“Zaman” üzerine yazılan yüzlerce söze söz ekledi Byung-Chul Han:

“Zaman düzendir. Zaman adalettir. Bir insan şeylerin yerini kendi başına değiştirdiğinde suç işlemiş olur. Zaman bu suçun kefaretini ödetir. Böylece ebedi düzeni tekrar tesis eder.”

Gelelim adaletin zamandan ne anladığına...

Ajanslara “ölüye borç çıkardılar” başlığıyla düşen bir haber dolaştı sosyal medyada, yerli yersiz onlarca tepkiyle. Haber şu:

Trabzon Büyükşehir Belediyesi, defin işlemi 5 yılı geçen mezarlıklar için tahsis ücreti çıkardı. Sülüklü Mezarlığı’nda kimisi 50, kimisi 40 yıl önce ölmüş 3 akrabası bulunan Y.K. adlı vatandaştan, faizleriyle birlikte 5 bin TL civarından para isteniyor. Bu paranın yatırılmaması halinde mezar yerinin “kimsesiz mezarlığı” statüsüne geçirileceği ve üzerine yeni defin işlemi yapılacağı belirtiliyor. Herhangi bir yakını olmayan ölüden nasıl para tahsil edileceği ise anlaşılabilmiş değil.

Her seçimde, ölenlerin adına da seçmen kaydı çıkarıldığı iddialarının doğrulamasıdır, bu haber. Öyle ya, oy kullanabiliyorsa, borç da ödeyebilir, dolandığı kefeni yırtabilirse eğer!

Ve bu haberin içindeyken bir de fotoğraf düştü sosyal medyaya:

“şile bezi bulunur/ siyah çarşaf bulunur/ kefenlik cenaze malzemesi bulunur”

bir dükkanın vitrininde kocaman harflerle yazmışlar...”

Kefenlik cenaze malzemesi de satan yer aynı zamanda yeni bir hayatı, doğumu simgeleyen gelinlik de satıyordu. Ölüm ve dirim aynı dükkanın malıydı. Oysa eskiler, siyasal görüşü, dayanağı ne olursa olsun “kefen parası”nı bir yere ayırır, 7-8 metre kefen bezini bir kenarda hazırda tutardı. Dünyalığını tamamlamışların, öte taraf için kaygısı da pek olmuyordu. Ve bu işin bir gizli saklı, çok da aşikar edilmeyen yanı vardı. Torun torbayla geçen neşeli günlerin ortasında ikide bir “bu da benim kefen bezim” defilesine tanık olunmamıştır galiba.

Ama Adana’daki dükkan 7’den 70’e herkese yaşamın kontr atağını teşhir ediyor: Ölüm! Gelinlik bakmaya gelen genç kadın, hazır para biriktirmişken patiskadan bir kefen, iki buçuk kalıp sabun da bakıyordur. Ona göre gelinliğin beyazlığı nasıl bir masumiyet (!) çağrısıysa yaşama, kefenin beyazı da bir çağrıydı: ölüme!

Ceset kültürüne alıştırma diyebilir miyiz buna? Deriz pekala! Vitrinde teşhir edilen insanlığın kültürel tarihidir. Sokaklarda ip takıp sürükledikleri cesetten, makbul vatandaşın kurallı ölümünü saracak kefene geçiş evresi, bir vitrinde arz-ı endam eylemekte.

Yaşayanlara verilen ceset mesajı, iktidarın vatandaşına saldığı korkunun sade hali.

Gelinlik denemesi yapan kadının hem yarına hem de yarından çok sonraki yarına bakması, dinin kadın için sıraladığı ödevleri eksiksiz yerine getirmesi amaçlanmıştır. Kara çarşafı da unutmamak lazım bu arada.

Geri dönelim Byung-Chul Han’a:

Zaman üzerine yazılan yüzlerce söze söz ekledi Byung-Chul Han:

“Zaman düzendir. Zaman adalettir.”

Adil zamanlardan geçmiş olsaydık, düzenimiz zaman tarafından kurulmuş olsaydı büyük bir titizlikle, bugün içinde olduğumuz zaman hem hayatımız, hem ölümümüz olurdu. Zamanın sahip olduğu terazi tek kefeli ve herkesin beklentisi sığmayacak kadar da küçük enli.

Zamanın mekan ve insan ilişkisi, ölüden borç tahsil etmeye çalışan bir kurnaz belediye ile vitrinde ölümü sarıp sarmalayarak satan “gelecek” satıcısının gerçeklik hikayesinde saklı.