Kandıra F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde 103 gündür açlık grevinde olan Necla Atak’ın annesi Emine Atak, kızının “Dışarıda kalanların desteği çok önemli. Direnmek dışında bir alternatifimiz yok” dediğini aktardı.
DTK Eşbaşkanı Leyla Güven’in cezaevinde 79. günden sonra Amed’deki evinde sürdürdüğü ve 141. gününde olan süresiz-dönüşümsüz açlık grevi, 16 Aralık’tan itibaren Türk cezaevlerinde yayıldı. 16 Aralık’ta 10 cezaevinde başlayan ve 36 tutsağın dahil olduğu ilk grubun eylemi 103, 17 Aralık’ta 3 cezaevinde başlayan 10 tutsağın eylemi 102, 26 Aralık’ta 13 cezaevinde başlayan 35 tutsağın eylemi de 93. gününde. 2 Ocak’ta bir cezaevinde bir tutsağın başladığı eylem 86, 5 Ocak’ta 26 cezaevinde 100’ü aşkın tutsağın eylemi 83. gününde. 15 Ocak’tan bu yana süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde olan DBP Eşbaşkanı Sebahat Tuncel ve HDP eski Milletvekili Selma Irmak’ın eylemi de 72. gününe girdi. Son olarak 17 Ocak’ta bir cezaevinde 3 tutsak; 27 Ocak’ta bir cezaevinde 5 tutsak; 28 Ocak’ta bir cezaevinde 2 tutsak; 29 Ocak’ta, bir cezaevinde 3 tutsak; 15 Şubat’ta da 8 tutsak daha eyleme katıldı. Tutsaklar adına Deniz Kaya tarafından yapılan açıklamaya göre 1 Mart’tan itibaren tüm cezaevleri eyleme dahil oldu. HDP Milletvekilleri Dersim Dağ, Tayip Temel ve Murat Sarısaç da Amed’de eylemdeler. Ayrıca Güney Kürdistan’ın Hewlêr kentinde HDP’li Nasır Yağız 128 gündür; Mexmûr’da İştar Kadın Meclisi Üyesi Fadile Tok, 68 gündür; Germiyan’da Herêm Mehmûd, 33 gündür eylemde. Açlık grevi eylemcilerinin tek talebi var; Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin sonlandırılması.
Güven’den sonra eyleme başlayan ilk grupta yer alanlardan Necla Atak, Kandıra 1 No’lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutuluyor.
Hakkari’nin Gever ilçesinde yaşayan ailenin 6 çocuğundan biri olan Atak, 17 Ekim 2017’de Mardin’in Kızıltepe ilçesinde gözaltına alınarak, “Devletin birlik ve bütünlüğünü bozmak”, “Örgüt kurmak ve yönetmek”, “Örgüte üye olmak” iddiasıyla tutuklandı. Hakkında 200 yılla yakın hapis cezası istenen Atak, gözaltına alındığı gün ailesine haber verilmediği ve kendisine işkence yapıldığı gerekçesiyle 9 gün açlık grevine girmişti.
Her zamankinden daha kararlı
İşkenceye tanık olan anne Emine Atak, kızının her zamankinden daha kararlı olduğunu söyledi. 55 yaşındaki anne Atak, çocukluğundan beri devlet zulmüne tanık olduğunu dile getirdi. Atak, “Köyümüz basılır, herkes köyün meydanına toplatılır ve işkence yapılırdı. Benimle birlikte çocuklarım da yapılan bu zulümleri gördü. Kızım Necla küçükken izlediği işkenceyi 23 yaşında bire bir yaşadı. Kızıltepe’de gözaltında kızım günlerce işkencede kaldı. İşkence izlerini benden saklamaya çalıştı. Ancak ona sarıldığımda işkence izleri elime geldi. Bedeni işkencede şişen kızım ben üzülmeyeyim diye belli etmemeye çalıştı. Bu durumda bile bizi düşünüyordu” şeklinde konuştu.
Bize moral veriyor
Hukuksuz bir şekilde sürdürülen tecride son verilmesini isteyen Atak, “Ahlaksız bir hal alan tecridin sona ermesi için açlık grevine girmeleri gerektiğini söyledi. Bizimle konuştuğunda moral veriyor. Bu tecridin sona ermesi için açlık grevinin şart olduğunu söylüyor” dedi.
