
Gülümseyerek yaşamı ciddiye alan bir özgürlük savaşçısı.
Med Nuçe’de yaptığım Hayat ve Sanat programının uzun süre sorumlusuydu. Programa ilişkin sık sık konuşuyorduk.
Kobanê’de DAİŞ vahşetine karşı savaşan Ağırnaslı’nın annesiyle program yapacağım. ‘Delil Heval’ dedim, ‘şehit olan genci de annesi Nuran’ı da iyi tanıyordum programda umarım ağlamam.’
‘Ağlama ağabey’ demişti.
‘Ağlama, biz şehitlerimizi ağlamadan anıyoruz...’
Trende, Brüksel’e gelirken Yeni Özgür Politika’da okudum ölüm haberini.
Ve ağladım Heval.
Belkide kızmışsındır bana. Ama tutamadım kendimi.
Eğer mütevazilik, alçak gönüllülük, yardım severlik, paylaşımcılık gibi insani ve devrimci değerler hâlâ yaşıyorsa Heval Delil gibi örneklerin sayesindedir.
Programa ilişkin hiç bir talebimi geri çevirmez, çok çok çok çalışırdı. Buna rağmen istekte bulunduğumda zaman ayırır yerine getirirdi.
Yaptığı işi ciddiye alırdı hep.
Onun için ciddiye almak; asık suratlı olmakla özdeş değildi.
Onun en sevdiğim yanı; ‘yaptığı işi gülümseyerek, gülümseyerek ciddiye almasıydı.’
Özgürlük, barış ve devrim için nasıl mücadele edilmesi gerektiğini yaşantısında somutlaştırmış bir yoldaştı.
Bir kez dahi kendisine ilişkin konuştuğuna şahit olmadım. Yirmi seneden çok zindanda kaldığını, gördüğü işkenceleri hiç ama hiç dillendirmedi.
O, her şart altında özgürlük savaşçısı olunacaksa, önce çok çalışılacak düşüncesiyle yaşadı hep.
Kısa ama öz bir dosluktu, yoldaşlıktı bizimkisi.
Işıklara, yıldızlara ortak ol güzel insan...