Kürdistan dağlarındayız... Meşe ağaçları tomurcuklanmış, badem ağaçları çiçeklenmiş, dağların doruklarındaki beyaz kar örtüsü, yamaçlarda ve dağ eteklerinde yeşil renge bürünmüş, rengarenk çiçeklerden sümbüller, nergisler boyvermeye başlamış... Dağların renkleri halkların renkleri gibi...
Dağlardan yıllardır haber ve program yapan gazeteci arkadaşlarım Doğan Çetin, Ersin Çelik ve kameraman Ferzad ile PKK Yürütme Komitesi Üyesi Duran Kalkan’ı bekliyoruz. Bahar güneşinin altında, çiçeklenmiş badem ağaçlarının arasında neşeli bir sohbetteyiz. PKK Yürütme Komitesi Üyesi Duran Kalkan’ı bekliyoruz. Ve PKK’nin kuruluşundan günümüze kadar devrimci coşkusundan bir şey yitirmeyen Duran Kalkan program çekimi için geldiğinde, bize hazır olmamızı ve önemli bir gelişmenin yaşanacağını haber veriyor. Heyecanla yaşanacak gelişmeyi bekliyoruz.
Sabahın erken saatinde meşe ağaçları arasındaki patikalardan ilerliyoruz. Önce genç bir gerilla bizi karşılıyor, sonra onlarca gerilla... Gerillalar heyecanlı. Başka gerillalar da var. Yüzlerindeki gülümsemelerin eksik olmadığı gerillalar gruplar halinde bekliyor. Ve HPG ve YJA Star gerillalarının yanında onlar gibi giyinen ama farklı örgütlerden gerillalar olduğunu görüyoruz. Masalar geliyor. Gerillalar silahlarını kuşanıyor. Yapılacak önemli bir açıklama için düzenlenmiş masanın arkasında sıralanıyor. Yeni bir pankart ve bayraklar açılıyor.
Yeşil zemin üzerinde kızıl yıldız ve kızıl yıldız içinde birleşen iki el... İlk kez gördüğümüz bu pankart ve bayraklar bizden daha fazla gerillaları, gerilla komutanlarını heyecanlandırıyor. PKK Yürütme Komitesi Üyesi Duran Kalkan, MLKP temsilcisi Ferzad Can, THKP-C/MLSPB temsilcisi Şafak Kızıldere, Devrimci Komünarlar Partisi (DKP) temsilcisi Ulaş Adalı, MKP temsilcisi Kinem Yıldız ve diğer gerillalar da heyecanla bayrağa bakıyor.
Mahir Çayan’dan İbrahim Kaypakaya’ya, Deniz Gezmiş’ten Kemal Pir, Haki Karer’e, Dr Hikmet Kıvılcımlı’dan Mihri Belli’ye, Mustafa Suphiler’den günümüze Türkiye devriminin direnişçi geleneğinin Kürdistan dağlarındaki baharlaşmasına tanıklık ettiğimizi derinden hissediyoruz.
Ve Duran Kalkan tarihi açıklamanın yazılı metnini biz gazetecilere veriyor. “Halklarımıza” diye başlayan ve, “Bizler Türkiye ve Kürdistan devrimci ve sosyalist güçleri olarak işbirlikçi faşist AKP ve TC egemenlik sistemine karşı silahlı mücadele de dahil tüm alanlarda ve tüm araç ve yöntemlerle devrimi yükseltmek için güçlerimizi Halkların Birleşik Devrim Hareketi’nde birleştirdik. Birliğimiz dışımızdaki tüm direniş güçlerine açık olduğu gibi oluşacak tüm mücadele ve eylemlerin de içinde olacak, destek sunacak ve ileriye taşıyacaktır” sözleri ile devam eden bildiriyi hızlıca okuyoruz. Bildirinin sonundaki, “Eğer önlenmezse mevcut durum kaçınılmaz olarak daha kanlı bir diktatörlüğe doğru gidecektir. Bu gidişi engelleyecek hiçbir düzen gücü ve kurumu kalmamıştır. Bu gidişi yalnız ve yalnız halkların birleşik direnişi ve devrimi önleyebilir. Ya daha kanlı bir diktatörlük kurulacak ya da halklarımız örgütlenip silahlanarak cihatçı faşist AKP çetesini dayanaklarıyla birlikte yerle bir edecektir.
Faşizm yıkılacak, Halklarımızın Birleşik Devrimi kazanacaktır.
Faşizmi Halklarımızın Birleşik Devrimi ile ezeceğiz.
Halkların Birleşik Devrim Hareketi
(TKP/ML, PKK, THKP-C/MLSPB, MKP, TKEP-LENÎNÎST, TÎKB, DKP, DEVRÎMCÎ KARARGAH, MLKP)”
Bu ifadeler heyecanımızı artırıyor. Bildiri, Türkçe ve Kürtçe okunuyor. Heyecanla sloganlar atılıyor.
Dağlarda, Kürdistan ve Türkiye devrimci hareketlerinin esaslı bütün gelenekleri birleşiyor. Büyük yankısı olacak. Duran Kalkan’ın “Bugün burada faşizmi kahredecek, halklarımız için ise yeni bir umut ışığı olacak bir bilgiyi paylaşmak üzere toplanmış bulunuyoruz” sözleri o anda orada bulunan bütün örgütlerin temsilcilerini ve gerillalarını heyecanlandırıyor.
İlan yapılıyor. Gerillalar ile sohbetler ediyoruz. Gerillaların birlik ve mücadele heyecanı gözlerinden okunuyor. Benim demem o ki, kimse bu adımı hiç hafife almasın. Tarihi dersler içeren ve tarihi gelişmeler yaratabilecek bir durumun bir başlangıcı olan Halkların Birleşik Devrim Cephesi, sadece Kürdistan ve Türkiye’de değil bölgesel ve küresel etki yaratabilecek gelişmeler içeriyor. Bunu da zaman gösterecektir.