• Avustralyalı Zeinab Ahmad, Êzîdî kadın ve çocukları köleleştirme suçlamasıyla “insanlığa karşı suçlar” kapsamında yargılanıyor. Savcılar, kadının risk oluşturduğunu belirterek kefalet başvurusunu reddetti. Annesi Kawsar Ahmad’ın duruşması da yakında görülecek.

 

REWŞAN DENİZ

Binlerce Êzîdî kadın ve çocuğu kaçırıp köleleştiren DAİŞ, bu vahşeti sadece uygulamakla kalmadı, aynı zamanda bürokratik bir sistem haline getirdi. Satış sözleşmeleri, mülkiyet defterleri ve dini kılavuzlarla düzenlenen köle ticareti, bugün mahkeme salonlarına taşınıyor.

Avustralya, bu suçlardan dolayı kendi vatandaşlarını yargılayan son ülkelerden biri oldu. Mayıs ayında Suriye’deki Roj Kampı’ndan getirilen 53 yaşındaki Kawsar Abbas ve 31 yaşındaki kızı Zeinab Ahmad, köleleştirme, köle bulundurma ve ticareti suçlamalarıyla yargılanıyor.

10 bin ABD Dolarına

AFP'nin haberine göre, Zeinab Ahmad ve annesi 2014’de Suriye’ye giderek DAİŞ kontrolündeki bölgelere yerleşti. 2017’de Reqa’da bir Êzîdî genç kadını yaklaşık 10 bin ABD Dolarına “satın aldılar”. Genç kadın, aile evinde köle olarak tutuldu; ev işleri yaptırıldı, özgürlüğü elinden alındı ve Kawsar Ahmad’ın eşi Mohammed Ahmad tarafından sistematik olarak tecavüz ve şiddete uğradı.

Zeinab ve Kawsar Ahmad, 2019 ile 2026 arasında Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi tarafından Roj Kampı’nda gözaltında tutuldu. Kamptan ayrıldıktan sonra 7 Mayıs’ta Melbourne Havaalanı’na vardıklarında kölelik suçlarından tutuklandılar ve haklarında dava açıldı.

Kefalet başvurusu reddedildi

Zeinab Ahmad, Melbourne Sulh Ceza Mahkemesi'nde iki gün süren kefalet duruşmasında topluma geri dönmeyi talep etti. Savunma, elektronik kelepçe, dini danışma programı, amcasının 75 bin dolar teminatı ve ev hapsi gibi koşulları önerdi. Zeinab mahkemede DAİŞ’i reddettiğini, “Melbourne’da banliyö annesi olarak normal bir hayat yaşamak istediğini” söyledi. 17 Haziran günü görülen mahkemede savcılar, Zeinab Ahmad'ın herhangi bir kişinin güvenliği ve refahı için kabul edilemez bir risk oluşturduğunu belirterek, kefalet başvurusunu reddetti. 

25 yıla kadar hapsi isteniyor

Zeinab Ahmad, Êzîdî topluluğuna yönelik "yaygın veya sistematik bir saldırının parçası olarak" köleleştirme ve köle kullanma olmak üzere iki suçtan yargılanıyor. İnsanlığa karşı suçların Avustralya yargı sisteminde ilk kez ele alınması söz konusu ve her iki suçlama da 25 yıla kadar hapis cezası öngörüyor. Savcılar, Zeinab Ahmad'ın sanal medya paylaşımlarına işaret ederek, bu paylaşımlarda DAİŞ propagandası yaptığını, diri diri yakılan Ürdünlü bir pilotun idamını kutladığını ve DAİŞ’e katılan 200 Avustralyalıdan sadece "üçünün" ayrılmaya karar vermesinden övündüğünü belirtti.

Dava devam ederken, anne Kawsar Ahmad’ın duruşması ise ilerleyen günlerde görülecek.

Avustralya’daki ilk dava

NSW Kölelikle Mücadele Komiseri James Cockayne, anne ve kızı hakkında açılan davanın önemini şu sözlerle özetledi: “Bu, yaklaşık 150 yıldır dünyanın dört bir yanında görülmeyen sistematik köleliğin mahkemelerde bu kadar detaylı inceleneceği ilk davalardan biri olacak.”

Avustralya’da halen Suriye kamplarında bekleyen diğer DAİŞ bağlantılı kadın ve çocuklar için de dönüş ve yargılama süreci devam ediyor.

***

Êzîdîler için gelmeyen adalet

DAİŞ’in 2014’te Şengal’de başlattığı soykırım saldırılarında binlerce Êzîdî kadın ve çocuk kaçırılıp sistematik olarak köleleştirilmişti. Yıllar sonra uluslararası ‘adalet’ mekanizmaları geç bir şekilde devreye giriyor.

DAİŞ’in Êzîdî köleleştirme sistemiyle bağlantılı olarak Almanya’da yargılamalar yapıldı. “Jennifer W.” adlı DAİŞ üyesi kadın, köleleştirilmiş 5 yaşındaki bir Êzîdî kız çocuğunun ölümüne engel olmadığı için insanlığa karşı suçtan mahkum edilen ilk kişi oldu. Cezası temyiz sonrası 14 yıla çıkarıldı. Almanya’da o tarihten bu yana en az 5 kadın daha benzer suçlardan hüküm giydi.

Hollanda, İsveç ve Fransa’da da benzer davalar görüldü. İsveç’te 52 yaşındaki Lina İshak, Reqa’da 3 Êzîdî kadın ve 6 çocuğu köle olarak tuttuğu için 12 yıl hapis cezası aldı.

DAİŞ’e bağlı El-Hansa birimi

Uzmanlara göre bu davalar, DAİŞ’in bazı kadınları yalnızca “eş” olarak değil, sistemin aktif uygulayıcısı olarak da kullandığı gerçeğini yansıtıyor. Tamamı kadınlardan oluşan El-Hansa ahlak polisi birimi, kıyafet kurallarını uyguluyor, baskınlara katılıyor ve Êzîdî esirlerin kontrolünde rol alıyordu. Bazı kadınların köle sahibi olduğu, evlerinde Êzîdî kadınları gözetim altında tuttuğu ve hatta genelev benzeri yerleri işlettiğine dair tanıklıklar bulunuyor.

DAİŞ’e katılan 41 binden fazla yabancıdan yaklaşık 4 bin 761’i kadındı. Avustralya’dan ise tahmini 30-40 kadın gitti.

Lowy Enstitüsü’nden Lydia Khalil, “Bu kişilerden bazıları çatışmada öldü ya da terör suçlarından yargılandı. Ancak artık köleleştirme gibi spesifik suçlar da mercek altına alınıyor” dedi.