
Genel ve komünal ekonomide krediler önemli bir konudur. Üzerinde oldukça durulması ve çokça tartışılması, yazılması gereken bir sorundur. Bu konuda dünya ve ülke deneyimlerini incelemek önemlidir. Demokratik komünal ekonomide dışarıdan alınacak krediyi olmazsa olmaz bir faktör olarak görmemek gerekir. En büyük kredi, örgütlü toplumun kendisi olarak görülmelidir. Maddi kredi de bu olgu üzerinde gelişmelidir. Yani örgütlü ekonomik toplum öz gücüne dayalı olarak kredisini oluşturmalıdır. Kredi kooperatifini veya kredi bankasını oluşturarak sorunu gidermeye çalışabilir. Örgütsel politik güç; iktidar ve devlet uygulanmasına kaçmadan buna öncülük yapabilir. Komünal ekonomi, kapitalist modernitenin kredilerine yaslanarak mesafe alamaz. Toplum, devlet ya da Avrupa kaynaklı kredi, destekleme, pirim vb. ile ekonomisini örgütlemeye başladığı zaman, kendine ve olanaklarına karşı güvensizlik gelişir. Toplumda devlet, AB vb. varsa bu iş olur, yoksa olmaz kanısını geliştirecektir. Komünal ekonomiye ve dolayısıyla kendine karşı güvensizlik duyacaktır. Ayrıca kapitalist modernite ve ekonomik sömürgeciliğin kaynakları ve demokratik komünal ekonomi nasıl örgütlenebilir ki?
Sistem toplumu denetimde tutmayı amaçlar
Sistem, toplumun kendilerine yaslanmasını, kredi, pirim ve destekleme almasını ister. Fakat toplumsal çıkarlardan kaynaklı değil, toplumu kendine bağlamak, denetimde tutmak ve kendine mahkum-muhtaç kılmak için kredilendirir, desteklemeler verir, sözde hibede bulunur. Güçsüz ve örgütsüz toplum buna mecbur hale getirilir ve teslim olmak zorunda bırakılır. Toplumsal olanakların dışında, kredilere başvurmak doğru olmayacağı gibi, yukarda belirtiğimiz ve daha çokça belirtilebilecek stratejik ve ideolojik sakıncalar yaratacaktır. İktidar ve onun temel aracı olan devlet, işbirlikçi sermaye tekelleri toplumu sömürülen işçi konumunda tutmak amacındadırlar. Bunun için toplum, ekonomik örgüt olmaktan uzak tutulur. Toplumun dağınık, parçalı, örgütsüz olması istenir ve bu amaçlı yasalar yapılır, hukuk oluşturulur. Böylece toplumsal yapı işlevsiz konum da tutulur.
Erkek egemenlikli toplum zihniyetinde devlet olmazsa olmaz bir yapı ve sıkça dile getirildiği biçimiyle ‘’Allah’ın zeval vermemesi gereken’’ bir konumdadır. Bu açıdan halk devletin, iktidarın ve tekelci sermayenin gönüllü hizmetçileri konumuna getirilir, getirilmeye çalışılır. Bu algı ve zihniyetin dışına çıkan her birey, topluluk, çevre, sınıf vb. yasa dışı ilan edilir, terörist olarak görülür ve sistemin kendi çıkarlarına göre oluşturduğu hukuk çerçevesinde uygulamaya tabi tutulur. Rejim katı merkeziyetçi, anti demokratik karakteri ile en büyük toplum mühendisi konumundadır. Halk yerine düşünen, planlayan, hayata geçirendir. Dolayısıyla toplum örgütsüz, ekonomisiz ve aç bırakılır. Kadın toplumun en ahlaki, vicdani ve komünal kesimini temsil eder. Bu açıdan özellikle de kadın tümden ekonominin dışında tutulmaya çalışılarak toplum ahlaki, vicdani, komünal değerlerinden uzaklaştırılmaya çalışılır.
Bağımlı kılacak politikalar uygulanmak isteniyor
Toplum oluşturulan hukuka tabi kılınmaya çalışılır. Kapitalist modernite, devlet ve iktidar kendisine karşı ekonomik örgüt olmaya çalışan topluma bu zihniyetle yaklaşır ve kredilendirir. Kredi yolu ile toplumu kendine bağlı ve muhtaç durumun da tutar. Büyük bir tefeci rolüyle halkı ve ekonomisini denetimine alır. Dünyanın en büyük tefecisi olan Dünya Bankası (İMF) ve Dünya Ticaret Örgütün gelişmekte ve az gelişmiş olan ülkelere yaklaşım politikası ne ise bu ülkelerin devlet ve iktidarının kendi halklarına yaklaşım politikaları da odur. Zaten kapitalist modernitenin, devlet ve iktidarın toplumun kendi öz ekonomik örgütlenmesi olan komünal ekonomi gücüne kavuşmasını sağlayacak kredi, destekleme, pirim, hibe vb. sağlaması mümkün değildir. Aksi durum rejimin intiharı ve karşıtını örgütlemek olur. Dikkat edilirse kollektif ve komünal ekonomi örgütlenmesinin başarısız olduğu her yerde iktidar ve devletin kredi, destekleme, hibe vb. yöntemlerle işin içine karıştığı, ortaya çıkan sonuçta pay sahibi olduğu görülür. SSCB’de kolhozlar ile sovhozlar, İsrail’de kibutzlar bu sonucun en acık örnekleridir. Başarılı bir örnek olarak Bask modelinde mondragon pratiğini vermek mümkündür. Mondragon kooperatif modeli iktidar ve devlet uygulamasında uzak durmaya çalışarak, demokratik komünal ekonomi sistemini esas aldığı için önemli oranda başarı sağlamıştır.
Devlet ve kapitalist modernitenin kredi, destekleme, prim, hibe vb. uygulamasından, dolayısıyla iktidar zihniyetinden uzak durmak, dünyadan tecrit olunacak anlamına gelmemektedir. Demokratik komünal ekonomi modeli ve onun temel pratik aracı olan demokratik kooperatif yapılanması, dünyadaki demokratik ekonomik oluşumların tümü ile stratejik ilişki ve dayanışma içinde olur. Hatta ekonomik işbirliği geliştirmek isteyen bütün dünya ekonomik örgütleriyle komünal ve demokratik ilkeler çerçevesinde ilişki geliştirebilir. Burada esas alınması gereken; ekolojik, evrensel düzeyde toplumcu ve kadın özgürlük paradigmasını temsil gücünü korumaktır.