Talepleri karşılanana kadar

Migros depo işçileri eylemi

Migros depo işçileri eylemi

  • Migros depo işçileri, uzun çalışma saatleri, düşük ücret, zorunlu mesai, mobbing, işten çıkarma sorunlarının çözümü sağlanana kadar eylemlerden vazgeçmeyeceklerini söyledi.

Depo, Liman, Tersane ve Deniz İşçileri Sendikası (DGS-SEN) öncülüğünde eylemlerini 13. gününde sürdüren Migros depo işçileri, talepleri karşılanana kadar mücadeleye devam edeceklerini vurguladı.

İstanbul’un Esenyurt İlçesi’nde bulunan Akçaburgaz Mahallesi’nde bulunan Migros deposu önünde protestolarına devam eden işçiler, yaşadıkları sorunları, çözüm önerilerini ve sürdürdükleri mücadeleyi, MA'ya anlattı. İşçilerden Mehmet Çelik (48), 8 yıldır Migros depo işçisi olarak çalıştığını belirtti. Çalışma saatlerinin 9 saat olduğunu, ancak genelde mesaiye kaldıklarını dile getiren Çelik, mesai yapmazlarsa geçinemeyeceklerini söyledi. Çelik, “Ben dört çocuk okutuyorum. Gerçekten zorluk çekiyorum. Bu yüzden zam istedik, onlar da bize ‘Siz zam isteyemezsiniz ne verdiysek onunla yetineceksiniz’ diyor. Sadece yaşamak için zam istiyoruz. Zam talebimize karşı SGK’nın 49 kod maddesinden (işçinin kedisine verilen işleri kasıtlı olarak yapmaması) bir sürü insanı işten attılar. Şu anda da hiç kimseyi muhatap olarak görmüyorlar” dedi. 

Ekmeğimi istemek suç mu?

Hizmet verdiği 8 yılda yasal olarak hak ettiği kıdem primini defalarca istemesine rağmen verilmediğini belirten Çelik, şöyle devam etti: “Sürekli ‘işten çıkaracağız’ diye tehdit ediliyorduk. Bunların sonucunda da bizi işten attılar. Sadece ekmek parası mücadelesindeyiz, bizim başka bir amacımız yoktu. Migros yönetiminin bir şekilde ortayı bulması, özellikle siyasetin bu işe girmesi lazım. Ben dört çocuk babasıyım ve evde de tek çalışan benim. 8 yılımı verdim buraya. Dinlemeden ve anlamadan benim milleti galeyana getirdiğimi ve manipüle ettiğimi iddia ederek 49 kodu bahane ediyorlar. Ekmek istemek galeyana getirmek midir? Ben kimseyi galeyana getirmedim ve kimse de beni galeyana getirmedi.”

Sefaleti reva görüyorlar

Migros Sevkiyat Aktarma Bölümü’nde depo işçisi olarak çalışan Gülbahar Sağban, iki buçuk senedir çalıştığını belirterek, iş yükünün ağır olduğunu vurguladı. Gülbahar Sağban, “Yeri geldi mi şeker, tuz, bakliyat gibi 20-30 kiloluk kolileri tek başıma kaldırarak aktarma yapıyorum. Haftanın 6 günü 8 saat çalışıyoruz. Mesaiye zorluyorlar bizi. Haftanın üç günü mesaiye zoraki kalacaksınız diyorlar. Mesai ve maaş ücretlerimiz vergi kesintisine uğruyor, bunlar yetmezmiş gibi taşeron da kesiyor. Net bir maaşımız yok. Aylar geçtikçe daha çok kesinti oluyordu. Daha çok paramız kesiliyordu. Zor şartlar altında çalışıyorduk. Bizi sefalet zammını reva gördüler, biz kabul etmiyoruz. Biz hakkımızı istiyoruz” şeklinde konuştu.

