
Şırnak’ın Cizre İlçesi’nde 27 Aralık’ta başlayan 4’ü çocuk 6 kişinin yaşamını yitirdiği olaylara ilişkin etkin bir soruşturma yürütülmezken, kaymakamlık ilçede kazılan 184 hendeği gerekçe göstererek belediye hakkında soruşturma açmak için harekete geçti.
Cizre’de, Kobanê direnişiyle dayanışma eylemlerinin ardından başlayan gözaltı ve tutuklama operasyonlarına karşı halk mahalle aralarında hendekler açarak, nöbet tutmaya başlamıştı. 27 Aralık’ta başlayan ve kısa aralıklarla yaşanan olaylar sonucu ilçede 4’ü çocuk 6 kişi yaşamını yitirdi. Devlet güçleri eliyle gerçekleşen saldırılar için etkin bir soruşturma yürütmek yerine tüm dosyalarla ilgili ‘gizlilik’ kararı alınırken, Cizre Kaymakamlığı, ilçede yurttaşların polis cinayetlerine karşı nöbet tuttuğu bu hendeklerin peşine düştü.
Suçlu belediye oldu
Birçok kez belediyeye yazı yazarak hendeklerin kapatılmasını isteyen Kaymakamlık, “İlçemiz güvenlik güçlerinin erişimini engellemek amacıyla Nur, Cudi ve Sur mahallerinde yolların ve sokakların kimliği belirsiz kişiler tarafından kazılarak kapatıldığı, kapatılan yolların açılması için ilgi sayılarla belediyenize yazı gönderildiği halde, belediye tarafından yolların açılmadığı anlaşılmıştır” dedi.
Kaymakamın belediye gönderdiği yazı ise 14 Ocak tarihli. O gün, 12 yaşındaki Nihat Kazanhan’ın polisler tarafından başından vurularak öldürüldüğü tarih.
Soruşturma dosyası boş
Kaymakamlık, hendeklerle ilgili teferruatlı bilginin belediyece rapor halinde hazırlanarak en geç 19 Ocak tarihine kadar Şırnak Valiliği’ne sunulmak üzere gönderilmesini talep etti. Yazıda, hendeklerin kapatılması, kapatılan somut yer ve noktaların gün ve saatiyle kaymakamlığa bildirilmesi istendi. Cizre Kaymakamlığı’nın hendekler için gösterdiği çaba ilçede öldürülen 4’ü çocuk 6 kişi için ise çok görülüyor. Ölümlerle ilgili savcılık dosyalarının sadece soruşturma numarasından ibaret olduğu ortaya çıkarken, ‘gizlilik’ kararıyla dosyalara erişim de engellenmiş oldu.
Belediyeye soruşturma mı açılacak?
Ölümleri umursamayan ve yaşananlardan hendekleri kapatmayan belediyeyi sorumlu tutan devlet, Cizre Belediyesi Eşbaşkanlarını da hedef gösteriyor. İlçede, belediyeden istenen raporun eşbaşkanlar hakkında soruşturma açılması amacıyla kullanılacağı görüşü hakim.
Türk Cumhurbaşkanı Recep T. Erdoğan da Cizre belediyesini hedef alan açıklamalar yapmış, “Hendekleri kazanlar, buna devam edenler bunu belediyeler vasıtasıyla yapıyor” demişti. Kaymakamlık da yazısında 6 Ocak’ta polis tarafından infaz edilen Ümit Kurt’un ölümünden bir gün önce belediyenin hendekleri kapatmaya başladığını görmezlikten gelerek, belediyeyi suçluyor.
Polis daha öncede vurmuş
Cizre’de 6 Ocak 2015’te kalbinden vurularak hayatını kaybeden 14 yaşındaki Ümit Kurt’un ekim ayında da polisin attığı gaz kapsülüyle sırtından vurulduğu ve polislerden şikayetçi olduğu ortaya çıktı.
Kobanê ile dayanışma amacıyla ilçede 8 Ekim 2014’te yapılan eyleme yönelik saldırıda Kurt, polisin gaz kapsülüyle sırtından vuruldu ve hastaneye kaldırıldı. Üç gün sonra Cizre Emniyeti’ne giderek şikayetçi olan Kurt, Çocuk Büro Amirliği’ne “mağdur” sıfatıyla verdiği ifadede, akrep içerisindeki polisler tarafından üzerine gaz bombası atıldığını, sırtından yaralandığını belirterek, polisler hakkında şikayetçi oldu. Oğlunun olaydan sonra bir hafta evden çıkamadığını söyleyen baba Abdullah Kurt, “Oğlum gaz kapsülüyle sırtından vurulduğu gün şehir dışındaydım. Geldiğimde ifadesini vermiş ve kendisini vuranlardan şikayetçi olmuştu. O olaydan sonra bir hafta boyunca evden çıkamadı. Uzun bir süre boyunca sırtının üzerinde uyumadı. Gaz kapsülüyle vurulma olayı aydınlatılmadan hayatını kaybetti. Her iki olayın da aydınlatılmasını istiyorum” dedi.
