
Dünya Kadın Konferansı'nı temsilen Temmuz ayı başlarında Amed'e giden 6 kişilik heyet geri döndü. Konferans bileşenlerinin Kürt halkı ile dayanışmasını beyan etmek için Kuzey Kürdistan'a gittiklerini belirten heyet üyelerinden Birgit Schuttenberg, gördükleri manzaradan hem çok etkilendiklerini hem de öfkelendiklerini söyledi.
Mart ayında gerçekleştirilen 2. Dünya Kadın Konferansı'ndan alınan karar üzerine Kuzey Kürdistan'a giden heyet, öz yönetim alanlarını dolaşarak, kadın örgütleriyle temaslarda bulundu. Öz yönetim alanlarına ilişkin gözlemlerini aktaran Birgit Schuttenberg, "Orada duyup gördüklerimiz bizi hem derinden etkiledi hem de öfkelendirdi. Türk hükümetinin sistematik bir şekilde Kürt halkına yönelik soykırım uyguladığına tanık olduk ve gördüklerimize inanamadık. Çoğu bölgeler ve mahalleler yerle bir edilmişti. İnsanlar evlerin yakıldığını, bombalandığını, keyfi bir şekilde insanların katledildiğini, işkencelerin yaşandığını ve cesetlerin parçalandığını anlattı" dedi.
Şiddetin boyutunu üç hafta önce Licê'de gördüklerini kaydeden Schuttenberg, sadece insanların değil hayvanların da katledildiğini, ormanların ise tamamen yok edildiğini dile getirdi.
Kadın özellikle hedefleniyor
Yerel yönetimlerle yaptıkları görüşmelere değinen Schuttenberg, belediyelere yönelik saldırılarda özellikle eşbaşkanlık ve kadın temsiliyetinin hedeflendiğini söyledi. Schuttenberg, "Eşbaşkanlık sistemi Türk hükümeti tarafından kabul edilmiyor, her dönemde kent yönetiminin birçok üyesi ya tutuklanıyor ya da görevden alınıyor. En fazla da kadın yöneticiler hedefleniyor. Sonrasında da hükümet boşalttığı koltuklara kendi üyelerini atıyor" dedi.
Gençlere başka çare bırakılmıyor
Bu uygulamaların yanında sokağa çıkma yasakları uygulanarak yaşamın daraltıldığını kaydeden Schuttenberg, "Bunun karşısında Kürt gençleri silahlanıyor. Çünkü başka alternatifleri kalmıyor. Devlet ayrım yapmadan herkesi hedef alıyor" şeklinde konuştu.
Cesette bin kurşun izi
Ziyaret ettikleri bir ailenin aktarımlarına yer veren Schuttenberg, "Bir erkek cesedinin üzerinde bin civarında kurşun izine rastlanmış ve kafası yakılmış. Ardından yüksek rütbeli bir polis, katledilen gencin ailesine şunu söylemiş; 'O artık sizin oğlunuz değil. Biz oğlunuzu o kadar dağıttık ki siz onu tanıyamazsınız.' Bu gencin cesedi yakınlarına dahi haber verilmeden kimsesizler mezarlığına gömülmüş" dedi.
'Sürekli takip edildik'
Schuttenberg, ziyaretlerde sık sık güvenlik güçlerinin baskılarına maruz kaldıklarını da belirterek, sürekli takip edildiklerini, konuşmalarının dinlenmeye çalışıldığını, Gever'e girişlerine izin verilmediğini, mağdur halkla görüşmelerinin engellendiğini ve fotoğraf çekimine izin verilmediğini dile getirdi.
Kürdistan'da ilk kez temaslarda bulunduğunu belirten Schuttenberg, insanlar arasındaki dayanışmadan da çok etkilendiğini aktardı.
Avrupa'nın sorumsuzluğu
"Almanya'nın da içinde olduğu Avrupa Birliği ülkelerinden, yaşananlara karşı bu kadar acımasız ve sorumsuz olacağını beklemiyorduk" diyen Schuttenberg, izlenimlerini ellerinden geldiğince Avrupa ve dünya kamuoyuna duyurmaya çalışacaklarını söyledi.
Gözlemlerini önümüzdeki haftalarda rapor şeklinde hazırlayıp Dünya Kadın Konferansı bileşenlerine sunacaklarını belirten Schuttenberg, bir basın açıklamasıyla da bunu dünya kamuoyuyla paylaşacaklarını aktardı
NİHAL BAYRAM / MAİNZ