11 gün gözaltında tutulan ve 23 Kasım’da tutuklanarak Urfa T Tipi Cezaevi'ne gönderilen Mahmut Öngör’ün, tekrar Emniyet’e götürüldüğünü belirten avukatı Mikail Yavuz, işkence ile alınan ifade sonrası tutuklanan müvekkili için işkencenin devam ettiğini söyledi.

Çalışmak üzere geldiği Urfa’da gözaltına alınarak 11 gün gözaltında tutulduktan sonra çıkarıldığı mahkeme tarafından "Örgüt üyeliği" iddiasıyla tutuklanan Mahmut Öngör, Urfa T Tipi Cezaevi'ne gönderildi. 7 gün sonra Öngör’ün ifadesi alınacak gerekçesiyle kaldığı cezaevinden alınarak tekrar Emniyet Müdürlüğüne götürüldüğü öğrenildi.

 Öngör’ün avukatı Mikail Yavuz, müvekkilinin 11 gün boyunca TEM Şube’de işkence gördüğünü, Filistin askısına maruz bırakıldığını ve 23 Kasım’da da tutuklandığını belirtti. 7 gün cezaevinde kalan Öngör’ün dün TEM Şube polisleri tarafından tekrar "ifadesi alınacak" bahanesiyle Emniyet’e götürüldüğünü söyleyen Yavuz, müvekkilinin "örgüt üyeliği" ile suçlanmasında somut hiçbir delilin olmadığını ve tekrar ifadesinin alınmasının işkencenin devam etmesi anlamına geldiğini ifade etti. URFA


Kaburgaları kırılana kadar

Samsun Bafra Cezaevi’nden Patnos L Tipi Cezaevi’ne sürgün edilen 18 siyasi tutsak, çıplak aramayı kabul etmedikleri için saatlerce ağır işkence gördü.

Patnos’taki cezaevine sürgün edilen tutsakların her birinden 800 lira sürgün parası da alındı. Tutsaklara cezaevi girişinde, cezaevi yönetimi tarafından çıplak arama yapılmak istendi. Çıplak aramaya karşı çıkan tutsaklar, kışın soğuğunda saatlerce cezaevi girişinde bekletildi. Çıplak arama yapamayan cezaevi yönetimi, daha sonra cezaevi girişinde gardiyanlar tarafından tutsaklara saatlerce ağır işkence yaptırdı. Mehmet Kırdağ ve 4 tutsağın kaburgaları kırılırken, diğer tutsakların ise vücutlarının çeşitli yerlerinde kırıklar ve yaralanmalar oluştu.

Aileleri vasıtasıyla cezaevinde yaşanan işkenceyi anlatan tutsaklar, ağır şekilde yaralananların hastaneye götürülmediğini söyledi. Tutsak aileleri, cezaevi müdürünün tutsaklara yapılan işkencenin ailelere ve basına yansımamasını istediğini belirtti.


170 gün sonra hücreden çıkarıldılar

Denizli T Tipi Kapalı Cezaevi'nde 170 gündür tek kişilik hücrede tutulmalarına karşı 25 gündür süresiz dönüşümsüz açlık grevinde olan tutsakların tüm talepleri kabul edildi. Tutsaklar, koğuşlara alındıktan sonra açlık grevini sonlandırdı. 

Denizli T Tipi Kapalı Cezaevi’nde ayakta sayımı kabul etmedikleri için 170 gündür tek kişilik hücrede tutulan 20 tutsaktan 10'unun başlattığı süresiz dönüşümsüz açlık grevi sona erdi. Yapılan görüşmeler sonucunda tutsakların "Tekli odalardan koğuş sistemine geçilmesi, tüm siyasi mahpuslarla yan yana tutulmak, yazılan dilekçelerinin ilgili kurumlara iletilmesi, havalandırma ve etkinlik haklarının verilmesi" talepleri kabul edildi. 

Cezaevi yönetiminin cezaları onanan 15 kişi ile halen yargılamaları devam eden 5 kişi olarak tutukluları iki ayrı koğuşa alma yönündeki talebi de tutuklular tarafından kabul edildi. Bunun üzerine önce koğuşlara alınmayı talep eden tutuklular iki ayrı koğuşa alındı. Tutuklular koğuşlara alınmalarının ardından açlık grevini sonlandırdı. Tutuklu Kazım Benek'in Ağabeyi Ahmet Benek, tutukluların sağlık durumlarının iyi olduğunu aktardıklarını belirtti.


