Bolu Cezaevi’nde tutulan Sercan Zorba, hakaret ve şiddete maruz kaldığı için dudaklarını dikerek açlık grevine başladı.
Bolu Cezaevi’nde tutulan Sercan Zorba, HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in açlık grevine destek için geçtiğimiz aylarda üç günlük açlık grevi yaptı. Zorba, açlık grevine son verdikten sonra ailesine, cezaevi yönetimi ve ceza infaz koruma memurlarının kendisine baskı uyguladığını söyledi. Son olarak ailesi ile telefonda görüştükten sonra Zorba’ya ters kelepçe takılarak hücreye gönderildi. Zorba da bu uygulamalara karşı dudaklarını dikerek açlık grevine başladı. Zorba’nın ablası Ebru Zorba kamuoyuna yardım çağrısında bulunuyor.
29 yaşındaki Sercan Zorba, daha önce Tekirdağ 2 Nolu Cezaevi’nde tutuluyordu. Zorba, 2015 yılında da cezaevi yönetiminin uygulamalarını protesto etmek için, dudaklarını dikerek açlık grevine gitmişti. Zorba yine cezaevinde kötü muameleyle karşılaşınca 2017’de dudaklarını dikti. Haberin kamuoyuna yansımasının ardından cezaevi yönetimine tepkiler büyümüştü. Zorba, Tekirdağ Cezaevi’nden 8 ay önce Bolu T Tipi Cezaevi’ne gönderildi. Burada Leyla Güven’in açlık grevine destek verdikten sonra kendisine kendisine ‘terörist’ denildiğini ve şiddet gördüğünü ailesine anlatan Zorba, son olarak bu uygulamaları protesto etmek için dudaklarını dikerek açlık grevine başladı.
Zorba’nın ablası Ebru Zorba, kardeşinin kendisine anlattıklarını, Duvar’dan Hacı Bişkin’e aktardı. Zorba, şunları söyledi: “Kardeşim, açlık grevini bitirdikten sonra ‘teröristsin’ denildi. Bu sözlerin üzerine savcılıkta suç duyurusunda bulunduk. Bu davranışlar son bulmadığı için açlık grevine başladı. 9 Ağustos’ta telefonla konuşurken bir gardiyan kendisine, ‘elini cebinden çıkart terörist’ diye bir şeyler söyledi. Sercan da bu sözlerin üzerine, ‘elim cebimde değil’ gibi cümleler söyledi. Telefon görüşü bittikten sonra neler olduğunu anlayamadık…”
Bir sonraki görüş
Abla Zorba, bir sonraki görüş için şunları söyledi: “Sercan telefonu kapattıktan sonra 20-25 gardiyanın yanına geldiğini söyledi. Ellerini ters kelepçelemişler. Saatlerce bir hücreye koyup işkence etmişler. Sercan da yaşananlari cezaevi müdürüne anlatıyor. Müdür kendisine, ‘Burası cezaevi bu tarz olaylar yaşanabilir’ demiş. Bu sözlerin üzerine kardeşim 19 Ağustos’ta dudaklarını dikerek açlık grevine devam etti. ‘Geber terörist’ diyerek yine hakaret ediyorlar. Sercan şu an doktor kontrolüne bile çıkarılmıyor.
İSTANBUL
Yüzde 98 engelli bırakılmıyor
İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, hasta tutsukların serbest bırakılması istemiyle Galatasaray Meydanı’nda düzenlemek istedikleri “F Oturumu”nun 388’incisi de polisler tarafından engellendi. Bunun üzerine açıklama, Taksim’de bulunan İHD İstanbul Şubesi önünde yapıldı. Serbest bırakılmaları istenen hasta tutukluların fotoğraflarının taşındığı eylemde, “Tedavi hakkı engellenemez” ve “Tecrit öldürür dayanışma yaşatır, hasta mahpus Serdal Yıldırım serbest bırakılsın” pankartları açıldı. Açıklamaya, oyuncu Nur Sürer ve çok sayıda yurttaş da katıldı.
Ağır hasta tutuklu ve yüzde 98 fiziksel engelli Serdal Yıldırım’ın durumuna dikkat çekilen bu haftaki açıklamayı İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu üyesi Hatice Onaran yaptı. Serdal Yıldırım’ın cezaevine girmeden önce 2009’da geçirdiği bir trafik kazasında belden aşağısının tutmadığını ve felçli kaldığını belirten Onaran, “Bu zamana kadar 12 ameliyat geçirdi. Beline platin takıldı. Ancak platinlerde kayma meydana geldiğinden, sırtındaki kemikler dışarıya çıkmış ve yeniden ameliyat edilmesi gerekiyor” dedi.
Yıldırım’ın Adli Tıp Kurumu’nun (ATK) “Yüzde 98 engelli, tahliye edilebilir” raporuna rağmen 8 aydır Metris R Tipi Cezaevi’nde tutulduğunu kaydeden Onaran, Kızıltepe Emniyet Müdürlüğü’nün “toplum güvenliği için problem teşkil edeceği” yönündeki beyanı esas alınması sebebiyle serbest bırakılmadığını aktardı.
Açıklama, “Tecrit öldürür dayanışma yaşatır” ve “İnsanlık onuru işkenceyi yenecek” sloganlarıyla son buldu.
ANKARA
Tedavi hakkı engelleniyor
Bakırköy L Tipi Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan kadınlar, aileleri aracılığıyla gönderdikleri mektupta cezaevinde yaşanan sorunları anlattı.
