13. Munzur Doğa ve Kültür Festivali bugün başlıyor. Bu yıl festivalin temasında Dêrsim’de yüzyıllardır uygulana gelen kültürel kırıma dikkat çekilmekle birlikte son yıllarda yaşanan ekolojik kırıma da yer veriliyor. Doğa, tarih, inanç ve politik kimliğin işleneceği festivalde birçok ilk de gerçekleştirilecek. Bu ilklerin başında yıllardır yasaklı bölge olan Ağdat’ta bulunan Seyit Rıza’nın mekanına gidilip soykırım anmasının yapılması ile soykırım duvarının açılışı geliyor. Geniş bir temsiliyetin esas alındığı festivale ilişkin Dêrsim Belediye Başkanı, organizasyonu yapan Yedi Renk Kültür Sanat ve sanatçılar ile konuştuk.


Ötekileştirilenlerin festivali

Dêrsim Belediye Başkanı Edibe Şahin, festivalin her yıl bir konuya odaklandığını, bu yılki şiarının kültürel ve ekolojik kırıma karşı yapıldığını ifade etti. Dêrsim, farklı dili, inancı, sosyal ve kültürel yapısıyla kendine özgü nitelikler taşıdığını kaydeden Şahin, festivalde çevreyi, doğayı, barajları, kalekolları, çözüm sürecini, demokratikleşmeyi, kadının özgürleşmesini konuşacaklarını söyledi. İçeriğiyle her kesimi kapsayan katılımcı bir festival örgütlediklerini aktaran Şahin, sadece il merkezinde değil, ilçelerle birlikte dayanışma duygularıyla örgütlenen programı esas aldıklarını belirtti. Şahin, yerelin özgünlükleri ile birlikte Türkiye’de yok sayılan, katledilen, ötekileştirilen; halklar, diller ve kültürlerin festivalini organize ettiklerini vurguladı.

Seyit Rıza’nın evine gidilecek

Bu yıl programda birçok etkinliğin öne çıkacağına değinen Şahin, bu etkinlikler arasında 38 anması ve Birlik Cemi’nin tarihsel ve inançsal olarak çok önemli bir yerde durduğunun altını çizdi. Her iki etkinlikle toplumsal belleği canlandırmak ve tarihle doğru yüzleşmeyi amaçladıklarını kaydeden Şahin, şunları ifade etti: “Bu yıl anadilimizde yapılacak ‘birlik cemi’yle başlayacağız. Aleviliği dünüyle bugünüyle tartışacağız. Biz her yıl festivalde 38 katliamıyla ilgili bir yer ziyaret ediliyor. Bu yıl Seyit Rıza’nın köyü Ağdat ziyaret edilip evine gidilecek. Geçen yıl da Halvori’yi ziyaret ettik. Dolayısıyla bu sembol olmuş yerlerin ziyareti ve gelecek kuşaklara hikayeleriyle birlikte aktarılmasını önemsiyoruz.”

Geziye gönderme ‘Diren Dêrsim’

Festivalin bu yılki şiarında ‘Diren Dêrsim’ sözünü de koyduklarını sözlerine ekleyen Şahin, bu göndermeyle gezi direnişi ile ortak noktaların olduğunu göstermek istediklerini belirtti. “Dêrsim, kimliğinden, inancından, düşünce biçiminden kaynaklı hep bir ötekileşmeyi yaşamış. Bu anlamda geziyi biliyor, oradaki isyanı anlamlandırabiliyor” diyen Şahin, şunları kaydetti: “Dêrsim otoriteye karşı durmanın, özgürleştirici gücünü tanıyor. Bu nedenle hızlı bir buluşma gerçekleşti. Bu öyle çok planlı bir şey değildi. Ama doğallığında bir etkileşim yaşandı.”

Sakine için panel

Yedi Renk Kültür Sanat organizasyonundan Ferhat Çelik, festivalin üç konu üzerinden şekilleneceğinin altını çizerek şunları aktardı: “İlki karakol, kalekol, HES ve madencilik şirketlerine karşı mücadele, ikincisi 38 direnişini konu alan etkinlikler, üçüncü olarak da Sakine Cansız şahsında yürütülen kadın özgürlük mücadelesinin öne çıkacağı etkinlikler. Bu çerçevede Dêrsim’de Sakine Cansız şahsında direnişi anlatacak ‘38’den Sakinelere kadın özgürleşmesi’ paneli var. 38 duvarı da açılacak. Duvara 38 döneminde direnenlerle ilgili fotoğrafları asacağız. 4-8 yaş arası çocuklar katılacağı atölye, cezaevindeki tutsakları hatırlatmak için yapılacak.”

Yüzleşmenin aracı

Kirmanckî müziğin sevilen sesi Erdoğan Emir de, bu yıl festivalin herkesin birbirini daha fazla anlamaya çalıştığı, kendisine daha çok sahip çıkan, olgun içeriğe sahip olduğunu kaydetti. “Festival aynı zamanda kendimizle yüzleşmemiz gereken önemli bir mecra” diyen Emir, festivalin yıllardır sistemli yürütülen kültürel kuşatmaya karşı bir arada durmanın, tarihsel referanslarımıza dokunup bugünkü maniple olmuş birçok yanımızdan arınmanın aracı da olabileceğini söyledi.

Festival dayanışmayı sağlıyor

Niyazi Koyuncu ise derelere ve doğaya sahip çıkan bir festivale katılacağını ifade etti. Doğa katliamının Karadeniz ve Dêrsim’in ortak sorunu olduğuna değinen Koyuncu, direnişin sanatın farklı mecralarında da yürütüldüğüne vurgu yaptı. Koyuncu, festivallerle gerçekleştirilen etkinliklerin hem kendi içinde belirli dayanışmayı sağladığını hem de benzer sorunları yaşayan halkların birbiriyle iletişimi noktasında önemli platform olduğunu söyledi.  



ÖNDER ELALDI/DÊRSIM