
Her ay’ın kendine göre bir tavrı vardır. Temmuz, uzun zamandır şiir ve hüzünden yana tavırlıdır. Keza insan iradesinin ölümü yendiği bu ayda, hafızamız Diyarbakır zindanı ve Madımak çığlıklarıyla sonuna kadar dolu.
Şiir ve direnişin buluştuğu yazın bu günlerinde, ne yazık ki tebessüm eksik. Belli ki; şiir ve savaş başabaş gidecek bu yaz da! Birgün en güzel sözlerimizi söylüyoruz, birgün en derin ağıtlarımızı yakıyoruz. Bir an neşe içinde şiirin sesi etrafımızı kolaçan ediyor, bir an ölümün ve hiçliğin pençesine düşüyor yüreğimiz.
Hal böyleyken ölümün olduğu yerde şiir biraz mahçuptur. Belki bu yüzden şiir daha çok ölümün üstüne yaşamanın gizini serper. Nerde olursa olsun, yaşamın çehresini kirleten tehditler, insanın ömrünü kısaltır. Savaşla yaşlanan zamana durmadan alışırken, ölümün ağırlığı bile ortadan kalkıyor. Bu yüzden ölümsüzlük uğraşı her zaman şiirin genini oluşturmuş ve gerçeklik gerektiğinde, hürmetini şiirin elinden almıştır. Ama gelin görün ki bu hürmetli eller, bazen başka kirli ellerin emellerine kurban gidebiliyor. Ve tarih bir an için “bulanık bir geçmiş olabiliyor” ardımızda!
“Bazan oturduğum yerde
Kendi kendime dalıp giderim,
Bulanık geçmişimle.
Genişleyen halkalar çizerim,
Bir düşün uyanık imgesine.”
Yakılan bir şair...
Bu mahçup düş, yakılan bir şairin duygularıdır. Hepimizin huzurunu yitirdiği yıllarda, ajanslar 2 Temmuz 1993’teki Madımak yangınını duyurduğunda, şair Metin Altıok ve arkadaşları devletin esenliği, kimi vatandaşların milli ve dini hasasiyeti adına öldürülmüşlerdi. O yıllarda yakmak ve yakılmak bir akıbetti. Köyler yakıldı, evler talan edildi ve göç mezarlığına dönüştürüldü ruhumuz. İşte bizi Metin Altıok’a götüren de bu ruhun akıbetidir. Sivas’a gidene kadar; baba, eş, öğretmen, akraba, komşu, arkadaş, iyi şiir yazan ve yollarda ömür törpüleyen sade bir insandı Metin Altıok. Ama gittiği Sivas’tan, yakılan şair olarak bir daha dönmedi, dönemedi.
Metin Altıok, bir savaşın derin satrancında yitirilen onbinlerden biri olarak diğer sanatçı arkadaşlarıyla beraber toplumsal histeriye kurban gitti. Gelin görün ki Metin Altıok bir şairdi. Ve kolay unutulmadı, unutturulmadı. Sözleri söylendikçe, okundukça Sivas’taki yangın daha çok katillerin zihniyetini ele verdi. Ve o zihniyet Madımak’la başlayıp, Lice ile derinleştirilen, Güçlükonak’ta yakılan kemiklerin bile katili olarak da lanetlenmekten asla kurtulmayacak.
Daha güzel ve barış içinde bir inanç adına, şiir edebiyle gerçeği hatırlatmanın tavrıdır Temmuz’da şairi ve direnenleri anmak.
BEHİCE DEMİR