Sarı sendika dayatması

Kadrolu elaman olarak çalışmak istediklerini belirten Gülbahar Sağban, şunları dile getirdi: “Yüzde 50 zam ve devlet vergisinin kesintisinin işyeri tarafından karşılanmasını istiyoruz. Migros kendi kadrosuna almak için bize Tezkop İş Sendikası’na üye olup sonra işe alınacaksınız dayatmasında bulunuyor. Yani ‘Sendikaya üye olmadan yan haklarınız olmayacak. Eğer sendikaya üye olursanız Migros elemanı olabilirsiniz’ dediler. Biz Tezkop İş Sendikası’nı istemiyoruz, yüzde 50 zam istiyoruz. Mobbinge uğramak istemiyoruz. Bizi böyle yıldırarak, işten kovarak bir yere varamazsınız, biz hakkımızı istiyoruz.”

Talepler kabul edilsin

Cihan Kaşgar, dört yıldır Migros’ta çalıştığını belirterek, şöyle konuştu: "Günlük çalışma saatlerimiz 07.00-17.00 ve zorunlu mesaiye bırakılıyoruz. O saatler günlük ücretlere baktığınızda düşük. Net bir maaş da yok zaten. Taleplerimizi patronlar da halk da biliyor. Eylem sonrası işten çıkarıldık. Migros yönetimi taleplerimizi kabul ederse eylemlerimizi sonlandırırız. Banka promosyonlarımız, vergi zorunluluğumuz olmaz ise eylemlerimiz karşılık bulur. " 

6 ay veriyorlar

Yusuf Berlik, (20) iki buçuk senedir çalıştığını ifade ederek, şunları paylaştı: "Saat 21.00'e kadar çalışıyoruz. Zorunlu mesaiye de kalıyoruz. Vadettikleri ücretleri ilk 6 ay veriyorlar. Sonra giderek ücretler azalıyor. Ücretler yetmiyor, hiçbir ihtiyacımızı karşılamıyor. Kirasını bile zor karşılayan arkadaşlarımız var. Eyleme katıldığımız için işten çıkarıldık. Bizim 5 maddelik bir şartımız var. Vergi kesintisi, maaşa zam ve promosyonlarımız ödenmesi gibi şartlarımız var, bunlar karşılanmalı. Vergiyi patronun ödemesini ve maaşa yüzde 50 zam istiyoruz."

Tehditler sürüyor

Muhammed Erçek, (24) iki yıldır çalıştığını aktararak, şunları kaydetti: "Haklı talebimizden dolayı greve çıktık, zam talebimiz oldu. 12 gündür buradayız, devam ediyoruz, geri dönmeyeceğiz; bunu bilmelerini istiyorum. Günlük 8 saat görünüyor ama 10 saat çalıştırıyorlar. Mesaiye kalma zorla yapılıyor, üç vardiya şeklinde bir çalışma sistemi var. Normalde saat 8, akşam 5’te çıkmamız lazım ama bizi saat 6’da başlatıyorlar. Zam talebimiz hep ertelendi, bizi muhatap almadılar ve kendilerine göre bir yüzde 28’lik bir zam yaptık, dediler. Biz bu şartlarda çalışmayı kabul etmiyoruz, bu bizim çalışma koşullarımıza göre bir zam oranı değil. Greve başladığımızda Migros yönetimi tarafından bir SMS yoluyla bizleri işten çıkardıklarını söylediler. 100 kişiye yakın emekçi işten çıkarıldı. Lojmanlarda kalan arkadaşlarımızı da lojmanlardan çıkarmaya çalıştılar, direndiler ve çıkmadılar. Şu an aktif çalışanlara yönelik işten çıkarma tehditleri yapılıyor. Bizlerin çok zor talepleri yok, yıllık 9 milyar TL kâr açıklayan bir Migros bize yüzde 50 zammı çok görmemeli. Promosyon haklarımızın verilmesini istiyoruz ve bizler vergi diliminden dolayı çok mağdur oluyoruz; bu vergi diliminin yarısını yönetimin karşılamasını istiyoruz.” 

