• Nazi döneminde Viyana’daki Spiegelgrund “çocuk kliniğinde” yaklaşık 800 engelli çocuk sistematik olarak katledildi. Üst düzey hekim Margarethe Hübsch, çocukları “iyileşmez” diye raporlayarak Berlin’e ölüm emri gönderdi.

 

Nazi Almanyası’nda “yaşamaya değer olmayan hayat” ideolojisiyle engelli çocuklar hedef alındı. Viyana’daki Spiegelgrund “Kinderfachabteilung”ı (çocuk uzmanlık bölümü), bu katliamın en karanlık merkezlerinden biriydi. 1940-1945 yılları arasında burada en az 789, bazı kaynaklara göre yaklaşık 800 çocuk öldürüldü.

Yöntem açıktı: Hekimler çocukları muayene ediyor, “iyileşme umudu yok” raporu hazırlıyor ve bu raporu Berlin’deki Hitler’in özel ofisine bağlı gizli birim olan (Reichsausschuss’a) gönderiyordu. Berlin’den onay gelince hemşireler çocuklara uyku ilacı (Luminal) vererek zehirliyordu. Resmi kayıtlara ise genellikle “zatürre” yazılıyordu. Aç bırakma, işkence ve tıbbi deneyler de sıkça uygulanıyordu.

Wilma’nın hikayesi

Derstandard Gazetesi’ndeki habere göre 28 Ağustos 1941’de altı yaşındaki Wilma Spiegelgrund’a getirildi. Kördü ve ateşli bir hastalıktan sonra yürüyemiyordu. Doktor Margarethe Hübsch çocuğu muayene etti, beyin hasarı tespit etti. Bir yıl sonra hekimler “iyileşme şansı yok” diye karar verdi. Hübsch raporu Berlin’e yolladı. Bu, Wilma için ölüm fermanıydı. Dört ay sonra çocuk öldü. Resmi neden: zatürre. Oysa Wilma hekimler ve bakıcı personel tarafından öldürülmüştü.

Ölümü imzalıyordu

Margarethe Hübsch, 1941-1942 yıllarında Spiegelgrund’da başhekim yardımcısı olarak çalıştı. Çocukların “yaşama değeri”ni ölçen raporları o imzalıyordu. Savaştan sonra 1946’da diğer bazı hekimlerle birlikte yargılandı. Tanıklar onu ağır şekilde suçladı. Hübsch ise “bütün bu cinayetlerden haberdar değildim” dedi. Mahkeme “yeterli delil yok” gerekçesiyle onu tüm suçlamalardan beraat ettirdi. İki yıl içinde Hübsch, nöroloji ve psikiyatri uzmanı olarak kendi muayenehanesini açtı. 1983’teki ölümüne kadar Viyana’da hiçbir engelle karşılaşmadan yaşadı.

Avusturya Nazileri akladı

Spiegelgrund’un diğer sorumluları da benzer bir akıbetle karşılaştı. Klinik müdürü Ernst Illing idam edildi. Marianne 10 yıl hapis aldı ama kısa süre sonra serbest bırakıldı. Heinrich Gross gibi isimler ise uzun yıllar yargılanmadı, kariyerlerine devam etti. 2002’de yüzlerce çocuğun kalıntıları Viyana Merkez Mezarlığı’na defnedildiğinde, faillerin büyük kısmı çoktan cezasız bir şekilde ölmüştü.

Spiegelgrund, Nazi tıp suçlarının sembolü oldu. Ancak Avusturya’da savaş sonrası yargılamalar, faillerin çoğunu akladı. “Emir kuluydum”, “fark etmedim”, “yeterli delil yok” gerekçeleriyle katiller mesleklerine geri döndü. Cezasızlık, sadece o dönemle sınırlı kalmadı; faşizmin mirasını da korudu. Bugün hâlâ sorulması gereken soru net: 800 çocuğun katilleri neden bu kadar kolay aklanabildi? HABER MERKEZİ