
CHP, barış sürecinin başladığı günden günümüze kadar hep savaş yanlısı bir tavır takınmıştır. Tersi olmuş olsaydı, AKP‘nin "çözüm süreci" politikasını reddetmezdi. Kendi ilkeleri doğrultusunda daha da güçlendirerek ilerletirdi. Ama gelinen süreçte gördük ki; CHP çözüm sürecinde MHP ile aynı çizgiyi izleyerek savaş yanlısı bir politika sürdürmüştür.
CHP ve Başkanı Kılıçdaroğlu, AKP’nin çözüm sürecine karşı çıkmış ve "Siz teröristlerle aynı masaya oturdunuz" demiştir. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, MHP ile ittifak yaparak ortak aday göstermişlerdir. Hatta MHP’nin rüzgarına takılan Kılıçdaroğlu seçim otobüsünde MHP’nin simgesi "bozkurt" işaretini yapmıştı. Tüm bunları gören Alevi, demokrat ve "devrimci" bazı vekiller bunlara rağmen CHP içerisinde aday olmuşlarsa onların bugünkü ret oylarının da hiçbir anlam ifade etmediğini, aksine kullanılan bu ret oylarının CHP’ye yarar sağladığını bilmeli.
Çünkü CHP, halka ve kamuoyuna karşı "Bakın bizim partimiz içerisinde tezkereye karşı çıkanlar da var" diyerek kendi bünyesinde birçok farklılığı barındırdığı yalanının arkasına sığınmış, CHP’ye oy veren demokrat ve savaşa karşı olan seçmeni de aldatmış oluyor. Burjuva partilerinde halka karşı her kararın arkasında bir çoğunluk varsa, azınlık ayrılığı politik prensip olarak seçmiyorsa kötülüğe ortak olur. CHP içindeki birkaç demokrat vekilin savaş tezkeresine oy vermemesi CHP’nin politikasını değiştirmemiş, tersine yanlışlıklara düşülmüştür.
CHP’nin temel programı halkların çıkarları doğrultusunda düzenlenmemiştir. Alevi, Kürt, Ermeni ve diğer halkların hiçbir sorununu çözememiştir. Tam aksine tüm renkleri tek renge dönüştürmek için yoğun bir asimilasyon, baskı, yasak ve katliam politikaları uygulamıştır.
Aynı zamanda bugünkü Diyanet’in de kurucusudur. İslam dini ve tek mezhebin güçlendirilmesinin politikalarını yaşama geçirmiştir. Dolaysıyla bugün, AKP’nin ya da genel anlamda Sünni mezhebin koyu gericiliğe dönüştürülmesinde CHP’nin tarihsel rolünü hiç de hafife almamak gerekiyor.
CHP’nin tekçi Kemalist çizgisi en temel süreçsel ve toplumsal sorunlarda hayır demekle değişmeyecektir. Bunun için CHP bünyesindeki vekillerin tavrı ve tutumu şu olmalıdır: Ya halktan yana politikalar izleyip CHP’nin politikasını değiştireceksiniz ya da değiştirecek durumda değilseniz orada bulunmayacaksınız ve bu kirli savaşa alet olmayacaksınız.
Neden mi?
Cumhuriyetin kuruluşundan günümüze kadar halklara karşı uygulanan bütün katliamların ve darbelerin arkasında CHP vardır. Örneklendirecek olursak; 1920 Koçgiri, 1925 Şeyh Said idamı, 1926 Pülümür, 1930 Ağrı, 1938 Dersim ve sonrasında,1960’larda 400 Kürt ileri gelenleri Sivas’ta tutuklanarak mahkum edildiler.
Sonrasında CHP’li Menderes’e parti kurdurttular. Menderes güçlendikten sonra da darbe programıyla Menderes’i idam ettiler. Devrimci hareket başladıktan sonra 12 Mart darbesini yapıp Nihat Erim’e hükümet kurduran yine CHP’dir. Nihat Erim de CHP’liydi. Denizlerin idamında CHP’nin TBMM’de vermiş olduğu oyu unutmamak gerekiyor. CHP isteseydi Denizlerin idamını engelleyebilirdi. 12 Eylül darbesinin gerçekleşmesi için Ecevit hükümetinin tutarsızlığını kullanarak Maraş katliamı gibi bir katliamı CHP yönetimi altında gerçekleştiren CHP’ye bağlı MİT’tir. Sivas Madımak katliamında CHP’li Erdal İnönü başbakandı. 1990’larda Lice’de sivil halkın katliama uğradığı saldırıda Deniz Baykal oraya giderek JİTEM’de özel tim elemanlarına fındık ve leblebi dağıtıyordu.
Ha gelinen süreçte Kılıçdaroğlu ile CHP’nin değiştiğini düşünüyorsanız maalesef yanılıyorsunuz! Kılıçdaroğlu’nun bir açıklamasını hatırlayalım; Kılıçdaroğlu, "Anadilde eğitim yani Kürtçe dilinde eğitim Türkiye’yi böler" diyerek karşı çıkmıştır. Bir halkın en temel hakkı olan anadilinden eğitimle ülkenin bölüneceğini savunan Kılıçdaroğlu ve hizmet ettiği CHP’den ne bekliyorsunuz? Birçok dilin resmi dil olarak eğitim verildiği çok sayıda ülke sayabiliriz. Belçika, İsviçre, Amerika vs. Bu ülkeler bölünmüş mü? Hayır! Aksine bu ülkelerde halklar barış içerisinde bir arada farklı dillerle, kültürlerle birlikte yaşıyor. Yani halkların dillerini, kültürlerini ve farklılıklarını bir ülke için bölücülük gören bir zihniyetin temsilcisi tekçi CHP hiçbir zaman ezilenlerin ve ötekilerin partisi olamaz. Bunu beklemek hayalciliktir. Demokrat ve ilerici olan bazı vekillerin CHP içerisinde eriyip gideceğini Hüseyin Aygün örneğinde görebiliriz. İnsan olarak iyi olmak yetmiyor, nerde ve kiminle hareket ediyorsun, neye hizmet ediyorsun burası önemlidir. Siz de CHP potasında erimek istemiyorsanız, CHP'yi aklama yerine onun gerçek yüzünü halka anlatın.