
Sanatçı Nûarîn’in Brüksel treninde yaşadıkları ise korku atmosferinin boyutunu yansıtmak açısından önemli bir örnek sunuyor.
Işıl ışıl kulübeler, sıcak şarap çeşmeleri, geleneksel pastaların, keklerin ve yemeklerin sunulduğu rengarenk stantlar... Büyük-küçük bütün kentlerin en işlek meydanlarında kurulan Weihnachtsmarkt’lar, Almanya’nın en önemli Noel geleneklerinden biri. Her yıl Kasım ayının sonunda açılıp Aralık ayı sonlarında kapanıyor ve milyonlarca ziyaretçiyle dolup taşıyorlar.
Frankfurt’ta işler kesat
Bu yılın Weihnachtsmarkt sezonu, önceki gün başladı. Fakat işler oldukça kesat! En büyük kentlerden Frankfurt’un Weihnachtsmarkt’ında ancak yüz kadar kişi görünüyor. Peki neden? Yanıtı, Weihnachtsmarkt yakınında restoran işleten Türkiyeli Metin T. veriyor: ‘’İnsanlar korkuyor. Bugün çok fazla müşterim, birbirlerine ‘Aman gitmeyin, ne olur olmaz’ diyordu.’’
İsimleri değiştiriliyor
Müşteriler arasında bu konu, bazen fısıltıyla bazen yüksek sesle mutlaka konuşuluyor. Hatta bir Alman müşteri, televizyondaki haber bülteninde ‘’Weihnachtsmarkt’a sırt çantasıyla gitmeme’’ uyarısı yapıldığını, zira insanların korktuğunu aktarıyor. Başka bir müşteri, Wiesbaden kentindeki Weihnachtsmarkt’ın adının ‘’Müslümanları kızdırmamak için’’ Wintermarkt (Kış Marketi) yapıldığını, başka bazı kentlerde de Sternmarkt (Yıldız Marketi) gibi isimler konulduğunu söylüyor.
Restoranın sahibi Metin de Alman müşterileriyle aynı korkuyu taşıyor: ‘’Zaten çok gitmezdim, artık hiç gitmem. Biri gelip kendini patlatır, bomba atar. Herkes montlarıyla geliyor, içinde ne olduğunu nerden bileyim. Ne olacağı belli mi olur?’’
Okullar turları iptal ediyor
Restoranın çalışanı Arzu da, arabalarını polisin durdurmasından bahsediyor: ‘’Daha önce de kontrol ediyorlardı ama şimdiki gibi değildi. Siyah kafalı olduğunu görünce arabanın bagajını bile kontrol ediyorlar.’’
Bir aile babası ise, çocuğunun okulunda Weihnachtsmarkt’a otobüs turu planlandığını fakat Paris’teki katliam ardından iptal edildiğini aktarıyor.
Nûarîn’in başına gelenler...
Avrupa’daki tedirginliği yansıtan bir örnek de sanatçı Nûarîn’in başına gelenler... Dinleyicileri bilir: Nûarîn, esmer bir Kürt kadını. Brüksel treninde polisler, doğrudan yanına gelip kimlik sorgusu yapıyor. Daha en başından, Arap olup olmadığını soruyorlar. Sonra nerden gelip nereye gittiğine, ne iş yaptığına, gittiği yerde ne yapacağına dair detaylı sorular başlıyor. Bu sırada çevrede oturan Avrupalılar, başka vagonlara gidiyor. Nûarîn de geriliyor, rahatsız oluyor. ‘’Benim halkım DAİŞ’le en fazla savaşan, şehit veren halktır’’ diye anlatmaya çalışıyor.
Bomba paniği!
Polis sorgusu sonunda bittiğinde iyice gerilen sanatçı, trenden inerken çantasını unutuyor. Unuttuğunu fark ettiğinde geri dönüyor ama bingo: Tren boşaltılmış, güvenlik şeritleri çekilmiş, bomba imha uzmanları bekleniyor! ‘’İçerdeki çanta benim’’ diye ikna etmeye çalışıyor, edemiyor. Sonunda, ‘’Tamam o zaman, tek başına gidip alabilirsin’’ diyorlar.
Sağ siyaset güçlenecek
Avrupa’da genel atmosfer böyle... ‘’Kara kafalı’’ olarak nitelenen yabancılara beyaz Avrupalılar, giderek artan bir tedirginlikle bakıyor. Hele sakallı bir kara kafalı, nefret dolu bakışlardan kurtulamıyor. Bu korku atmosferinin sağ siyaseti toplumsal ve siyasal anlamda güçlendireceği, yaygın bir kanı.