Cizîr üçlü kıskaçta

Toplum/Yaşam Haberleri —

28 Ağustos 2020 Cuma - 11:35

  • Cizîr, 2015-2016 yıllarında uygulanan sokağa çıkma yasaklarından sonra devreye sokulan özel politikaların hedefinde. Uyuşturucu kullanımı ve fuhuşun hızla arttığı ilçede asimilasyon politikalarının ise her gün farklı bir örneğiyle karşılaşılıyor.

 

RAMAZAN MARANGOZ

HDP Milletvekili Nuran İmir, devletin ‘Cizre'yi susturursam bütün Kürtleri sustururum' diyerek, uyuşturucu, fuhuş, taciz tecavüz dahil bütün kirli yöntemlerini kentte uygulamaya koyduğuna dikkat çekti. İmir, Covid-19 salgının da kentte bilerek aynı politika ile yaygınlaştırıldığını söyledi.

Botan'ın kalbi olan Cizre'de son dönemlerde bir yandan baskı politikaları, en ağır şekilde devam ederken, diğer yandan uyuşturucu, fuhuş, kadın ve çocuklara yönelik saldırılar, devlet eliyle ya da devlet gözetiminde yaygınlaştırılıyor. Asimilasyona yüzyıllardır direnen kent Kürtçenin bile ‘yasak'landığı günlerden geçiyor. Diğer yandan ise tüm dünyayı etkisi altına alan salgın giderek yaygınlaşıyor. Resmi kurumlar önlem almak yerine, kentte halka korumak için tedbir alan HDP'ye saldırıyor, itibarsızlaştırmaya çalışıyor.

Botan ve Cizre'ye yönelik Türk devletinin özel savaş politikalarını HDP Şırnak Milletvekili Nuran İmir'e sorduk.

2015-2016 yıllarında, YPS ile Türk devleti arasında yaşanan çatışmalardan sonra en çok tahrip edilen ilçelerden biri Cizre'ydi. Evleri yıkılanlar yaralarını sarabildi mi? Hâlâ cenazesini arayan aileler var mı?

Üzerinden yaklaşık 5 yıl geçti. 'Nuh Tufanı' gibi ezip yıkmadıkları hiçbir şey kalmamıştı. Cizre'de sokağa çıkma yasağı sadece Botan halkı için değil tüm vicdan sahibi insanlar için derin bir yara olarak kalmaya devam edecek. Cizreliler, halka yaşatılan bu vahşet ve zulümden bir gün hesap sorma umuduyla yaşama tutundu.

Hala cenazelerine ulaşamayan onlarca aile var. Bodrumlarda diri diri yakılanların küllerine dahi ulaşamayanlar var. 100’ün üzerinde cenaze hala Kimsesizler Mezarlığı’nda gömülü. Yıkılan evlerin molozlarının içinde çıkan vücut parçaları, molozların içinde çocuğunu arayan onlarca anneye tanıklık eden bir coğrafyadan bahsediyoruz. Molozlarda nöbet tutan anneler, her sokakta, her adımda zulme direnen sesler ve hüznün bıraktığı izleri takip etti. Bütün bunlar yaşanırken, yaşatılırken halkımız iktidarın ne yapmak istediğinin farkında. Halkı ayağa kaldıran ve değerlerine bağlı kılan bunca katliam baskı ve zulme rağmen ayakta tutan, bu tarihsel gerçek.

Bu kadar talan, katliam ve zulme rağmen iktidar amaçlarına ulaşamadı, çünkü halk teslim olmadı. Direnen özgür Kürt bugün hala dimdik karşılarında duruyor. Değerlerinden ödün vermeyen, diz çökmeyen, bütün yaralarına rağmen yaşam mücadelesi veren bir halk gerçekliği var. Zulme ve faşizme rağmen, hala mücadele o günden bugüne Botan'dan yükseliyor. Bu nedenle AKP-MHP iktidarı Botan'ın iradesini kırmak için özel politikalar yürütmeye devam ediyor.

Botan ve özelde Cizre’de tam olarak ne oluyor?