30 yıllık tutsak tedavi edilmiyor

HAMDULLAH KESEN/MA/ADANA


30 yıldır cezaevinde bulunan Wernicke Korsakoff hastası Kemal Özelmalı’nın çıplak aramaya maruz kaldığını dile getiren vasisi Ramazan Ceylan, aynı zamanda prostat tedavisi gördüğünü ve acilen ameliyat olması gerektiğini söyledi. 

Adana Kürkçüler F Tipi Kapalı Cezaevi'nde bulunan Wernicke Korsakoff hastası Kemal Özelmalı'nın durumu her geçen gün kötüleşiyor. 27 Kasım günü Özelmalı'yı ziyaret eden vasisi Ramazan Ceylan son durumunu aktardı. 30 yıldır tutuklu olan Özelmalı'nın ayakta durmakta zorlandığını ifade eden Ceylan, görüş kabininde sandalye olmaması nedeniyle ayakta duramadığını; destek için kabin duvarına yaslandığını söyledi. Özelmalı'nın kendisini tanıyamadığını aktaran Ceylan, “Bana, 'İHD'den mi geldin' diye sordu. Sadece İHD'yi biliyor. Kendimi tanıttıktan sonra yine beni hatırlamadı. Kendisine, ‘Seni hastaneye götürüyorlar mı?’ diye sordum. O da, 'Birkaç kez götürdüler' diye cevap verdi” diye konuştu. 

 

Acilen ameliyata alınmalı

Ceylan, bacağındaki platin nedeniyle Özelmalı’nın çıplak aramaya maruz kaldığını dile getirdi. Özelmalı’nın prostat tedavisi gördüğünü ve acilen ameliyat olması gerektiğini de ifade eden Ceylan, şunları söyledi: "Kemal Özelmalı, bana, 'Şu an acilen prostat tedavisi ve ameliyat olmam gerekiyor. 20 dakikada bir lavaboya gitmek zorunda kalıyorum. Bu da beni hem moralen hem de fiziksel olarak çok etkiliyor ve arkadaşlarımı rahatsız ediyorum. Aslında benim konumumda bir hastanın cezaevinde kalmaması gerekirken, halen cezaevinde tutuklu olmama bir anlam veremedim. Bir süre önce İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı'na tahliye talebiyle dilekçe yazdım. Ancak bir cevap gelmedi. Türk Ceza Kanunu’nda benim gibi bir hastanın cezaevinde kalmasıyla ilgili bir madde yoktur. Bunun kamuoyuna duyurulmasını istiyorum.” 

Özelmalı'nın tahliye edilerek, dışarıda tedavi edilmesini isteyen Ceylan, "Artık hiçbir şeyi hatırlamıyor, konuşamıyor. İki dakika sonra aynı konuşmayı tekrarlıyor. Böyle bir tutsağın acilen serbest bırakılıp tedavisinin yapılması gerekir. Durumu ciddidir. Savcıların ve hakimlerin vicdanına sesleniyoruz; bir an önce tahliye edilsin" dedi.

 

Kalabilir, raporu verilmişti

Adana Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi 23 Mart 2017’de Özelmalı için "cezaevinde kalabilir" raporu verdi. Rapordaki nöroloji uzmanının değerlendirmesinde Özelmalı’nın sol bacağında, ateşli silah yaralanması sonucu platin takılı olduğu ve nörolojik sorunlarına yer verilmişti. 

 Raporda, psikiyatrik muayenede de uzun dönem belleğin yetersiz olduğu ifade edilmesine rağmen raporun nihai değerlendirmesinde bellek bozukluğu ve denge bozukluğuna dair “hafif amnestik bozukluk, hafif ataksi” teşhisi yer aldı. Adana Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi doktorları, bu bulgulara rağmen Özelmalı'ya; “hapis cezasının infazı, hayati tehlike teşkil etmez” raporu verdi. 

 Savcı Nedret Yaşlın Şen de 9 Mayıs 2017’deki kararında, bu rapora dayanarak infazın ertelenmesi talebini reddetti.

 

Ne olmuştu?

Özelmalı hakkında, 2000’li yılların başında İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 3. İhtisas Kurulu'nca “hastalığının organik akıl hastalığı olduğu, süreklilik kazandığı ve askerliğe elverişli değildir” raporu verilip serbest bırakılmıştı. Ancak Özelmalı, polis karakoluna imza atmaya gitmediği için tekrar tutuklanarak, hastalığına rağmen hakkında bu kez "cezaevinde yatmasında hayati tehlikesi yoktur" raporu hazırlanmıştı. 

 Özelmalı, iki kez Ankara Adli Tıp Kurumu'na götürülmesine rağmen, "Nereden geliyorsun?" sorusuna "Adana" cevabını vermesi ve “10'a kadar sayabilmesi” gerekçe gösterilerek “sağlam raporu” verilmişti.