
Kitap ayrıca, 1990'ların başı ile bugün arasında kadınların dağlara yüzünü dönme nedenlerinde bir değişim olup olmadığını, kadın cins bilincinin dağa çıkıştaki etkisini anlamaya, anlatmaya çalışıyor. Kitabın yazarı Arzu Demir, kitabını vefa borcu olarak hazırladığını belirterek, "Kitabı iki kadın gerillanın unutulmamasına katkı sağlamak için de yazdım. Birisi Deniz Fırat diğeri ise Arîn Mirxan… Deniz ile dağda tanışmıştım birlikte zaman geçirdiğim bir gazeteciydi. Onu her zaman heyecanıyla, gülüşüyle, enerjisiyle hatırlayacağım. Arîn Mirxan ise bugün dünyanın konuştuğu bir kadın. Onun eylemi fedai ruhu bugün hem Kobanê direnişini ayakta tutuyor, hem de bizlerin de geleceğini güvenceye alıyor. Bu kitapta onları hatırlatmak istedik" dedi.
Özgürlük ve eşitlik anlayışı
1998 yılından bu yana sosyalist gazetecilik yaptığını belirten Demir, son dört yıldır Kürtlerin yaşadığı coğrafyaya ziyaretlerde bulunduğunu söyledi. Rojava, Federal Kürdistan Bölgesi ve daha yoğunlukla bölgeye gittiğini ifade eden Demir, "Gittiğim yerler savaşçıların, gerillaların olduğu alanlardı. Batıdan gerillaları tanıyordum. Benim gençlik dönemim Özgür Halk Dergisi'nin arka kapağındaki gerilla anılarını okumakla geçti. Ama gidip geldikçe okuduklarımın dışında başka bir dünya olduğunu gördüm" şeklinde konuştu."Doğru yol almaya başlamıştım. Kadın gerillaların hakikatinin kentlerde özgürlük mücadelesi veren kadınların hakikatiyle örtüşmeye başladığını anladım. Bu aynı zamanda özgürlük, eşitlik anlayışı ve benim hakikatimdi" diyen Demir, daha iyi anlaşılması ve daha iyi görünürlük sağlanılması için röportaj yapmaya karar verdiğini söyledi.
Kadınların dağa çıkışı
Kitabı hazırlamasındaki amacının kişisel vefa borcunu yerine getirmek olduğunu yineleyen Demir, gazeteci olarak meseleye baktığında, kadınların dağa niçin çıktığının cevabını vermek istediğinin altını çizerek, "Dağa çıkışlarda 1990'ların başından 2000'lerin sonuna doğru ne tür değişim var. Çıkışlarda kadın cins bilinci yani kadın ordulaşması kadınların dağa çıkışını nasıl etkiliyor. Bu sebepten dolayı dağa çıkan kadın var mı? Bu sorunun yanıtını aramak istedim. Dünden bugüne PKK'de kadın gerillalarda erkekler de dahil olmak üzere kadın cins bilinci gelişimi nasıl ilerlemişti. Geleneksel kadın ve erkeklik rolleri dün nasıl yaşanıyor, bugün nasıl yaşanıyor. Geleneksel kadınlık ve erkeklikle nasıl baş etti kadınlar. Buna yanıt aramak amacıyla bu kitabı hazırladım" diye belirtti. Kadın gerillaların dünden bugüne, resmi görüş olmadan, kendi kişisel deneyimleri ve yaşadıkları sorunlar üzerinden yanıtlar vermeye çalıştıklarını söyleyen Demir, "Örneğin bir kadın gerilla, 'biz toplantılarda erkek yoldaşlarımıza itiraz edemezdik' diyor. İşte o günden bu güne erkek gerillaların kadınlar tarafından eğitim aldığı günlere gelinmiş. Bugün eşbaşkanlık sistemi tartışılıyor. YPJ kadınlarının direnişi tartışılıyor. Oralarda kadınların birey olarak, kadın savaşçı olarak varlığı bizlerin de aslında kendi bulunduğumuz örgütlerimizde, ya da siyasette, yaşamda, bizleri aslında kendi varlığının güvenceleri durumunda bulunuyor" ifadelerinde bulundu.
'Dağ bütünü ile kadındır'
Kitabın adının "Dağın Kadın Hali" olarak yer almasını, dağda doğallık, üretim, yeniden kendini yaratma gibi kavramların düşünüldüğünde kadınla özdeş olmasından kaynaklı olduğunu belirten Demir, "Dağ bütünü ile kadındır algısı yarattı bende. 'Dağın Kadın Hali' derken bütün kadın hallerinden bahsediyorum. Geleneksel kadın halleri, özgür kadın halleri, aşk, savaş, cinsellik gibi… Bunlar karşısındaki kadın hallerinin de yanıtını kitapta vermeye çalıştım. 'Dağın Kadın Hali' ismi doğal, samimi, sıcak geliyor bana. Bu sebeple bu ismi tercih ettim" sözlerini ifade etti.
MİZGİN TABU/JINHA/İSTANBUL