Ciddi sağlık problemleri yaşadıklarına dikkat çeken kadınlar, “Tedavi olmamız lazım fakat bu engelleniyor. Bazı arkadaşlarımızın durumu çok ağır olmasına rağmen tedavi edilmeleri engellenmektedir. Tedavi hakkımız keyfi uygulamalarla geçiştiriliyor” dedi.
Durumu ağırlaşıp muayeneye götürülen tutukluların bile kötü karşılandığını ifade eden kadınlar, “Asker ve gardiyanlar tarafından kelepçeleri açılmıyor. Muayene esnasında askerler odadan çıkmıyor. Doktorlar durumu görüyor ve müdahale edeceği zaman, ‘bu kelepçe açılmaz, sen bir tutuklusun unutma’ diyor. Bunların genel değil geçici sağlık kanunları olduğu ortadadır” dedi.
120 gün hücre cezası
Cezaevindeki hasta tutsaklar listesinde yer alan Zerdeşt Oduncu’ya, Öcalan üzerindeki tecride karşı açlık grevine girdiği gerekçesiyle cezaevi yönetimi tarafından 120 gün hücre cezası verildi.
Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan Oduncu, hakkında açılan disiplin soruşturması sonucunda verilen hücre cezasını haftalık telefon görüşmesinde ailesine aktardı. Bu ceza doğrultusunda 11 gündür tek kişilik hücreye konulduğu bilgisini veren Oduncu, hücrenin havalandırmasının olmadığını belirtti. Oduncu, girdiği eylem dolayısıyla hala tuz yiyemez durumda olduğunu da kaydetti. Anne Selma Oduncu, 162 gününe ulaşan açlık grevi eylemi sırasında vücudu su toplayıp, yine çeşitli yaralar çıkan oğlunun henüz iyileşmeden hücreye konulması dolayısıyla kamuoyuna duyarlılık çağrısı yaptı.
Başdaş’ı serbest bırakın
İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Şubesi Cezaevi Komisyonu üyeleri, “Hasta tutsaklar serbest bırakılsın” talebiyle bu hafta da Konak ilçesi eski Sümerbank önünde, 61 yaşındaki yüzde 86 engelli hasta tutsak Mevlüde Başdaş’ın durumuna dikkat çekti.
Açıklamayı İHD yöneticisi Ahmet Çiçek yaptı. Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’nde yaklaşık 2 yıldır tutulan Mevlüde Başdaş’ın durumunu dikkat çeken Çiçek, “Şimdi ise verem şüphesi nedeniyle tek kişilik hücreye konulmuş ve 2 haftadır sürekli Suat Seren Göğüs Hastalıkları Hastanesine götürülüp getiriliyor.”
Çiçek, Başdaş’ın tedavisinin rahat ve steril bir ortamda sürdürebilmesi için derhal tahliye edilmesini istedi. Başdaş’ın oğlu Mustafa Beşdaş ise, annesinin sağlık durumuna dikkat çekerek, şunları söyledi: “Annem ağır hastadır. Yüzde 86 engelli raporu var. Buna rağmen serbest bırakılmıyor. Biran önce serbest bırakılmasını istiyoruz.”
Açıklamaların ardından 5 dakikalık oturma eylemi yapıldı.
İnsülin için iğne verilmiyor
Kırıkkale Cezaevi’nde bulunan şeker hastası Hasan Akman’a, insülin için iğne ucu verilmediğinden, aynı iğne ucunu 15 gün boyunca kullanmak zorunda kaldığını ifade etti.
Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, eylemlerinin 261’inci haftasında, İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi önünde bir araya geldi. Burada inisiyatif adına İHD üyesi Zarife Çamalan açıklama yaptı. Çamalan, Kırıkkale F Tipi Cezaevi’nde bulunan hasta tutuklu Hasan Akman’ın durumuna dikkat çekti.
Akman’ın şeker hastası olduğunu söyleyen Çamalan, “Tedavi için insülin pompası kullanması gerekiyor ama Kırıkkale’nin küçük bir yer olduğu, medikalde bulunmadığı gerekçe gösterilerek pompa kendisine verilmiyor. Bize gönderdiği mektupta aktardığına göre, pompayı ve şeker ölçüm çubuklarını para ile almasını istemişler. Normal koşullarda günlük olarak en az 5 kez ölçüm yapması gerekirken ancak 4 ay önce tutuklanıp cezaevine konulduğundan bu yana hiç şeker ölçümü yapamamış” bilgilerini paylaştı.
Akman’ın şu an kullanmak zorunda kaldığı insülinler için iğne ucu yazdırdığını, ancak “Ölçüm çubuklarını raporun karşılamıyor” denilerek kendisine verilmediğini belirten Çamalan, “Akman gönderdiği mektubunda iğne uçlarını her kullanışta değiştirmesi gerekirken elinde başka uç olmadığı için aynı ucu 15 gün boyunca kullanmak zorunda kaldığını, bunun bir sebebinin de daha sonra revire çıkmak için yazdığı dilekçeler olduğunu, birçok mahpusun aynı sorunu yaşadığını da ifade etmiştir” dedi.
Kırıkkale Cezaevi’nde genellikle revir taleplerinin karşılanmadığını aktaran Çamalan, devamında şunları söyledi: “Akman’ın sağlık sorunlarının giderilmesini, ihtiyacı olan malzemelerin karşılanmasını, hastane sevklerinde yaşamış oldukları sorunların acil bir şekilde giderilmesini, insanlık onuruna aykırı olan ve sağlığa erişimi engelleyen kelepçeli muayene ve tek kişilik ring araçları ile sevke son verilmesini talep ediyoruz.”