Hollanda’da AP seçimlerinde Kürtler ve Türkiyeli demokratik güçler tarafından desteklenen Kati Piri, Türk devletinin CPT’nin önerilerine uyması gerektiğini söyledi. Dem-Ned ise 23 Mayıs’taki seçimde tercihli oyların Kati Piri için kullanılmasını istedi.
Hollanda’da Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerinde Kürt kurumları ve Türkiyeli demokratik güçlerin desteklediği PvdA’nın 4.sıra adayı Kati Piri, “CPT’nin daha önceki ziyaretlerinde de sunduğu önerilere Türkiye’nin uyması gerekiyor” dedi.
AP seçimleri Hollanda’da 23 Mayıs’ta gerçekleşecek. 2014’ten bu yana parlamentoda Hollanda’yı temsilen yer alan AP Türkiye Raportörü Kati Piri, seçimlerde yeniden aday. İşçi Partisi (PvdA) listesinden 4. sıra adayı olan Kati Piri, Hollanda’daki Kürt kurumları ve Türkiyeli demokratik çevreler tarafından da destekleniyor. AP seçimlerinin Avrupa seçimleri açısından önemine vurgu yapan Kati Piri, “23 Mayıs’ta oy kullanmaya gidecek isimler Avrupa’nın geleceğini belirleyecek” dedi. Hazırladığı Türkiye raporları nedeniyle iktidarın hedefi haline gelen Kati Piri, “Bir kulübe üye olmak istiyorsanız, kurallara da uymalısınız. Dahası, Ankara’nın AP’ye karşı bu kadar düşmanca bir tutum belirlemesi akıllıca değil” dedi.
Kati Piri, yeniden seçilirse İstanbul seçimlerinin adil ve şeffaf geçmesi için bir gözlemci heyetin oluşması için ön ayak olacağını da ifade etti. Tecrit altındaki Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik tecride cezaevlerinde devam eden açlık grevleri ve CPT’nin İmralı ziyaretine ilişkin de görüşlerini aktaran Kati Piri, “CPT’nin daha önceki ziyaretlerinde de sunduğu önerilere Türkiye’nin uyması gerekiyor” derken, şunu da ekledi: “Barış süreci olmadan demokratik bir Türkiye mümkün değildir.”
AP Türkiye Raportörü Kati Piri’nin gazetemiz Yeni Özgür Politika’nın sorularına yanıtları şöyle:
Avrupa Parlamentosu seçimleri Avrupa’nın geleceği açısından nasıl bir öneme sahip?
Bu seçimlerde, mevcut yolda devam edip etmeyeceğimiz yoksa insanları koruyan bir Avrupa’yı şekillendirebileceğimiz ortaya çıkacak. Zamanımızın en büyük zorlukları, dünya genelinde artan sosyal eşitsizlik, iklim, göç ve popülizmdir. Bu seçimler, Avrupa Birliği’nin (AB) belirleyeceği yön için çok önemli. 23 Mayıs’ta oy kullanmaya giden insanlar bu geleceği belirleyecek.
Bir kader seçimimi size göre?
Evet! İnsanlar sadece Avrupa Parlamentosu’nun bileşimini değil aynı zamanda dolaylı olarak Avrupa Komisyonu Başkanı’nı da seçiyorlar. Brüksel’in sağa mı sola mı gideceği Avrupa’nın kaderi için çok büyük bir fark yaratıyor. Değişim mümkün ancak sol seçmenlerin seslerini duyurmaları ve ilerici güçlerin daha yoğun işbirliği yapmaları gerekiyor.
Sağda yükselişin yaşanacağı belirtiyor, bunun sonuçları neler olur?
Kamuoyu yoklamaları, aşırı sağ partilerin büyüyeceklerini öngörüyor. Bunun Avrupa seçimlerinde geleneksel olarak düşük katılım oranıyla ilgisi var. AB’den yana olmayan insanlar görünüşte diğerlerinden daha fazla oy kullanmaya motive olmuş durumda. Yüksek katılım bu etkiyi azaltabilir. (Aşırı) sağ kanat partileri; sosyal eşitlik, insan hakları, cinsiyet eşitliği ve azınlıklara saygı konusunda çok hevesli değiller. Avrupa Parlamentosu’nun bileşimi, ilerici meseleler için ne kadar çoğunluk sağlayabileceğimizi de belirleyecektir.
Avrupa Parlamentosu’na seçilirseniz önceliğiniz ne olacak?
Çok yoğun bir kampanya ardından ilk olarak birkaç gün dinlenirim ve elbette son haftalarda ellerinden gelenin en iyisini yapan gönüllülerle bir kutlama yaparım. Parlamentoda insan hakları ve demokrasi mücadelesine devam edeceğim. Avrupa Komisyonu, Türkiye hakkındaki yıllık raporunu 29 Mayıs’ta Avrupa Parlamentosu’na sunacak. Eğer yeniden seçilirsem, 23 Haziran’da İstanbul’da tekrarlanacak Büyükşehir Şehir Belediye seçiminin adil ve şeffaf geçmesi için Avrupa’dan gözlemci bir heyetin gönderilmesi için elimden geleni yapacağım. Bu, AB’nin adil bir seçim ve sayım gerçekleşebilmesi için sunacağı katkı olacaktır.
CPT’nin son İmralı ziyareti ve açlık grevlerine ilişkin Avrupa kurumlarının sorumluluğu üzerine görüşleriniz nelerdir?