Geri alsınlar

Migros depo işçisi olarak 2,5 senedir çalışan Bilal Çelik, şunları dile getirdi: "9 saat çalışıyoruz molalar ve yemek yeme süremiz hariç 8 saat çalışmış oluyoruz. Fiziksel olarak çok ağır bir işte çalışıyoruz. Kadınlar çalıştığı için ağır sanayi olarak geçmiyor. Ağır sanayi olarak adlandırılmasın diye de kadınları çalıştırıyorlar. Migros’un yaptığı yüzde 28’lik zam bir insanın kirasına bile yetmez. Mutfak masraflarımızı bile karşılayamıyor. İşçiler eylemden sonra SMS yoluyla işten çıkarıldı. Bizi bir daha içeri almadılar. Biz de eylemlerimize dışarda devam etmek zorunda kaldık. Temel talebimiz var; yüzde 50 zam, promosyonların kesintisiz verilmesi, işten atılan işçilerin geri alınması.”

 

* * *

185 işçi, 37 gündür eylemde

Mersin Limanı’nda sendikaya üye oldukları gerekçesiyle işten çıkarılan 185 işçi, 37 gündür eylemlerini sürdürüyor.

Mersin Uluslararası Liman İşletmeciliği A.Ş. (MIP) ve taşeron şirketi Özgüneş Taşımacılık Forklift Hizmetleri Tic. ve San. Ltd. Şti. tarafından işten çıkarılan 185 liman işçisinin direnişi, 36’ncı gününde sürüyor. Mersin Limanı’nda yükleme ve boşaltma işlerini yapan Özgüneş Taşımacılık bünyesinde ağır ve güvencesiz koşullarda çalışan işçiler, anayasal haklarını kullanarak Tüm Taşıma İşçileri Sendikası’na (TÜMTİS) üye oldu. Sendikanın iş yerinde toplu iş sözleşmesi yapabilmesi için yürüttüğü çalışmalar sonucunda, çoğunluk tespiti 2022'de sağlandı. Patronun yetki tespitine yaptığı tüm itirazlar sendika lehine sonuçlanırken, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 22 Ekim 2025 tarihli yazısıyla TÜMTİS’in toplu iş sözleşmesi yapma yetkisi belgelendi. Toplu sözleşme görüşmeleri sürerken işveren, ihaleyi alamadığı gerekçesiyle işçileri 31 Aralık 2025'te sözlü beyanla işten çıkardı. Sendikaya üye oldukları için işten atıldıklarını belirten işçiler, sendikalı ve güvenceli biçimde işlerine geri dönme talebiyle aileleriyle birlikte MIP A Kapısı önünde eylemlerine devam ediyor.

İşten çıkarılan işçilerden Mahsun Eren, TİS görüşmelerinde 55 maddenin 28’i üzerinde anlaşma sağlandığını hatırlatarak, şunları söyledi: “Yılın son gününde işveren, ihale alamadığını söyleyerek ortadan kayboldu. Ardından 185 işçi işten atıldı. Arkadaşlarımızın çoğu ağır ve kötü çalışma koşulları nedeniyle bel, boyun ve kasık fıtığı ile solunum rahatsızlıkları yaşıyor. Bugün evlerine ekmek götüremiyorlar. Herhangi bir tazminat da ödemediler. İşten çıkarılanların en az 140’ı sendikalı. Liman girişlerimiz engelleniyor, işçi kıyımı sürüyor. Biz işimize geri dönmek istiyoruz. Sendikalı olmak bir haktır ve bu hakkımı sonuna kadar kullanacağım.”

Burhan Yanılgan ise 2015’ten bu yana Mersin Limanı’nda çalıştığını belirten Burhan Yılgın de bir aydan liman önünde direnişin ikinci ayında devam ettiğini söyledi. Yılgın, ücretlerin asgari ücret üzerinden bankaya yatırıldığını, kalan 20-30 bin liranın ise elden verildiğini belirten Yılgın, şöyle konuştu: “Bu yöntemle vergi kaçırılıyor. İşçiler düşük ücretli gösteriliyor, kölelik düzeni kalıcı hale getiriliyor. Zaman zaman 12 saat çalıştık ancak hak talep ettiğimizde karşılık bulamadık. Kirada olan, borçlu birçok arkadaşımız var. İşimize geri dönene kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.”

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.