- Üst üste gelen zamlardan kaynaklı geçinemediklerini belirten Yemeksepeti işçileri, buna rağmen ücretlerinde artışa gidilmediğini ve tehdit altında olan gelecekleri için direnmeye mecbur olduklarını söyledi.
Nakliyat-İş, Umut-Sen ve TEHİS sendikaları öncülüğünde direnen işçiler, yağmur, soğuk demeden motorlarına binip konvoy halinde Yemeksepeti Genel Merkezi önüne gelip nöbet tutmaya devam ediyor. 5 bin 500 net ücret, artı prim ve sendikal hakları sağlanana kadar mücadelede kararlı olduklarını “Gemileri yaktık, geri dönüş yok” sloganıyla vurgulayan işçi kuryelerin eylemi 10. gününde. Nakliyat-İş Sendikası, Yemeksepeti siparişlerinin Türkiye genelinde yüzde 50, İstanbul’da ise yüzde 70 oranında düştüğünü açıklarken, şirket yöneticileri, haklı talepleri kabul etmek yerine işçileri vardiya silme, haklarında tutanak tutma, işten çıkartma tehditleriyle korkutmaya çalışıyor. Bütün tehdit ve yıldırma politikalarına rağmen Yemeksepeti işçileri ise direnişi, iş yavaşlatma ve durdurma şeklinde sürdürüyor. Hatta bazı bölgelerde süpervizörlerin paket attığı haberi de geliyor. İşçiler, aldıkları asgari ücretin yetersiz olduğunu bu nedenle ücretlerinin 5 bin 500 TL’ye çıkarılmasının yanı sıra sendikal haklarının tanınmasını talep ediyor. MA ve ANF muhabirleri, işçilerle konuştu.
Levent’teki Yemeksepeti Genel Merkez binası önünde eylemini sürdüren işçiler arasında bulunan Harun İlan, yaklaşık 9 aydır Yemeksepeti’nde çalıştığını söyledi. İşe, “heyecanla” başladığını kaydeden İlan, bu heyecanının ilk başlarda ücretlerin yeterli gelmesinden kaynaklandığını belirtti. Asgari ücretin düzenlemesi aldıkları ücretin 4 bin 250 TL olduğu bilgisini paylaşan İlan, bu artış kararının ise kendilerine mail yoluyla bildirildiğini aktardı. Bu ücretin ekonomik krizle birlikte elektrik, su ve doğalgazın yanı sıra gıda ürünlerine gelen zam nedeniyle artık kendilerine yetmediğini ve zam istediklerini dile getiren İlan, işverenin yüzde 11’lik zam teklif ettiğini hatırlattı. Bu zam teklifinin kendilerine yetmediğini ifade eden İlan, ücretlerinin en az 5 bin 500 TL olması gerektiği vurguladı. 8 saat çalışma karşılığında kendilerine ödenen ücret dışında paket pirimi, mesai ve yemek ücreti aldıklarını paylaşan İlan, şunları söyledi: “Ev kiramız bin 500 TL geliyor. Bunun yanında elektrik ve doğalgaz faturasının toplamı da bin 400 TL’ye denk geliyor. Su da ortalama 100 TL geliyor. Bunları toplayıp ücret ile karşılaştırdığında elde avuçta bir şey kalmıyor. Bu nedenle bir yılla yakındır üstüme elbise alamıyorum. Sadece ev ihtiyaçlarını karşılayabiliyorum. Bir de çocuklarıma bir şeyler alabiliyorum. Evliyim bir çocuğum var. Ona bir gelecek hazırlayamıyorum.”
Esnaf kurye diye bir hile
Yemeksepeti’nin artık doğrudan işçi çalıştırmadığını, Kurye Mex, Lümen Kurye ve LM Kurye gibi taşeron şirketler üzerinden iş yaptığını anımsatan İlan, şunları ifade etti: “Esnaf kurye diye bir olay çıktı. Yemeksepeti bu tür şirketlere paket başına para ödüyor. Yaklaşık 20 TL para ödüyor. Bu şirketler de kurye bularak onlara 17 TL karşılığında paket teslimi yapmasını istiyor. Bu şirketlere çalışan kuryeler motorlarını kendileri alıyor. Sigortaları olmuyor. Hiçbir güvencesi olmuyor. Bu şekliyle Yemeksepeti işin arka planında kalıyor. Bir sorun olsa kimse Yemeksepeti’ne çalıştığını dahi bilmeyecek.”
Kendilerinin de bu kurye sistemine girmek istemediklerini ancak buna zorlandıklarını belirten İlan, “Kaza yapsak ve ölsek şirket tarafından hiçbir şey karşılanmıyor. Başına bir iş gelse Yemeksepeti seni tanımıyor bile. Bizi bu yöne çekmeye çalışıyorlar. Biz de geçmek istemiyoruz. Doğru düzgün bir hükümet olsaydı şu an yanımızda olurdu. Şu anda hükümetin medya kanalları, milletvekilleri burada değil. Bizi desteklemiyor” diye konuştu.