Türkiye, CPT’nin de parçası olduğu Avrupa Konseyi’nin bir üyesidir. CPT’nin daha önceki ziyaretlerinde de sunduğu önerilere -görüşme hakkı gibi- Türkiye’nin uyması gerekiyor. Avrupa Konseyi Parlamenterler Asamblesi (PACE) de yakın zamanda bu konuda ısrar etti. AB kurumları için yeni bir barış sürecine başlamanın tekrar öncelikli olması şarttır. Barış süreci olmadan demokratik bir Türkiye mümkün değildir.
Defalarca AP Türkiye Raportörü olarak Türkiye’deki sorunlara ilişkin raporlar hazırladınız. Bu raporlar AP’de kabul edildi fakat Türkiye’ye ilişkin politikalarda bir değişiklik olmadı. Neden?
Türk hükümeti, son beş yılda Avrupa Parlamentosu raporlarına olumlu cevap vermedi. Bu, hükümetin üyelik sürecini ciddiye almadığını gösteriyor. Bir klübe üye olmak istiyorsanız, kurallara da uymalısınız.
Dahası, Ankara’nın AP’ye karşı bu kadar düşmanca bir tutum benimsemesi akıllıca değil. Türkiye için AB fonları, vizesiz seyahat ve ticari ilişkilerin iyileştirilmesi onay gerektiren üç konudur. Avrupa Parlamentosu, Avrupa Birliği’nde yaşayan 500 milyon vatandaşı temsil eden demokratik olarak seçilmiş bir kurumdur. Bu da eleştirisine daha ciddi bir yaklaşım için yeterli bir nedendir.
AP, AB ve Avrupa Konseyi’nin Türkiye’deki sorunlara, özellikle de Kürt sorununa karşı inisiyatif almamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
AB ve Avrupa Konseyi insan hakları konusunda her zaman çok bahseder ancak gerçekte ekonomik ve jeopolitik çıkarlar çok sık hüküm sürüyor. Bu aynı zamanda bir değerler topluluğu olan AB’nin ününe de zarar veriyor. Avrupa Parlamentosu’ndan, ulusal parlamentolarla işbirliği yaparak, insan haklarının tehlikede olduğu durumlarda dürüstçe konuşmaları için hükümet liderleri üzerinde daha fazla baskı yapabiliriz.
Erdoğan’ın mültecileri pazarlık unsuru olarak kullanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Avrupa Birliği kendi içinde özellikle Suriye savaşından kaçan mültecilerin insancıl bir şekilde alınması konusunda hemfikir olmadığından, Erdoğan’ın şantajına onay vermiş oldu. Türkiye’de yaklaşık 4 milyon mülteci olduğu bir gerçektir, aynı zamanda barınmaları için yeterli desteği sağlamak AB’nin de sorumluluğudur.
Erdoğan’ın HDP’yi kriminalize etmesi, seçilmişleri hapse atması ve yerine kayyum ataması karşısında Avrupa sessiz. Bu konuda diyecekleriniz nelerdir?
Avrupa Parlamentosu’nda Türkiye’deki siyasi mahkumların serbest bırakılması için elimden geleni yapmaya devam edeceğim. HDP, Türkiye’de yaşayan milyonlarca insanın desteğine sahip meşru, demokratik bir partidir. Bu parlamenterlerin dokunulmazlığından asla vazgeçilmemeliydi. Her şey bunların siyasal bir süreç olduğunu gösteriyor ve hukukla kesinlikle alakası yoktur. Belediyelere hükümet tarafından kayyum atanması tam anlamıyla bir skandaldır. YSK’nin 31 Mart’ta seçimleri kazanan 7 HDP belediye başkanı yerine seçimi kaybedenlere mazbata vermesi demokrasi için ayrıca bir skandaldır. Neyse ki, Avrupa Komisyonu da bunu şiddetle eleştirdi.
HABER MERKEZİ
Dem-Ned: Tercihli oylar Kati Piri’ye
Hollanda’daki Kürdistanlıların tercihli oyları AP Türkiye Raportörü Kati Piri’nin. Hollanda Demokratik Kürt Toplum Merkezleri (Dem-Ned) de AP adayı Kati Piri’ye destek açıklamasında bulundu.
Açıklamada kararın gerekçeleri şöyle sıralandı: “Hollanda’da bulunan Kürdistanlı ve Türkiyeli göçmenler sadece yaşadıkları ülkenin değil aynı zamanda Kürdistan ve Türkiye’nin de sosyal ve siyasal sorunlarıyla ilgilenmek zorundadırlar. Bu hayatın olağan akışıdır. Bugün TC diktatörlükle yönetilen, faşizmin postalları altında ağır bir sosyal ve siyasal baskı altındadır. Gerek Kürt sorununa olan inkar ve imhacı yaklaşım, gerekse genel anlamda insan haklarına, demokrasiye ve adaletsizliğe doğru hızlı bir eğilim gösteren bu politik tercih artık TC sınırlarını asmış bir dünya sorunu haline geldi. Dünya küçülmüş, bir devletin kendi sınırları içinde işlediği suçlar artık diğer devletleri de ilgilendirir hale geldi. Kati Piri, geçen dönem AP’de Türkiye raportörü olarak görev yaptı ve Türkiye’nin demokratik, hukuk devleti olması yönünde çalışmalar yürüttü. Bu çalışmalar desteklenmesi gereken çalışmalardır. Bu nedenle 23 Mayıs seçimlerinde bizler, Hollanda’da yaşayan Kürdistanlı ve Türkiyeli insani değerlere sahip herkesi Kati Piri’yi desteklemeleri yönünde sandığa gidip oy vermelerini bekliyoruz.”