Ahmet KAHRAMAN  akahraman61@hotmail.com

Devlet, hukuka dayalı toplumsal yapılanmadır. Herkesi bağlayan hukuki temelden yoksun yapılanmalar, çeteciliktir. Bilimsel anlatımla haydut devlet...

Hukuk devletinde, bir cumhurbaşkanı ve sıradan bir yurttaş hukuken aynı seviyededir. Cumhurbaşkanının hak ile özgürlükleri kullanım ayrıcalığı yoktur. Bir çöpçüyle eşit haklarla yurttaştır.

Tersine seçilmiş kısıtlılık altındadır. Hukuk devletinde, sıradan bir insan, herhangi bir dostu, arkadaşından borç alabiliyordu. Ama bu kişi, (Almanya) Cumhurbaşkanı olunca, görevinden istifa etmek zorunda kalıyordu. Yolsuzlukla suçlanan politikacı (Almanya) kendini uçaktan atarak intihar ediyordu.

Ama çete devleti, Mafya ile karışık ve sarmaşık olarak reisler, başkanlar, babalar saltanatıdır. El koydukları ülkede yürüyen ve duran tekmil varlıkların, hesap sorulamaz malikleri, mutlak efendileridir. İlk sözün, son kararın sahibidir, bunlar.

Türk tipi bu “baş efendi"lere, “reis" deniyor. Recep Erdoğan da bu sıfatı taşı üstünde. Geçmişte Almanya’daki mevkidaşına Führer, İtalya’da Duçe deniyordu. Saddam ise “savaşların efendisi" sıfatlıydı.

Bunların hepsi seçimle gelmiş, birer çetebaşıydı…

Günümüzdeki Türk reisinin sözüne itiraz eden, çetecilik yasaları gereği anında karşılığını alıyor, Kürt ise terörist, Türk de Fethullahçı ilan ediliyor. Sonrasını ise sistemin yargısı hallediyor ki, zindanlar bu “suçlamaya muhataplar"la doludur.

Zindanlar dola dursun, reis huzur içinde bir hayat sürüyor. Mesela, kimi yoksullar, çaresizliğin çaresi olarak, parlamento kapısında, üstüne benzin boca edip kibritlerken, zindan korkusundan, Kürtçe deyimle “xof“ olmuş (paniklemiş) kalabalıklar, olanların seyretme suçu işlemekten içeriye düşmemek adına, yüzlerini öteye dönüyorlardı.

Böylece yakma olayı yaşanmamış oluyor ve reis, hempalarıyla birlikte huzur içinde keyif yapıyor, üç milyar dolarlık harcamayla inşa edilmiş sarayın kışlık bahçesinde, ikibin beş yüz muhtara ziyafet çekiyordu.

Onlar, bir arada hapur da hupur yerken, milyonlarca yoksul televizyonlarda naklen yayımlanan manzarayı yalanarak seyrediyorlardı.

Mesela şu sıralar seçim kampanyası sürüyordu. Reisin engel ya da rakip gördüğü bütün Kürtler zindandaydı. Makamını elinden almak için meydana çıkmış Selahaddin Demirtaş da…

Recep buna rağmen, meydanlarda “yedi dağın destursuz belalısı" raconuyla kükrüyor, avanesiyle birlikte, halkın vergileriyle satın alınmış uçaklardan inip helikoptere geçerek, sonra sıram sıram dizilmiş arabalara doluşarak mitingden mitinge koşuyor, rakipleri Demirtaş ve Muharrem İnce’ye iftiralar sıralıyor, yalanları ipe diziyordu. Valiler, kaymakamlar, belediyeler de, meydanlara alkışlayıcı taşıyordu.

Hukuk devletinde, bütün bunlar suçtu. En başta gelen hırsızlık biçimi, halkın vergilerini çalmaktı, bu. Hukuk devletlerinde, insanlar reis saraylar yapıp içinde Sultani hayat yaşasın, çıkarı ve geleceği için yollara saçsın diye vergi ödemiyorlardı.

Hukuk devletinde, Selahattin Demirtaş gibi cinayetlere, yangın, yıkım ve ırkçı vandallığa karşı çıkanlar değil, reis benzeri, halkın vergilerini, babasından kalma miras misali seçim kampanyasında savuranları zindana atıyorlardı.

Çete devletinde, seçim kampanyası vergi soygunuyla devam ediyordu.

Reis, bu yılın ilk dört ayında tastamam 747 milyon lira harcamıştı, toplanan vergilerden. Halk ödüyor, o da harcıyordu. Ama nereye gittiğini kimse bilmiyordu.

Öte yandan, TC tarihinde ilk defa Mafya da, resmen seçim kampanyasında yerini alıyordu. 1970’lerde, adı 7 üniversite öğrencisinin bir arada katline karışmış MHP’nin lideri Devlet Bahçeli Mafya reisi Alaattin Çakıcı’yı cezaevinde ziyaret edip yanağına yüz sürüyordu. DİSK lideri Kemal Türkler cinayetinde yargılanmış yardımcısı Celal Adan da, Çakıcı ve öteki Mafya şefi Kürşat Yılmaz’ı vatana hizmet eden Türk büyükleri arasında sayıyordu.

Öteki Mafya şefi Sedat Peker, büyük Reise hizmet tertibinden miting düzenliyordu.

Kalite buydu. Hayatlarının, sanat ve eserlerinin sicili Türk mahkemelerince tescilli mafya şefleri ile Bahçeli ve Adan’ın da destek verdiği Reis yeniden baş efendi seçilirse varın, çukurdaki kalitenin sefaletini seyreyleyin!..