Dışarıdaki destek çok önemli
Kızının kendisine “Annelerin desteği, cezaevi dışında kalanların desteği, toplumun desteği çok önemli. Direnmek dışında bir alternatifimiz yok” dediğini belirten anne Atak, şöyle devam etti: “Mahalleye gelen polisler küçük yaşta olan çocuklarımızın önünü keserek ajanlık dayatmasında bulunuyor. Kızım haklı, direnmesek bize her şey yaparlar. Çocuklarımız küçükken helikopterler köyümüzü tarandığında onları taşın altına saklıyorduk. Köyün gençleri panzerin arkasından sürükleniyordu. Bu baskı ve zulüm halen devam ediyor. Bu yüzden direnmek gerekiyor.”
AMED
27 yıldır cezaevinde: Kararlıyız ve kazanacağız
Kadir Kaplan, 15 yaşından beri cezaevinde. 27 gündür açlık grevinde olan Kaplan, “Kararlıyız, moralliyiz ve kazanacağız” dedi.
Amasya E Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan Kadir Kaplan (42), Öcalan’a yönelik tecride son verilmesi talebiyle açlık grevinde olan binlerce tutsaktan biri. Van’da 1992’deki Newroz sonrası gözaltına alınan Kaplan, henüz 15 yaşındayken tutuklandı. Ömrünün yaklaşık iki katını cezaevinde geçiren Kaplan, 27 yıldır birçok cezaevinde. 7 yıl Diyarbakır, 1 yıl Yozgat, 10 yıl Muş ve 2 yıl Van cezaevlerinde kalan Kaplan, 7 yıldır Amasya E Tipi Kapalı Cezaevi’nde.
Talepleri talebimizdir
Tecride karşı Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Leyla Güven öncülüğünde başlatılan açlık grevi eylemlerine 1 Mart itibariyle dahil olan Kaplan’ın babası Mehmet Kaplan, yaklaşık bir yıldır olunun görüşüne gidemediklerini söyledi. Her hafta telefonla görüştüğü oğlunun moralinin yüksek ve kararlı olduğunu söyleyen baba Kaplan, “Onların talepleri bizim de taleplerimizdir. Hükümete çağrıda bulunuyoruz talepleri karşılasınlar, tecridi kaldırsınlar” dedi.
7 yıldır göremiyor
Anne Esma Kaplan ise Diyarbakır Cezaevi’nde 4 yıl kaldıktan sonra oğlunu görmeye gidebildiğini, Ekim 2011’den beri de görmediğini söyledi. Anne Kaplan, her hafta telefonla görüştüğü oğlunun “Kararlıyız, moralliyiz ve kazanacağız” sözlerini paylaştı. Anne Kaplan, açlık grevindekilerin taleplerinin kendi talepleri olduğunu söyleyerek, tecride son verilmesini istedi.
Leyla Güven’nin tutumu pusuladır
Urfa 1 Nolu T Tipi Cezaevi’nde 1 Mart’tan bu yana açlık grevinde olan Eyyubiye Belediyesi Meclis Üyesi Abdülkadir Tutal, tecrit kalkıncaya kadar eylemlerine devam edeceklerini söyledi.
Bir buçuk yıl önce gözaltına alınıp tutuklanan HDP’nin Urfa Eyyubiye İlçe Belediyesi Meclis Üyesi Abdülkadir Tutal da 1 Mart’tan beri açlık grevinde. Ailesi aracılığıyla açıklama yapan Tutal, Öcalan üzerindeki ağırlaştırılırmış tecride dikkat çekerek, hukuk dışı tecrit politikasını protesto etmek ve kırmak amacıyla 1 Mart’tan itibaren süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemi içinde olduğunu söyledi. İmralı’daki tecridin, özgürlük umudunu ve inancını Öcalan’da somutlaştıran tüm ezilen dünya kadınları, çocukların özgür geleceği ve halkların birlikte barış içerisinde yaşama umudu üzerinde uygulanan bir tecrit olduğunu ifade eden Tutal, Leyla Güven’in tutumunun kendileri için bir pusula olduğunu dile getirdi.
Fedai eylemlere dikkat çeken Tutal, “Bu yoldaşların şahadeti bizi derinden etkilemiş ve önümüze tarihi bir görev vermiştir. Bu yoldaşların anısına bağlı kalacağımızı onların bize bıraktığı mirası canımız pahasına koruyacağımıza dair sözümüzü yineliyoruz. Sayın Öcalan üzerindeki tecrit politikası devam ettiği sürece eylemimiz devam edecektir. Zafer er geç bizim olacaktır” dedi.
Tecridi protesto yürüyüşü
Batman’da iki ayrı mahallede bir araya gelen yüzlerce kişi, açlık grevlerine destek olmak ve tecridi protesto etmek amacıyla eş zamanlı yürüyüş düzenledi.
