
Erdoğan’ın hitabet gücü ile siyaset birikimi ve kültürel düzeyi arasında bir fark var. Siyasi birikimi ve kültürel düzeyi zayıf; ancak hitabeti ve ikna gücü pratik içinde belirli düzeyde gelişmiş. Bu da aldatıcı oluyor; bazı çevreleri aldatıyor. Ancak Kürt Halk Önderi Demokratik Kurtuluş ve Özgür Yaşamı İnşa hamlesi dediği adımı atıp gerillaları sınır dışına çıkarınca ve Gezi Parkı olayları gelişince Erdoğan’ın ve AKP’nin gerçek karakteri ve kalibresi ortaya çıktı. Bu sorunları çözecek kapasitesi olmadığı görüldü. Bu nedenle AKP ve Erdoğan bu süreçte büyük bocalama yaşıyor.
Kürt Halk Önderi Öcalan en makul yaklaşımı gösteriyor. AKP’ye adım attırmak için bütün siyasi birikimini ve esnekliğini kullanıyor; ancak AKP’den bir cevap yok. Bu Önderliğin niyetini ve çabasını anlayıp olumlu karşılık verme yok. En ciddi soruna gayri ciddi yaklaşarak, laflarla, oyunlarla bu süreci götüreceğini sanıyor. Kırk yıldır Ortadoğu gibi bir alanda mücadeleye öncülük eden bir Önderlik ve Harekete ciddi yaklaşmıyor. Herhalde bin beş yüz yıllık siyasi İslam’ın tecrübesi ve üzerinde oturduğu coğrafyanın Bizans oyunlarını birleştirip sorunların üstesinden ucuzca geleceğini sanıyor. Bu yaklaşımı ve politikası nedeniyle Kürt Halk Önderi ve Kürt Özgürlük Hareketi AKP’yi uyardı, ciddi yaklaşması gerektiğini belirtti.
Kürt sorununa yaklaşımıyla Gezi Parkı direnişine yaklaşımı esasta aynıdır. Anlamak ve ciddi yaklaşmak yerine kendine göre ele alıp ya oyunlarla ya da zorla bu işlerin üstesinden geleceğini sanıyor. Eski politik zihniyet ve paradigmada ya oyun ya da zor vardır; demokratik zihniyet ve karşıyı anlama yoktur. Türkiye’nin demokratik siyasete ne kadar ihtiyaç duyduğu sorunlar ağırlaştıkça kendini daha fazla hissettiriyor.
İstanbul’da Kazlıçeşme’de konuşuyor: “terörist başının posteriyle Atatürk’ün, Türk bayrağı ile terörist flamaları aynı yerde kullanılıyor”, diyerek nasıl bir siyasetçi olduğunu bir daha gösteriyor. Kürt sorununun çözümü için görüşmelerden söz ediliyor, çatışmasızlık ilan ediliyor, gerilla sınır dışına çıkıyor; ama Erdoğan Kürtlerin en hassas olduğu konulardan olan Önderlerine yine dil uzatıyor. Kendisine göre aşağılayıcı dil kullanıyor. Bu dille iki tarafı da tahrik ediyor, alaya alıyor. Erdoğan bu işi iyi yaptığını sanıyor; ama bu dilin de bir sonu vardır. Bu üslup eski siyaset anlayışının üslubudur. Buna eskiden kasaba politikacılığı deniliyordu. Bu üslupla hangi ciddi sorun çözülebilir?
Gezi Parkı direnişini dış güçlere bağlama bile eski siyasi zihniyetin dışa vurumudur. Kuşkusuz AKP’den rahatsız olan ulusalcı kesimler de bazı yerlerde AKP’ye yönelik tepkilere katılıyorlar. Ancak bu olayları dış güç ya da gösterilere katılan bazı ulusalcılarla izah etmek çok sığ, yüzeysel ve gerçekleri görmemede ısrar yaklaşımıdır. Tepki esas olarak AKP’nin demokratik olmayan siyaset anlayışınadır. Bu yönüyle demokratik ve Özgürlükçü tepkilerdir. Çünkü Türkiye’de sorunların esas kaynağı bu siyaset anlayışıdır, bu yönlü siyaset yapma tarzıdır. Bu açıdan dönüştürücü demokratik eylemlerdir.
AKP aslında Türkiye’de daha önceki hegemon gücün yerine geçmek istiyor; yeni Hegemon güç olmak istiyor. Demokratik Anayasa ve Demokratik siyaset ortamında Türkiye’nin herhangi bir siyaset gücü olmaya razı olmadığı için önüne çıkan sorunlara çözüm bulamıyor. Halbuki demokratik Anayasa ve Demokratik siyaset ortamında herhangi bir siyasi güç olmak istese hem kendi siyasi yaşamı güvence altına girecek hem de böyle bir adım attığı için güçlenecek. Ama AKP’de bu ufuk yok. İlle de hegemon olacağım diyor. Böyle olunca da çözüm gücü olacağına amiyane deyimle baltayı taşa vuruyor. Gezi Parkı direnişi etrafında gelişen eylemleri bastırsa da bu zihniyet çok uzun olmayan bir zamanda kafasını daha sert bir duvara toslayacaktır.
Bu durumda Kürt Demokratik siyaseti ile Türkiye’nin demokrasi güçlerine görev düşüyor. Demokrasi güçlerini ve mücadelelerini ortaklaştırarak; ‘Türkiye’yi demokratikleştirmeyen, Türkiye’deki sorunları çözmeyen ve daha da ağırlaştıran siyasi anlayışı aşıp değiştirmeleri gerekir. Demokratik bir anayasa ve demokratik siyasetin önünü açan yeni bir Türkiye hedefi ile hareket edilirse Türkiye’nin değişmesi ve yeni Türkiye’nin yaratılmasında inisiyatif sahibi olurlar. Kürt Halk Önderinin Newroz’da ortaya koyduğu demokratik Türkiye, demokratik Ortadoğu manifestosu ve Gezi Parkı direnişi; Kürt’ün, Türk’ün, Alevi’nin, Çerkez’in, Arap’ın, Müslüman Demokratın ve Tüm etnik ve dinsel toplulukların nasıl siyaset, nasıl bir hareket tarzı içinde olmaları gerektiğini netleştirmiştir.
Gerillanın sınır dışına çıkması ve Gezi Parkı direnişine verilecek doğru cevap Türkiye’nin demokratikleşmesi için bir araya gelmektir. Böyle bir sorumluluk herkesin üzerindedir. Yoksa Türkiye’deki gericilik ve otoriter zihniyet yeniden harekete geçecektir.
Geçiş süreci demokrasi güçleriyle otoriter güçler arasındaki mücadeleyi ifade ediyor. AKP ve Erdoğan demagojik yaklaşımlarla bu ortamı kullanmak istedi. Ama son zamanlardaki gelişmeler AKP’nin gerçek yüzünü ortaya koydu. İşte bu durum demokrasi ve özgürlük güçlerine hamle yapma ve yeni Türkiye’yi yaratma imkanı vermektedir. Bu nedenle tarihsel sorumluluk duyma zamanıdır diyoruz.