Botan'ın genelinde ve özellikle Cizre'de; son dönemlerde uyuşturucu kullanımında yoğun artış var. Yine fuhuş da yaygınlaşıyor. Uyuşturucu ve fuhuş devlet denetiminde Cizre'de yaygınlaştırılıyor. Düşünün HDP'nin en ufak bir etkinliğine bile göz açtırmayan polisler nasıl olur da böyle bir durumdan haberdar olamaz. Aslında bölgedeki bütün illegal işler devletin kontrolü altında yapılıyor. Bu söylediğim temelsiz bir iddia değil.  Çünkü kentin her sokağında giriş-çıkışlarda mobese kameraları var.  GBT ve üst aramaları sistematik olarak yapılıyor. Her mahallede bir karakol var ve sürekli devriye geziyor. Yetmiyor her adımda ayrıca bekçiler konumlandırılmış durumda. Yani Cizre adeta açık hapishaneye dönüştürülürken, devletin uyuşturucu ve fuhuştan habersiz olması imkânsız. Halkın tepkisinden korktukları için açık bir şekilde yapamıyorlar. Fakat kentte bazı mekanlar, polis gözetiminde sadece uyuşturucu temin ve satışı için kullanılıyor.

Yine Cizre'de kadınlara yönelik, kırım politikalarının derinleştirilmeye çalışıldığını söyleyebiliriz. Bize gelen bilgilere göre bazı evler fuhuş amaçlı kullanılıyor. 'Bütün bunlar olurken devlet neler yapıyor?' diye sorarsanız devlet Botan'da direniş damarını kırmak, HDP'yi bitirmek için uğraşıyor. HDP'yi iş yapamaz hale getirmek, sindirmek, halk ile bağını koparmak, halkı itibarsızlaştırmak için uğraşıyor. itibarsızlaştırılmak isteniyor.

Kürdistan illerinde son dönemlerde failin asker ve polis olduğu çocuk ve kadınlara yönelik taciz ve tecavüz vakaları kamuoyuna yansıyor. Sizin vekili olduğunuz Şırnak'ta bir uzman çavuşun 10 yaşındaki çocuğa saldırırken suçüstü yakalanması da bunlardan biri. Bunlar münferit vakalar mı yoksa sistematik bir politikanın ürünü mü?

Baştan belirteyim; bunların münferit olaylar olduğunu söyleyemeyiz. Devlet, asker ve polisin fail olduğu vakalarda koruma refleksi gösteriyor. Bu Kürt çocukları ve kadınlarına yönelik politikanın parçasıdır. Kürdistan'da yaşanan taciz ve tecavüzler sistematiktir. Mevcut basına ve kamuoyuna yansıyan vakalar dışında iktidarın aileler üzerinde uyguladığı baskı ile gizlediği onlarca benzer vaka var. İnsanların yoksulluğu ve dini duyguları sömürülerek, vakalar saklanmaya çalışılıyor. Kadın ve çocuklara yönelik bu saldırıların amacı Kürt kadınlarının mücadelesini engellemek, kadın kazanımlarını geriletmektir. Yine kadının toplumdaki söz hakkını kısıtlamak, eve tıkamak ve feodal erkek zihniyetini yeniden yaratarak toplumu erkek zihniyeti üzerinden iktidara bağımlı hale getirmek isteniliyor.

Herkes şunu net olarak anlamalıdır; taciz, tecavüz, fuhuş ve benzeri kirli politikalar, sıradan adli vakalar değil, kadınları ve gençleri hedef alan ama özünde bütün toplumu esir almaya dönük, iktidara bağlı yapılar tarafından organize edilen sistematik saldırılardır. AKP-MHP iktidar yıllarca savaş politikaları ile katliamlarla yok edemediği Kürt kadın mücadelesine sinsi planlar ve ahlak dışı uygulamalarla sürekli saldırmaktadır. Kadın güçlendiği, yönetimde söz sahibi olduğu zaman erkek ve iktidar zihniyetine alan kalmayacağından korktukları için kadınının bütün değerlerine saldırıyorlar. Bu eril zihniyete karşı bu mücadeleyi sürdürmekten asla vazgeçmeyeceğiz.

Botan'da devletin HDP’ye, halka bu denli öfkeli olmasının nedeni nedir?

Botan ve özelinde Cizre, Kürdistan özgürlük mücadelesinin ana damarlarından biridir. Ve bunun yanında Türkiye demokratik muhalefetinin önemli merkezlerindendir. Devlet ‘Cizre'yi susturursam bütün Kürtleri sustururum' diye düşünüyor. Cizre özelinde ve bütün Kürdistan'da aslında temel hedef Kürt ve Kürtçeye dair her şeyi yok etmek. Dolayısıyla bu politikanın başlangıcı tarihsel mücadele sürecine baktığımızda Melayê Cizîrî ve Celadet Ali Bedirxan'ın memleketi olan Cizre'ye bu kadar yoğun saldırmaları tesadüf değil.

