Erzurum, Sivas kongrelerine başkanlık eden ve Amasya tamimnamesini yayınlatan Mustafa Kemal; bu tarihi kongrelerin gerçekleşmesinin esas sahibi olan Halk Şuraları ve Müdafa-i Hukuk cemiyetlerinin desteği ve mücadelesiyle Mustafa Kemal olmuştur. Osmanlı merkezi yönetimi kahredici Mondoros Anlaşması'ndan sonra (30 Ekim 1918) yönetim kabiliyetini kaybedince, Mebus-u Meclisan kapatılıp ordu dağıtılınca, subaylar ve bürokrasi başıboş ve işsiz kalıp başta İstanbul olmak üzere memleketin birçok bölgesi işgale uğrayınca; Halk Şuraları ve Müdafa Cemiyetleri devreye girmiş, Trakyadan, Erzurum'a ve Musul’a kadar o zaman ki misak-ı millinin dörtbir yanında 'Özsavunma Yönetimleri’,
yani 'Halk Şuraları’ ilan edilmiştir.
Halk Şuraları’nın birinci hedefi işgale karşı vatanı işgalden kurtarmak ve halkın gerçek yönetimini kurmaktır. 1917 yılında yapılan Rus Bolşevik Devrimi tüm dünyada olduğu gibi Halk Şuraları’nın esin kaynağı olmuştur. Ayrıca, Bolşevik yönetimin, işgale karşı yürütelen mücadeleye mali ve askeri açıdan hatırı sayılır yardımlar yaptığı bugün herkesin malümüdür. Mustafa Suphi ve arkadaşları böyle bir zamanda, kendilerine karşı kurulan aşağılık ve alçakca komplodan habersiz (belki de haberli), Halk Şuraları’nı desteklemek ve bağımsızlık savaşı için büyük bir coşkuyla Rusya’dan ülkeye giriş yapmıştır. Herkesin kültürel, tarihsel ve dinsel aidiyeti ile anayasal olarak kabul ve temsil edildiği Birinci Kurucu Meclis, esas olarak Halk Şuraları’nın emeği, desteği sayesinde kurulmuştur. Kuva-yi milliye dedikleri de budur. Bir başka ifade ile Halk Şuraları ruhu manifestosu; kurucu meclisin de ruhu ve manisfestosu olmuştur. Kürt bölgelerinin muhtariyetle yönetilmesi -Özyönetim-, Mustafa Kemal başkanlığında bu meclisin oy çokluğu ile alınmış bir kararıdır.
Kurucu Meclisin önemi, ömrü kısa da olsa işlevi ve aldığı taihsel önemli kararlar başka bir yazıda ele alınması gereken bir konudur. Günümüzde: Irkçısından, liberaline, münafık AKP’den, Perinçek’ine kadar herkesin bir Atatürk’ü var. Halkın içinde halkla beraber, Urfa’ya gidip yerel kıyafetleri giyen, Dersim’li Diyap Ağa ile makam aracında poz veren, Mustafa Suphilerin gelmesini teşvik eden, ve Halk Şuraları’yla emperyalist işgale karşı mücadele eden bir Atatürk olarak kalıp ve öyle devam etseydi veya edebilseydi, bugün Devrimci-demokratik güçlerin de bir Atatürk’ü olurdu. Lakin bu böyle olmadı. Kurucu ilk meclis ile başlayan, bagımsızlık ve demokratikleşme süreci, meclisin ortadan kaldırılması ile yarım kaldı ve hatta son buldu.
Aslında kurucu meclisin ortadan kaldırılması, Halk Şuraları’nın tasfiyesi ile eş zamanlı ve planlı yürütüldü. Arkasından ilan edilen İkinci Meclis’ten anlaşıldı ki, herkesi Türk yapmak isteyen homojen (tektipçi) ırkçı bir ulus devlet zihniyetli bir uşak zümre; bir darbeyle (komplocu işbirliçi uşak zümre, İttahat-Terakki eskileri) yönetimi ele geçirmiştir. Türkiye demokrasisi ve halklarına karşı, cumhurriyet tarihinin ilk darbesi de denebilir. Sonrasında yapılanlar bilinmektedir. Kurucu Meclisin öngördüğü, karar altına aldığı; ne toprak reformu ne Musul’a kadar kabul edilen milli misak’ın savunulması ne de demokratikleşme, gerçekleşmedi. Tamtersine halklara ve onların temsilcilerine karşı: katliamlar, siyasi cinayetler, sürgünler, asimilasyon ve anti demokratik uygulamalar devreye kondu.
Bu durum, bu gün de devam etmektedir. Bu zihniyetin savaş hükümeti iş başındadır. Savaş hükümetleri tarihte ne yapmışsa, bu gün de AKP savaş hükümeti aynı şeyi yapıyor. Ankara’ da insanlarımızın bombalarla imha edilmesine,- engellemek mümkünken-, yataklık yapmakta hiç bir behis görmüyor. Korkutulmuş, baskılanmış ve günümüzde ki gizli işgalin, hizmetine sokulmuş AKP; Türkiye halklarını tabir-i caizse aptal yerine koyuyor. Yani hem uluslararası müstemleke haydutlarına boyun eğip, ülkenin demokrasi ve iç barış sürecini baltalayıp, Dolmabahçe mutabakatından kaçacaksın, hem de utanmadan, sıkılmadan 'milli-yerli’ muhabeti yapacaksın.
Milli olan da yerli olan da; ülkemizin devrimci demokratik halk gücleridir, HDP’dir. 'Çağdaş Halk Şuraları’ olan halklarımızın 'Özyönetimleri’dir.
HDP çağdaş halk şuralarının çatı örgütü, kurucu meclisidir. Birinci kurucu meclisin ruhu HDP’de vücuda gelmiştir. Bölgemizde ve ülkemizde ilan edilen 'Özyönetimler’; çağdaş devrimci halk şuraları ise; aslında HDP aynı zaman da 'Devrimci Kuvay-ı milliye’ hareketidir. Alevisinden sünnisine, Çerkesinden Lazına, Türküne, Kürdüne, Boşnağından Arnavutuna, Arabına, Ermenisi ve Süryanisine kadar kadar; Türkiye halklarının demokratik birliğinin ve kurtuluşunun, biricik ve meşru partisidir.
1 Kasım 2015 tarihine kadar AKP savaş hükümeti bir komplo yapmaz ise, yapılacak seçimlerde sandıktan halklarımızın yükselen 'Devrimci kuva-ı milliye’ iradesi; HDP şahsında ortaya çıkacaktır.
Ve Türkiye Demokratik Devrimine giden yolda tarihi bir adım olacaktır. O halde teşbihte hata olmaz diyerek, tüm Türkiye-Kürdistan demokrasi güçleri için: 'Hattı müdafa yoktur, sathı müdafa vardır!
O satıh: Şengal’den Edirne'ye, Kobanê'den Trabzon’a kazanılmış ve kazanılacak, tüm demokrasi mevzileridir.