahammül edemiyorsunuz? Siz Van’ı bitirdiniz, ama Van da sizi bitirdi“ dedi. Yaşananları „utanç tablosu“ şeklinde tanımlayan ve bunun toplumda bölüme yarattığını söyleyen Demirtaş, Van halkının „yalan siyasetinden“ dolayı devletten ve hükümetten uzaklaştığını anımsatarak, „Bölünmeden bahsedecekseniz vicdanlı olun, bu toplumu kim bölüyor görün“ dedi.
Eleştirin ama düşmanca yaklaşmayın
Türk basınını da eleştiren Demirtaş, bazı yayın kuruluşlarını „AKP’ye toz kondurmamak adına“, Van’ın gerçek durumunu gizlemekle suçladı ve bu çevrelere şu çağrısı yaptı: „BDP’ye yaptığınız her hakaretin hedefinde 10 milyonluk yurttaş kitlesi olduğunu unutmayın. Bizi eleştirin ama Başbakan’ın gözlüğü ile düşmanca yaklaşmayın.“
Acıyı paylaşmak insan olmanın gereğidir
BDP Eşbaşkanı, Başbakan Erdoğan ve AKP yandaşı medyanın „BDP’liler teröristlerin cenazelerine katılıyorlar“ söylemlerini de sert sözlerle eleştirdi. En amansız çatışmalarda bile cenaze konusunun hassas bir konu olduğunu ve gerektiğinde cenazelerin kaldırılması için savaşın dahi bitirildiğini anımsatan Demirtaş, Erdoğan’a, „Cenaze meselesi hassas bir meseledir bununla daha fazla uğraşma“ çağrısında bulunarak, „Cenazesini unutan halk onursuz bir halktır, bunu bizden beklemeyin, asla göremeyeceksiniz. Acıyı paylaşmak insan olmanın gereğidir. Cenazeler parça parça edip annesinin kucağına veriliyor. Sen o annenin, babanın acısına hakaretler yağdırırken nasıl bir duygu yarattığının farkında mısın? Hani anlıyordun, hani ‘ben Kürt ve Türk analarının gözyaşını acısını iyi biliyorum’ diyordun. Sakın bu mesele ile daha fazla uğraşma derim. Hassas yaklaşın bu konuda, vicdanlı olun, vicdanlı yaklaşın derim“ diye konuştu.
Feribotta ne olduğunu bilen varmı?
Bugüne kadar sivillere dönük tek eyleme sessiz kalmadıklarını, tavırlarını ortaya koyduklarını ifade eden Demirtaş, „Feribot kaçırma olayında neler yaşandığını medya ortaya koyabildi mi? Ne oldu ne bitti feribotta bilen var mı?“ diye sordu. Demirtaş, gemi mürettebatı ve yolculara neden konuşma yasağı getirildiğinin de açıklanmasını istedi. Öcalan üzerindeki ağır tecridi protesto etmek amacıyla gemiyi kaçıran Mensur Güzel’in sağ yakalanabileceğini ancak infaz edildiğine vurgu yapan Demirtaş, bu konuda Çeçen direnişçilerin feribot kaçırma olayında yaşananları örnek verdi. Demirtaş, Çeçen direnişçilerin feribotu kaçırma olayında gazetecilerin güverteye indirildiğini ve olayı yansıtan gazetecilerin ödüllendirildiğini söyledi. Demirtaş, Çeçen eylemcilerin sağ yakalanıp, 3 yıl ile 9 yıl arasında ceza aldığını, daha sonra bunların firar ettiğini ve sonra Swiss Otel eylemine katıldığını hatırlatarak, „Size aynısını yapın demiyoruz ama insaflı olun! Medya bunları sormazsa medya olamaz“ şeklinde konuştu. Demirtaş, „Bize ilk taşı atacak olanlar da en az bizim kadar dürüst olsunlar“ dedi.
Vicdani ret hakkı tanınsın
Avrupa Konseyi’nin Aralık ayının sonuna kadar Türk devletine „vicdani ret“ düzenlemesini yapma zorunluluğunu şart koştuğunu hatırlatan Demirtaş, „Hükümet vicdani ret düzenlemesini yapmak zorunda. Fakat uyanıklığa bakın ki vicdani ret kanunundan önce bedelli askerlik kanunu çıkarmaya çalışıyorlar. Arada ne kadar toplarsak... Böyle bir şey olabilir mi? Bu nasıl bir tüccar, müteahhit mantığıdır. Memleket şirket kendileri CEO, nereden ne kadar kazanırız bunun hesabı içerisindeler. Bütün meselelere böyle bakıyorlar. İnşaat ya Resulallah, sloganları bu olmuş“ dedi.
Bu ülkeyi özgürleştireceğiz
Demirtaş konuşmasında KNK eski Başkanı İsmet Şerif Vanlı, Ahmet Kaya ile Seyid Rıza ve arkadaşlarını da anarak „Onlara sözümüzdür bu ülkeyi özgürleştireceğiz“ dedi. 15 Kasım Dünya Hapishanedeki Yazarlar Günü’nde Türkiye’nin tutuklama birinciliğini kimseye kaptırmadığına dikkat çeken Demirtaş, AKP Hükümeti’nin her geçen gün yeni bir aydın ve akademisyenin „terör adı altında bir komplo“ ile tutuklandığını söyledi. Demirtaş, cezaevinde 71 gazeteci bulunduğunu belirterek, „Bunun kabul edilemez ve kaldıramaz“ olduğunu söyledi.
ANKARA