İşine geldiği zaman Melayê Cizîrî ve Ehmedê Xanê gibi Kürt değerlerini kullanarak oy toplamaya çalışıyor, işine gelmediği zaman ise Kürtçe tabelaları dahi yok sayıyor, çarşıda sokakta dahi Kürtçe konuşmayı yasaklama politikaları ile düşmanlığını sürdürüyor. Son olarak Cizre gibi yüzde 90 Kürtçe konuşan bir kentte AVM'de Kürtçe'nin yasaklanması gibi. Atanan kayyumlarla ile yapılan ilk icraatlar Kürt ve Kürtçeye dair her şey yok ediliyor, bütün bunlar yaşanırken hiçbir şey olmamış gibi utanmadan, sıkılmadan kardeşlik edebiyatı yapıyorlar. Ama Cizre'nin direniş damarı geçmişten bugüne güçlüdür, bu politikalar asla tutmaz. HDP, Cizre halkıdır; Cizre'nin ta kendisidir, Cizre'yi ve HDP'yi yıldırmayı sindirmeyi asla başaramayacaklar.

Siz de polis saldırısına uğradınız ve hakkınızda fezlekeler hazırlandı.

Bu süreçte meydanlarda yaptığımız eylem ve etkinlikler sırasında defalarca bizler de bir seçilmiş olmamıza rağmen polisler tarafından saldırılara uğradık. Bu saldırılar sadece şahsımıza yönelik değil, toplumu seçilmişleri üzerinden itibarsızlaştırma politikasıdır. Onurlu bir halkın onursal bir emanetini taşıyoruz, bu emanete karşı yapılan her türlü itibarsızlığa, haksızlığa, iradesizliğe karşı dik duracağımızı ve bu emanete layık olmaya çalışacağımızı belirtmek isterim. Kabul etseler de etmeseler de bizleri bu halk seçti ve bu halkın temsilcileri biziz onlar değil.

 

Binlerce insan karantinada

İktidar için Botan özel bir alandır, buralarda yaptıkları tek şey Kürt mücadelesini tüketmek. Sosyal, siyasal, sağlık, ekonomi sorunları gibi sorunlarla ilgilenmiyor. Kürt’e reva görülen iki hak var, ya ölmek ya teslim olmak. Dolayısıyla bütün dünyaya musallat olan pandeminin Cizre'de bu kadar yaygınlaşması dahi iktidarın gündeminde yer almadı. Yani koranavirüsün Cizre ve Şırnak’ta yarattığı tahribat hükümetin çok umurunda değil. Yayılmasını önlemek için neredeyse hiçbir önlem alınmadı/alınmıyor. Hastaların tedavi edileceği bir yer yok. Mevcut hastaneler doldu, hastalar pozitif olmasına rağmen evlerine gönderiliyor ve kendi imkanları ile tedavi olmaya çalışıyorlar.

Bölgede yapılan testler çok sınırlı sayıda, bunlar da daha çok devlet görevlilerine uygulanmakta. Onlar için her türlü tedbir ve önlem alınırken halk için ne yeterli test yapılmakta ne de gerekli önlemler alınmakta. Biz önlemler için defalarca kentlerimizde sokağa indik, halkın kendi kendisine önlem alması için uyarılarda bulunduk fakat güvenlik güçleri bu çabalarımızı bile yasakladılar, izin vermediler, ama yasaklarını tanımadık. Halkın bilinçlenmesi için çalışmalarımızı aralıksız sürdürdük.

Kentte bulunan sivil toplum kuruluşları ve esnaflarımız kendi inisiyatifleri ile kepenk kapatırken, devlet yetkilileri bunu desteklemeleri gerektiği yerde kapı kapı dolaşıp kepenkleri açmayanları cezalandıracaklarını söyledi. Bütün bu çabalarımıza rağmen devlet önlem almadı ve hastalık her gün yayılarak bütün kenti sarmaya başladı, binlerce insan kendi evinde karantinaya girdi. Onlarca insanımız bu hastalık yüzünden yaşamını yitirdi. Cizre, halen yoğun risk altında.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.