İş değişti, ücret değil
Yemeksepeti’nde yaklaşık bir yıldır çalışan Tanju Karakoç da birçok sorun yaşadığını söyledi. Karakoç, şartlarının gün geçtikçe daha da zorlaştığını dile getirdi. Daha önce siparişleri depodan aldıklarını, ancak şimdilerde vale ve evlere siparişler çıktığını kaydeden Karakoç, şunları paylaştı: “İşler daha da zorlaştı. Yalnız aldığımız ücret verdiğimiz emeğin karşılığı değil. Bu ücretle garsonluk yapabilirim. Eğer asgari ücret verilecekse kele koltukta motor işini neden yapayım? Çalışma esnasında kaza yapıp yaşamını yitiren arkadaşlarımız oluyor. Kollundan ya da bacağından olan var. Burada direndiğimiz için ‘tazminatlarınız verilmeyecek’ diye tehdit edilen arkadaşlarımız var. ‘İşten kovulacaksınız’ diyorlar. Bu şekilde direnen arkadaşlarımızın vazgeçmesini istiyorlar. Bu yüzden işe devam eden arkadaşlarımız var. Ancak onlara gelin haklarınızı savunun diyorum. Bu gün geri adım atarlarsa yarın aynı durum yine yaşanacaktır.”
İşveren açıklama bile yapmıyor
Yemeksepeti yönetiminin kendilerini kaale almadığını söyleyen Karakoç, bugüne değin herhangi bir görüşme yapmadıklarını hatırlatarak, “Herhangi bir zam yapacağız veya yapmayacağız, şeklinde bir açıklama ya da bilgilendirme dahi yapmadılar. Tazminata dair de bir şey yapmadılar. Bu ‘asgari ücretle çalışın’ da demiyorlar” dedi.
İşçilerle birlikte Yemeksepeti Ana Merkezi önünde bulunan avukat Ezgi Kaya ise şunları söyledi: “Karda, kışta ve lodosta çalışmak zorunda bırakıldılar. Herhangi bir iş güvencesi yok. İşçiler insanca yaşamak istiyor. Herkesi Yemeksepeti’ni boykot etmeye, sipariş vermemeye davet ediyoruz.”
Kardan işçiye pay yok
Yemeksepeti’nde üç yıldır çalışan Doğu Yılmaz, çok zor koşullarda ekmek paralarını çıkartmalarına rağmen asgari ücret dayatmasına maruz kaldıklarını söyledi. Yılmaz, “Pandemi döneminde şirket büyük karlar elde etti. Sipariş paketleri sepetlere sığmıyordu ama buna rağmen 2020’de bize zam yapılmadı. Süpervizör dediğimiz kuryelerden sorumlu bölge müdürleri, o dönem Nisan’da zam yapacaklarını söylediler ama bu zammı yapmadılar. Yavaş yavaş ücretimiz erimeye başladı. 2021’e girdiğimizde ise 200 TL’lik bir zam yaptılar ve 2022’ye girdiğimizde ise asgari ücret dayatmasında bulundular” dedi.
Sendika haklarını gasp
Maaşların yanı sıra sendikalaşma haklarının da ellerinden alındığına işaret eden Yılmaz, 20 yıldır taşımacılık iş kolundayken, iş kolunun bir gecede hileyle ofis ve güzel sanatlar şeklinde değiştirildiğine dikkat çekti. Bu süreçte şirketin esnaf kuryeleri de sipariş işine kattığını anlatan Yılmaz, “Bizi karşı karşıya getirmeye çalıştılar. Şevkimizi kırdılar. Aslında her şeyi önceden hesaplamışlar. Önce esnaf kuryeleri işin içine kattılar, sonra asgari ücret dayatmasında bulundular. Amaç, esnaf kurye modelini dayatmaktı” diye konuştu.
Biz gemileri yaktık
Direnişlerini iş yavaşlatma ve durdurma şeklinde sürdürdükleri için sürgünle tehdit edildiklerini anlatan Yılmaz, şöyle devam etti: “Bölge takım liderleri, ‘Bunun yaptırımı olacak’ diyerek bizi oturduğumuz yerden çok uzak bölgelere sürgün etmekle, tutanak tutmakla tehdit ediyor. Bu şekilde sindirmeye çalışıyorlar. Vardiyalarını sildikleri, işten çıkarmakla tehdit ettikleri arkadaşlarımız da var. Bizim kaybedeceğimiz bir şey yok. Gemileri yaktık. Onların bize dayattığı asgari ücreti başka bir işte de kazanabiliriz. Sonuçta ağır bir iş kolunda çalışıyoruz; kar, kış, salgın demeden sipariş götürmek için adeta zamanla yarışıyoruz. Bu siparişleri yetiştirmeye çalışırken birçok arkadaşımız kaza yapıp yaralandı, kiminin kolu, kiminin kaburgaları kırıldı, yaşamını yitirenler oldu. Mustafa isimli bir arkadaşımız 23 yaşında bu şekilde hayatını kaybetti. Haklarımızı alana kadar direneceğiz” dedi.
Derik’te protestoya saldırı
Mardin’in Derik ilçesinde yüzlerce kişi çarşı merkezinde elektrik zamlarını protesto etti. Sık sık “DEDAŞ istifa” ve “Hırsız DEDAŞ” sloganları atarak yürüyüş yapan halk, polisin engellemelerine rağmen ellerinde faturalarla yürüyerek, elektrik zamları protesto etti. Halk, çarşı merkezine doğru yürümeye devam ederken, polis biber gazıyla saldırdı. Çok sayıda kişi biber gazından etkilendi. MARDİN