‘Çatışma’ diyerek gerçek saptırılıyor
Öte yandan Ümit Kurt’la ilgili olarak, öldürüldüğü gün olan 6 Ocak 2014’te Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan ‘ölü muayene tutanağı’nda dikkat çekici ifadeler yer aldı. Tutanakta, olay günü saat 19.30’da Cizre Emniyet Müdürlüğü’ne gelen ihbar üzerine olay yerine intikal eden polis ekipleri ile yüzü kapalı bir grup arasında çatışma yaşandığı ve Ümit Kurt’un da bu çatışma sonucunda vurulduğu iddialarına yer verildi.
O zaman ölseydi ne diyecektiniz?
Ümit Kurt’un gaz kapsülüyle vurulduğu sırada Ceza Muhakemesi Kanunu kapsamında görevli olduğunu belirten Avukat Filiz Ölmez ise rapordaki iddiaya itiraz ederek şu hususlara dikkat çekti:
* Ümit Kurt’un daha önce polisler tarafından gaz kapsülüyle vurulması, Kurt’un polis tarafından öldürüldüğüne dair şüpheleri güçlendiriyor.
* Ayrıca ölü muayene tutanağında Kurt’un çatışma sonucu öldüğü yer alıyor. Olay sonrasında yaptığımız araştırmalar sonucunda elinde silah olmadan ve boyacı kıyafetiyle, arkadaşlarına yardım ettiği bir esnada vurulduğunu tespit ettik.
* Kurt öldüğü sırada bir çatışma varmış gibi göstermek gerçeği çarpıtmaktır.
* Merak ettiğimiz soru şu; 8 Ekim tarihinde Ümit Kurt gaz kapsülüyle ölseydi o zaman da çatışma sonucu öldüğü mü iddia edilecekti? Burada amacımız polisi hedef göstermek değil, cinayeti işleyenlerin bulunmasını sağlamaktır.
Polis Kürdistan’da plakasız
Plakasız zırhlı araçlar Kürdistan’da giderek yaygınlaşıyor. Son bir ay içinde altı kişinin yaşamını yitirdiği Cizre’de ilk kez ortaya çıkan plakasız polis araçları il ve ilçelere yayılıyor.
Van, Amed ve Siirt ardından plakasız zırhlılar Mardin’in Dargeçit İlçesi’nde de görülmeye başlandı. Plakasız zırhlı bir araçla internet kafeye baskın yapan sivil polislerin izin belgeleri olmadan arama yapmak istemesi gerginliğe neden oldu. Esnafın da tepki göstermesi üzerine arama iznini getiren polisler, üst araması ve kimlik kontrolü yaptıktan sonra kafeden ayrıldı.
11 yılda 241 çocuk öldürüldü
CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu ve CHP İzmir Milletvekili Rıza Türmen, AKP döneminde öldürülen çocuklara ilişkin Meclis’te basın toplantısı düzenledi. Çocuk cinayetlerinin hepsinin ya cezasız bırakıldığını ya da ödül gibi cezalarla sonuçlandırıldığını belirten Tanrıkulu şöyle dedi: “2006 yılında 18, 2007’de 3, 2008’de 1, 2009’da 12, 2010’da 14, 2011’de yine 31 çocuk katledilmiştir. 2011’de Roboskiîde öldürülen 34 kişiden 22’si çocuktur. 2012 yılında 10, 2013’te 1 ve 2014’te 3 çocuk öldürülmüştür. 2015’in ilk ayında, Cizre’de yaşanan olaylarda hayatını kaybeden 6 kişiden 4’ü çocuktur.”
Türmen de “Son 11 yılda devlet tarafından öldürülen 241 çocuk var” diyerek, söz konusu çocuklarla ilgili soruşturma ve yargılama süreçlerinin şeffaf işlemediğini, korumacı bir anlayışla hareket edildiğini ifade etti. Türmen, “Çocukların devlet tarafından öldürülmesini durdurmak hepimizin borcudur, yükümlülüğüdür. Dava açılması önemli değil, asıl sonucu ne oluyor” dedi.
Şeyh Said Derneği’nden tepki
Şeyh Sait Derneği, Hizbulkontranın son dönemde Cizre’de “Şeyh Said Seriyyeleri” ismini kullanmasına sert tepki gösterdi. Şeyh Sait’in asla Kürtlere, mazlumlara karşı kullanılacak bir silah, ya da isim olamayacağı vurgulanan açıklamada, “Şeyh Said Seriyyeleri’ ismi takarak yurtsever gençlere saldırması ailemizce, misyonumuzca kabul edilecek bir durum değildir” denildi.
HAYRİ DEMİR/DİHA/AMED