Bağlar ve Petrolkent mahallelerinde eş zamanlı yürüyüş yapıldı. Yürüyüşlere yüzlerce yurttaş destek verdi. Bağlar Mahallesi Zozan Parkı’nda yapılan yürüyüşte tecridi protesto etmek amacıyla fedai eylem yapan Zülküf Gezen, Uğur Şakar, Ayten Beçet, Zehra Sağlam ve Medya Çınar’ın fotoğraflarının bulunduğu ve “Tecrit kaldırılsın ölümler son bulsun” yazılı pankart açıldı. Yürüyüşte “Bijî berxadana zindanan”, “Şehîd namirin” ve “Bijî Serok Apo” sloganları atıldı. Gençlerin ve kadınların yoğunlukta katıldığı yürüyüş sırasında evlerin balkon ve pencerelerine çıkan yurttaşlar, alkış ve zafer işaretleriyle eyleme destek verdi. Yürüyüş, HDP’nin Bağlar mahallesinde bulunan seçim lokalinde sona erdi.
Petrolkent Mahallesi seçim lokalinde bir araya gelen yüzlerce kişi ise “Tecrit kaldırılsın ölümler son bulsun” pankartı ile Mehmet Sincar Parkı’na kadar yürüdü. HDP Milletvekili Nejdet İpekyüz ile Barış Anneleri Meclisi üyelerinin de katıldığı yürüyüşte meşaleler yakıldı.
Tutsak aileleri: Zamanımız yok
Adalet Bakanlığı ile görüşmek için giden, ancak görüşemeyen aileler, kendilerine tecrit uygulandığını ifade etti. Kaybedecek zamanlarının olmadığını vurgulayan aileler, görüşme sağlanana kadar Adalet Bakanlığı önünde oturacaklarını söyledi.
Açlık grevindeki tutsakların yakınları, Ankara’ya gelerek Adalet Bakanlığı yetkilileriyle görüşmek istedi. İstanbul’dan gelen 8 tutsak yakınının görüşme talebi, randevuları olmadığı gerekçesiyle reddedilerek, Adalet Bakanlığı binasına alınmadı. Dün yine Adalet Bakanlığı önüne giden aileler, öncesinde İnsan Hakları Derneği Ankara Şube’de basın toplantısı düzenledi.
Devlet bizi duymuyor
Strasbourg’da eylemde olan Yüksel Koç’un ablası Cahide Yıldırım, “İki gündür Adalet Bakanlığı ile görüşmek için gittik. Adalet Bakanı şehir dışında olduğu için görüşemedik, oradaki polisler ile görüştük ellerinde bir şey olmadığını söylediler. Bu neyin adaletidir, kime adalet sağlanıyor. Sesimizi çıkarıyoruz ama devlet bizim sesimizi duymuyor. Talebimiz kabul edilene kadar binanın önünde oturmaktan vazgeçmeyeceğiz. Evlatlarımız ve kardeşlerimiz için her zaman sesimizi çıkaracağız. Verdiğimiz 5 can devletin sessizliğinden kaynaklı oldu. Bu nasıl bir adalet anlayışıdır” diye sordu.
21 yıldır cezaevinde olan Newroz Bozkurt’un annesi Sultan Bozkurt ise şunları ifade etti: “Leyla Güven şahsında başlayan açlık grevi kritik bir durumda. Bu tecridin kalkması lazım. Adalet Bakanlığı ile görüşmek istiyoruz. Çocuklarımızın sesini bir an önce duysunlar. Talepler karşılanmadığı takdirde cezaevlerinde çocuklarımızın cansız bedenleri çıkacak. Cezaevlerinde cenazeler çıkıyor, açlıktan değil kendilerini feda ediyorlar.”
Adalet Bakanlığı önüne geldiklerinde kendilerine bir numara verdiklerini ve görüştürülmediklerini aktaran Koç, “Bizim zamanız yok. Çocuklarımız ölüyor sadece iki kelime edeceğiz. Yetkili olmadıklarını ellerinden başka bir şey gelmediğini söylediler. Dün akşama kadar oturduk. Bugün yeniden gideceğiz, artık tecride son versinler çocuklarımızın seslerini duysunlar. Seçimlerinden kaynaklı kim ölse ölsün diyorlar, bizler bunu kabul etmiyoruz” şeklinde konuştu.
Aileler açıklamanın ardından tekrar Adalet Bakanlığı ile görüşme talebinde bulundu.